Günümüz dünyasında dijitalleşme ve yapay zekâ (YZ), ekonomik büyüme, toplumsal gelişim ve rekabet gücünün temel taşları haline gelmiştir.
Ancak Türkiye’de bu alanlar, sıklıkla “es geçiliyor” olarak nitelendirilen süreçten geçtiği iddiası var.
Resmi stratejiler ve bazı girişimler olmasına rağmen, yetersiz yatırımlar, beyin göçü, altyapı eksiklikleri ve düşük benimseme oranları nedeniyle Türkiye, bu devrimsel teknolojilerde yeterince başarıyı yakalayamadığı görüşüne karşı olanlardan biri olarak bu bakışla konuyu irdelemek isterim.
Açık kaynaklardan yararlandığım bugünkü yazımda, Türkiye’deki dijitalleşme ve YZ’nin mevcut durumunu, karşılaşılan zorlukları ve bu ihmalin olası sonuçlarını ayrıntılı bir şekilde ele alacak, aynı zamanda iyileştirme önerileri sunulacaktır.
Türkiye’de dijitalleşmenin mevcut durumu
Türkiye, son yıllarda dijital dönüşümde bazı adımlar atmış olsa da, bu süreç genellikle yüzeysel ve yetersiz kalmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin (DTO) öncülüğünde geliştirilen stratejiler, e-devlet hizmetleri ve akıllı şehir projeleri gibi alanlarda ilerleme kaydetmiştir.
Örneğin, 2023 verilerine göre Türkiye’de işletmelerin yalnızca %5,5’i yapay zekâ teknolojilerini kullanmaktadır; bu oran Avrupa Birliği ortalamasının (%8) altında kalmaktadır.
Ayrıca, makine-makine (M2M) iletişim penetrasyonu, OECD ortalamasının (42,6) oldukça altında, sadece 9,5 seviyesindedir.
Dijitalleşme, toplumun her katmanını etkilemesi gereken bir süreç olmasına rağmen, Türkiye’de dijital uçurum (digital divide) belirgindir.
Kırsal bölgelerde hızlı internet erişimi sınırlı, yetişkinlerin teknoloji zengin ortamlarında problem çözme becerisi oranı ise %7,8 gibi düşük bir seviyededir.
OECD raporları, bu eksikliklerin işletmelerin gelişmiş dijital teknolojileri benimsemesini engellediğini vurgulamaktadır.
Pandemi döneminde dijital hizmetlerin artması, olumlu bir ivme yaratmış olsa da, bu ilerleme kalıcı bir dönüşüme dönüşmemiştir.
Aksine, birçok kurum kendi web siteleri ve uygulamalarını bağımsız olarak yönetmekte, bu da bütünleşik bir yaklaşımın eksikliğini ortaya koymaktadır.
Toplum 5.0 vizyonu gibi kavramlar tartışılmakta, ancak uygulama aşamasında zorluklar yaşanmaktadır.
Akıllı şehirler, dijital sağlık ve eğitim gibi alanlarda potansiyel yüksek olsa da, yatırımlar yetersiz kalmakta ve bu fırsatlar es geçilmektedir.
Yapay zekânın Türkiye’deki gelişimi ve stratejiler
Türkiye, 2021-2025 Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi ile YZ alanında bir yol haritası belirlemiştir.
Bu strateji, Dijital Dönüşüm Ofisi ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanmış olup, araştırma, eğitim ve etik kurallar gibi alanları kapsamaktadır.
Strateji, YZ’nin sosyo-ekonomik yapı üzerindeki dönüştürücü etkisini kabul etmekte ve bir ekosistem oluşturmayı hedeflemektedir.
Ancak, bu belge daha çok keşfedici nitelikte olup, radikal dönüşümler yerine başlangıç adımlarını temsil etmektedir.
YZ uygulamaları, savunma, sağlık ve üretim sektörlerinde sınırlı da olsa görülmektedir.
Örneğin, TÜBİTAK BİLGEM’in Türkçe Büyük Dil Modeli (Turkish Large Language Model) geliştirme çalışmaları, dil bariyerlerini aşmak için önemli bir adım.
Ancak, genel olarak YZ benimseme oranı düşük; endüstriyel devrimde YZ’nin entegrasyonu, eski teknolojiler ve yüksek maliyetler nedeniyle engellenmektedir.
Bazı uzmanlar, Türkiye’nin YZ devrimini kaçırdığı görüşünde, çünkü ülke daha çok tüketici konumunda kalmakta, yenilikçi üretimde geride durmaktadır.
Diplomatik alanda da YZ, stratejik bir unsur olarak ele alınmakta; ancak, etik ve düzenleme zorlukları nedeniyle ilerleme yavaş.
AB YZ Yasası gibi düzenlemeler tartışılırken, Türkiye’nin yaklaşımı belirsiz kalmaktadır.
Neden es geçiliyor? Karşılaşılan zorluklar
Türkiye’de dijitalleşme ve YZ’nin göz ardı edilmesinin temel nedenleri şunlardır:
- Finansal ve Altyapı Eksiklikleri: YZ geliştirme için gerekli fonlar sınırlı.
Bulut bilişim gibi teknolojilerde kurumlar kendi özel çözümlerini tercih etmekte, bu da ulusal bir yaklaşımı engellemekte.
Altyapı boşlukları, özellikle kırsal alanlarda dijital uçurumu derinleştirmekte.
- Beyin Göçü ve Yetenek Eksikliği: Teknoloji sektöründe nitelikli personel yurt dışına göç etmekte. Bu “beyin göçü”, YZ ekosistemini zayıflatmakta ve yenilikçi projeleri sekteye uğratmakta.
Eğitim sisteminde teknik becerilerin geliştirilmesi yetersiz.
- Yasal ve Etik Belirsizlikler: YZ’nin iş yerlerinde kullanımı, iş kaybı ve eşitsizlik risklerini artırmakta. Veri koruma ve etik karar alma süreçlerinde yasal çerçeveler eksik.
- Düşük Benimseme ve Kültürel Direnç: İşletmelerde YZ kullanımı düşük; bu, kısmen eski teknolojilere bağımlılıktan kaynaklanmakta.
Ayrıca, “dijital koloniyalizm” endişesiyle, Türkiye veri sağlayıcısı konumunda kalıp teknoloji üreticisi olamamakta.
- Siyasi ve Ekonomik Öncelikler: Ulusal stratejiler var olsa da, uygulama aşamasında diğer ekonomik sorunlar (enflasyon, işsizlik) ön plana çıkmakta, dijital yatırımlar arka planda kalmakta.
Bu zorluklar, Türkiye’nin teknolojik olarak ileri bir ülke olma potansiyelini baltalamakta; örneğin, savunma ve eğitim gibi sektörlerde yapısal sorunlar ilerlemeyi yavaşlatmakta.
Diğer Ülkelerle Karşılaştırma ve Sonuçlar
Küresel ölçekte, ABD ve Çin gibi ülkeler YZ’ye milyarlarca dolar yatırım yaparken, Türkiye’nin harcamaları sınırlı kalmakta. AB ülkelerinde YZ benimseme oranı daha yüksek; bu, ekonomik verimlilik ve yenilikçilikte fark yaratmakta.
Türkiye’de bu ihmalin sonuçları ağır: İş kaybı riski artmakta, rekabet gücü düşmekte ve dijital bağımlılık artmakta.
Uzun vadede, gelişmekte olan ülkeler arasındaki dil ve veri eksiklikleri gibi sorunlar, kalkınma farklarını genişletmekte.
Eğer es geçilmeye devam edilirse, Türkiye “pasif tüketici” konumuna hapsolabilir.
Öneriler ve Sonuç
Bu ihmalin üstesinden gelmek için şu adımlar atılabilir:
- Yatırım Artışı: YZ ve dijital altyapıya ayrılan bütçeyi artırmak, teşvikler sağlamak.
- Eğitim Reformu: Teknik eğitimleri güçlendirmek, beyin göçünü önleyecek politikalar geliştirmek.
- Yasal Çerçeve: Etik YZ düzenlemeleri oluşturmak, AB standartlarına uyum sağlamak.
- Kamu-Özel İş Birliği: Sektörler arası ortaklıkları teşvik etmek.
- Ulusal Ekosistem: Yerli YZ modellerini desteklemek, veri merkezlerini geliştirmek.
Sonuç olarak, Türkiye’de dijitalleşme ve yapay zekâ, büyük fırsatlar sunmasına rağmen, sistematik ihmal nedeniyle es geçilmektedir.
Bu durum, ülkenin geleceğini riske atmakta; ancak kararlı adımlarla dönüşümü gerçekleştirmek mümkün olacağı inancındayım.
Zaman yitirmeden hemen harekete geçmek, Türkiye’yi “teknopolar dünya”da aktif bir oyuncu haline getirebilir.
“Bugün dijitalleşme yaşamın her alanında bir tercih değil, rekabet edebilmenin ve ayakta kalmanın ön koşuludur” sözü ile yazımı sonlandırmak isterim.