Kocaeli, Türkiye’nin sanayi üretiminde ve ekonomik gücünde lokomotif şehirlerinden biri olarak öne çıkıyor ve tam da bu nedenle bu şehri anlamanın en doğru yolu, farklı kesimlerin aynı masada buluştuğu organizasyonlara bakmak oluyor.
Bazen bir şehirle ilgili en önemli gerçeği, uzun toplantılarda ya da kalın raporlarda değil; farklı kesimlerin aynı masada buluştuğu organizasyonlarda görebiliyorsunuz.
EKONOMİ Gazetesi olarak geçtiğimiz günlerde düzenlediğimiz Kocaeli Çevre Teknolojileri Zirvesi ve Sergisi’nin ardından aklımda kalan en temel mesele şu oldu: Kocaeli artık çevreyi yalnızca konuşan değil, çevreyle daha fazla uyum ve yönetişim içerisinde olmak zorunda.
Bunu söylerken, doğrudan ekonomik gerçeklerden ve küresel rekabetin yeni kurallarından bahsediyorum, tabi ki. Çünkü bugün çevre, üretimin dışında bir alan değil; doğrudan üretimin kendisini belirleyen bir faktör haline geldi.
Önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri COP31 Küresel İklim Zirvesi olacak. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı bu büyük organizasyon öncesinde Kocaeli’nin ortaya koyacağı performans, yalnızca kentimizin değil ülkenin de yeşil dönüşüm vitrini açısından belirleyici olacak.
Aslında Kocaeli bu süreci Türkiye’de en iyi yöneten şehirlerden. Yıllardır süren çevre yatırımları, atık yönetimi altyapısı, arıtma tesisleri ve sanayi kaynaklı çevresel iyileştirme çalışmalarıyla güçlü bir zemine sahip.
İzmit Körfezi bunun en somut örneği. Bir dönem “ölü körfez” olarak anılan bu iç deniz, dip çamuru temizliği, biyolojik arıtma yatırımları ve ekosistem koruma projeleriyle yeniden hayat buluyor. Deniz canlılarının geri dönüşü ve su kalitesindeki iyileşme, aslında uzun vadeli çevre politikalarının somut sonucunu gösteriyor. Kocaeli Çevre Teknolojileri Zirvesi ve Sergisi’nde bu konuda yapılan son açıklamaların, dinleyicilerin yüzünde bir tebessüm yarattığının şahitlerindenim. Zirvede ayrıntıları açıklanan Kocaeli’de yapımı hızla süren demir yolu ve metro projesinin de sosyal, ekonomik, çevresel olumlu etkilerini de bir an evvel hissetmek istiyoruz.
Mesele tek başına çevreyi temizlemek değil. Mesele, çevreyi ekonomik sistemin merkezine yerleştirmek ve temiz tutmak. Bu noktada Kocaeli’nin sahip olduğu en kritik avantajlardan biri su yönetimi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın
KSO’da 32’nci Şahabettin Bilgisu Çevre Ödülleri töreninde paylaştığı veriler aslında meselenin ölçeğini net biçimde ortaya koyuyor. Şehirdeki gri su kapasitesi yaklaşık 49 milyon metreküp seviyesinde. Sanayinin yıllık su tüketimi ise yaklaşık 45 milyon metreküp. Yani doğru planlama ve altyapı ile sanayinin su ihtiyacının çok büyük bir bölümü geri kazanılmış suyla karşılanabilecek durumda.
Öte yandan Kocaeli’de toplam su tüketimi yıllık yaklaşık 200 milyon metreküp seviyesinde. Bu tablonun içinde kayıp-kaçak oranı yaklaşık yüzde 22. Bu oran Türkiye ortalamasına göre iyi olsa da hâlâ önemli bir tasarruf alanı olduğunu gösteriyor. Küçük görünen yüzde 2’lik bir iyileştirme bile milyonlarca metreküp suyun sisteme geri kazandırılması demek.Şu bir aşikarki Kocaeli, sanayide olduğu kadar çevre ve sürdürülebilirlik alanında da öncü olabilecek güce sahip. COP31’e giden süreçte önemli olan, bu potansiyeli doğru projelerle destekleyerek yeşil dönüşümü bir hedef değil, bir yaşam ve üretim kültürü haline getirebilmek. Yeşil Kocaeli, Türkiye’nin yeşil dönüşüm yolculuğunda öncü şehirlerinden biri olabilir; yeter ki ortak hedeflerden vazgeçmeyelim.