Çin, ana sanayide olduğu gibi yan sanayi mallarında da etkinliğini artırıyor. Yerli otomotiv üretimi yüzde 8, beyaz eşya yüzde 2'den fazla daraldı. Ham çelik üretimimiz de geçen yıl yüzde 1 geriledi.
Salı günkü EKONOMİ'de Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Fuat Tosyalı, "Avrupa çelik ithalatının yüzde 20'sini ülkemizden karşılıyor. Fakat Çin arka kapıdan dolaşarak bu pazara girmeye çalışıyor. Ara mamulde yapacağı agresif hamlelerle Türkiye'yi bir sıçrama tahtası olarak kullanabilir" diyor, çelik sektörünün stratejik öneminin farkında olarak ithalatta dikkatli olunması gerektiğinin altını kırmızı kalemle çiziyordu.
Tüm sektörlerde ithalata yönelim artıyor. Dr. Bader Arslan'ın analizini hatırlayacaksınız: Türkiye'deki otomotiv satışlarının yüzde 80'ini ithal araçlar oluşturuyor. Bir çarpıcı veri daha paylaşayım: Son son dört buçuk yıl içinde otomobil ithalatımız yüzde 124, ihracatımız ise yüzde 34 arttı. Otomotivde böyle de, ihracatımızın bir başka lokomotifi dayanıklı tüketimde farklı mı? Hayır! Dayanıklı tüketimde son 4,5 yıl içinde ihracat yüzde 50 arttı. İthalattaki artış ise yüzde 315! Söze ADMİB Başkanı Tosyalı'nın demir-çelikteki Çin uyarısıyla başladık. Demir-çelikteki durumu da verelim: Son 4,5 yılda ihracat yüzde 16, ithalat ise yüzde 57 arttı.
Çin, 4 yıl önce sıcak haddelenmiş çeliği 840 dolara satıyordu. Türkiye ise 950 dolara... Ürettiğini tüketemeyen Çin, dışarıya satmak için güncel fiyatını 515 dolara çekti. Yerli üreticimiz de ister istemez fiyatını 620 dolar civarına indirdi. Bilgisine başvurduğumuz çelik üreticisi "Hassas terazideyiz" diyor; "fiyatta maalesef kontrolümüzün dışında büyük bir rekabet dönemine girdik. Şu sırada bir birimlik maliyet artışına dahi tahammülümüz yok. Çünkü o bir birim bile bizim için hayat memat meselesine dönüştü."