Gebze denildiğinde akla ilk gelen hep aynıdır; fabrikalar, organize sanayi bölgeleri, ihracat rakamları, üretim bantları... Oysa yıllardır bu bölgeyi takip eden biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bir sanayi kentini güçlü yapan sadece bacaların tütmesi, üretimin devam etmesi değildir. O üretimi sürdürecek insanı yetiştirebilmek, işletmeleri birbirine bağlayabilmek ve geleceği bugünden planlayabilmektir, bana göre önemli olan. Çünkü sanayileşme yalnızca ekonomik bir meseleden ibaret sayılmamalı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Her fabrika bir kaledir" sözü de tam olarak bunu anlatır. O kalelerin ayakta kalması ise nitelikli insan kaynağı, ortak akıl ve doğru vizyonla mümkündür.
GTO, KLASİK ODA ANLAYIŞININ ÖTESİNE GEÇTİ
Tam da bu noktada Gebze Ticaret Odası’nın ve Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş ile yönetiminin son dönemde ortaya koyduğu yaklaşımın klasik oda anlayışının ötesine geçtiğini ifade etmek isterim. Bugün birçok kurum ticaretten bahsediyor. Ancak ticareti ayakta tutacak en önemli unsur olan nitelikli insan kaynağına yatırım yapan kurum sayısı oldukça sınırlı. GTO mesleki eğitimi merkeze koyarak farklı bir yol izliyor.
GTO’nun destek verdiği 42 Kocaeli projesi geleceğin yazılımcılarının yetişmesine katkı sağlarken, Mesleki Eğitim Tanıtım ve Bilim Fuarı da meslek liselerinin itibarını güçlendirmeyi hedefledi. Üstelik bu çalışmalar sözde kalmadı. Başarılı öğrenci projelerine sağlanan 2 milyon liralık hibe desteği de karşılığını verdi. Bugün Gebze’deki mesleki ve teknik Anadolu liselerinde doluluk oranlarının yüzde 100’e yaklaşması, nitelikli ara eleman yetiştirme konusunda doğru bir istikamette ilerlendiğini gösteriyor.
Ancak güçlü bir sanayi ekosistemi yalnızca nitelikli insan kaynağıyla kurulmaz. İşletmelerin dijital dönüşüme uyum sağlaması da aynı derecede önemlidir. Bu noktada GTO'nun hayata geçirdiği Dijital Olgunluk Değerlendirmesi Projesi öne çıkıyor. Proje kapsamında işletmelerin dijital olgunluk seviyeleri analiz edilirken, Endüstri 4.0’a uyum, verimlilik ve küresel rekabet gücünü artırmaya yönelik bir yol haritası da oluşturuldu. Ancak GTO’nun dikkatimi çeken bir başka yönü daha var. O da üyelerini sadece dinleyen değil, onları birbirleriyle buluşturan bir yapı kurmaya çalışması.
15 TEMMUZ'DA MİLLET OLARAK DEMOKRASİMİZE SAHİP ÇIKTIK
Tedarikçi Günleri organizasyonları bunun en güzel örneği. Büyük sanayi kuruluşlarının satın alma ekipleriyle bölgedeki üreticileri aynı masa etrafında buluşturmak, yerli tedarik zincirini güçlendirmek ve ticaretin bölge içinde büyümesini sağlamak, sahadan kopmayan bir yönetim anlayışını da ortaya çıkarıyor.
Elbette yapılacak daha çok iş var. Şu bir aşikârdır ki bugün ortaya konulan tabloya baktığımda GTO'nun yalnızca belge veren ya da resmi işlemleri yürüten bir kurum olmanın ötesine geçerek üyelerine yön veren, üretimi ve yatırımı destekleyen bir anlayış geliştirdiğini görüyorum. Aslında bu yaklaşım, ekonomik bağımsızlığa verilen önemin de bir göstergesi. 15 Temmuz'da millet olarak demokrasimize ve ülkemize birlik içinde sahip çıktıysak, bugün de ekonomik bağımsızlığımızı korumanın yolu üretime, ihracata ve sanayimize ve en çok da insan kaynağımıza aynı kararlılıkla sahip çıkmaktan geçiyor. Gebze Ticaret Odası'nın ortaya koyduğu duruş da bu anlayışın ekonomik alandaki yansıması niteliğini taşıyor.
15 Temmuz'da millet olarak demokrasimize ve ülkemize birlik içinde sahip çıktıysak, bugün de ekonomik bağımsızlığımızı korumanın yolu üretime, ihracata ve sanayimize ve en çok da insan kaynağımıza aynı kararlılıkla sahip çıkmaktan geçiyor.