Ember’in yeni analizine göre Türkiye 2025’te elektrikli otomobil satışlarında Avrupa’nın en büyük dördüncü pazarı oldu. Türkiye’de elektrikli otomobil tercihini belirleyen ana motivasyon çevre duyarlılığı değil; ekonomi. Yakıt maliyetleri, bakım avantajı ve özellikle vergilendirme sistemi.
Ember’in ortaya koyduğu rakamlar oldukça güçlü: Türkiye’de 2024 yılında yeni otomobil satışları içinde yüzde 10 olan tamamen elektrikli araçların payı, 2025 yılında yüzde 17’ye yükseldi. Aynı dönemde Avrupa Birliği genelinde elektrikli otomobillerin yeni otomobil satışlarındaki payı yüzde 14’ten yüzde 17’ye çıktı. Böylece Türkiye, elektrikli araç satış payında ilk kez AB ortalamasını yakalamış oldu.
2025 yılında Türkiye’de satılan elektrikli otomobil sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 80 artış gösterdi. Yılda yaklaşık 190 bin elektrikli otomobil satışıyla Türkiye; Norveç, Hollanda ve Belçika’yı geride bırakarak Avrupa’da dördüncü sıraya yükseldi. Türkiye’de elektrikli otomobil tercihini belirleyen ana motivasyon çevre duyarlılığı değil; ekonomi. Yakıt maliyetleri, bakım avantajı ve özellikle vergilendirme sistemi.
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan’ın altını çizdiği gibi, iki faktör öne çıkıyor: “Türkiye’de elektrikli araç satışlarındaki hızlı artışın arkasında iki temel neden öne çıkıyor. İlk olarak, Türkiye’de üretimi yapılan yerli elektrikli otomobil markası dahil olmak üzere piyasaya sunulan yeni ve görece uygun fiyatlı modeller, elektrikli araçlara erişimi artırdı. İkinci olarak ise otomobil markalarının Türkiye’de uygulanan vergilendirme sistemine uyumlu modeller geliştirmesi, 2024 ve 2025 yıllarında satışların hızlanmasını sağladı.”
Trafikteki pay hâlâ düşük, benzin tüketimi artıyor
Bu arada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konu var. Elektrikli otomobil satışlarındaki güçlü artışa rağmen, Türkiye’de trafiğe kayıtlı otomobillerin henüz yalnızca yaklaşık yüzde 2’si elektrikli. Fosil yakıtlı araçlar halen trafikteki ağırlığını koruyor. Bu durum, enerji tüketim verilerine de yansıyor.
2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’de benzin tüketimi, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 16 arttı. Aynı dönemde ham petrol ithalatı da yüzde 5,3 yükseldi. Elektrikli araç satışlarındaki artış, enerji ithalatını azaltmak açısından henüz yeterli seviyeye ulaşmış değil.
Elektrikli araçları önemli kılan, hangi elektrikle çalıştığı, elektriğin kaynağının ne olduğu. Eğer bu büyüme yenilenebilir enerjiyle desteklenmezse, fosil yakıttan kurtulmuş olmayız. Dolayısıyla, ulaşımda elektrifikasyonu, enerji politikasıyla aynı anda düşünmek gerekiyor.
Yenilenebilir enerji ve ulaşımda elektrifikasyon birlikte ilerlemeli
Elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı artarken, ulaşımda elektrifikasyon da enerji ithalatını azaltmak açısından kritik önem taşıyor. Türkiye’de elektrik sektöründe halihazırda inşaat halinde olan fosil yakıtlı santral bulunmazken, 2025 yılında devreye alınan yeni santrallerin tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarına dayandı.
Alparslan, “Elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payının artması kadar, tüketimde elektriğe geçiş de kritik bir öneme sahip. Türkiye’de elektrikli otomobiller yaygınlaşmaya başlasa da, yenilenebilir enerji ve elektrikli araçlarla enerji ithalatını düşürmek için henüz hayata geçirilmemiş büyük bir potansiyel var. Ulaşımda elektrikli araçlara geçişin hızlanması, araç fiyatlarını uygun seviyelerde tutacak vergilendirme politikaları ve artan yenilenebilir enerji kapasitesiyle birlikte Türkiye’nin enerji ithalatını azaltma potansiyelini önemli ölçüde güçlendirebilir” diyor.
