MELEK SARIBEKİR - AKADEMİSYEN
“Sapere aude-bilmeye cesaret edin.” Bu Latince ifadeyle başlıyorum, çünkü gücümüzü rızamızla teslim ettiğimiz yeni teknoloji düzeninde ve öngörememenin getirdiği kaygının hakim olduğu iş dünyasında giderek daha anlamlı hale geliyor. Bugün ‘sermaye’ kavramı sadece finansal varlıklarla sınırlı değil; bilgi, sosyal ağlar, zaman gibi üretici kaynaklar da karar alma süreçlerini yönlendiriyor. Sanayi devriminden bugüne dek hızlanarak yaşanan değişimler, hem iş hem sosyal yaşamda karmaşık rolleri ve yükümlülükleri beraberinde getirmiş ve bizi endüstri toplumundan önce bilgi toplumuna, oradan da süper akıllı toplum 5.0’a taşımıştır.
Toplum 6.0’a değerli akılla girebilenler, oyun kurucu olacak
Bu süreçte güç, ilişkiler, iş yapış şekilleri, normlar ve değerler yeniden tanımlanmakta; beraberinde tüm aktörlerin gücünün kaynağı sermaye formları yeniden şekillenerek sosyal, bilgi ve zaman içerikli üç boyutta dönüşmekte. Bunlara yatırım yaparak toplum 6.0’a değerli akılla girebilenler, oyun kurucular olacak. Gelecek vizyonu olarak “toplum 6.0” düşüncesi, yapay zekâyla güvenli ve kapsayıcı ortaklık kurmayı esas alır. Çünkü halen insan özne; insanın insanla olan ilişkisi toplumsal düzenin temeli ve insanın tüm canlılarla ilişkisi etiğin özü; değerli akıl da etiğin temel gereği. İnsani ilişkileri, ekosistemi ve değerleri merkeze alan akıllı toplum mümkün müdür sorusuysa, sermaye paradigmalarının yeniden yorumlanmasını gerektirir.
Belirsizlikler artarken, geleneksel kapital -ekonomik sermaye- tek başına vizyon üretmekte yetersiz kaldı.1970’lerin hakim anlayışı hissedar kapitalizminden, paydaş kapitalizmine geçiş, ortak iyinin gücünü öne çıkaran bir yönetişim anlayışını zorunlu kıldı. Artık şirketlerin ve sivil toplum örgütlerinin uluslararası düzende oyun kurucu aktör gücü olduğunu, şirketlerin yegâne sorumluluğunun kar etmek olmadığını biliyoruz. Bu dönüşüm daha fazlasını talep ediyor; farkındalıkları artan ‘sorumlu’ yeni tip liderlerle, yaptığı işten anlam bekleyen, ilham veren liderler isteyen nesiller sahnede.
Teknoloji tarafında ise yapay zekâ, artık ‘araç’ olmaktan çıktı; iş ortaklığına dönüşen bir güç olarak karşımızda. Verinin çoğalması karar süreçlerini hızlandırıyor, hataları azaltıyor ve daha öngörülebilir sonuçlar üretiyor. Ancak iki kritik uyarı var: Teknolojinin sunduğu olanaklar, etik ve toplumsal değerlerle dengelenmediği sürece zararlı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle değerlere dayalı bir çerçeve gerekiyor; işte değerli akıl ve değerli sermaye kavramları bu çerçeveyi oluşturuyor. Peki, hangi sermaye türleri önem kazanıyor? Dönüşümü farklı sermaye türleri üzerinden açıklayan Fransız sosyolog Pierre Bourdieu’ya göre toplumsal yapı, ekonomik sermayenin ötesinde kültürel ve sosyal sermaye ile yeniden üretilir. Kültürel ve sosyal sermayenin birleşiminden doğan ‘sembolik güç’, ekonomik sermayeyi ikame edici ve dönüştürücü kaynak sağlar. Basitçe tanımlarsak kültürel sermaye, eğitim, bilgi birikimi ve yaşam tarzıyla bireyi toplumsal hareketliliğe taşıyan görünmez bir asansör; sosyal sermaye, güvene dayalı ağlar, ortak değerler ve itibar sayesinde fırsat kapılarını açan bir anahtar. Bu kuramı günümüz dinamikleriyle yorumlayarak, bilgi ve zaman sermayesini de eklemek gerekiyor.
Zaman, verimliliğin en kritik kaynağı
Bilgi sermayesi, veriye erişim ve analiz becerisiyle kararların isabetini artırırken; zaman verimliliğin en kritik kaynağı olarak teknolojinin hızlandırıcı etkisiyle değer kazanıyor. Bu beş sermaye formu, birbirleriyle etkileşerek yalnızca finansal değer üretmez; ekosistem ve toplumsal yaşam için öngörülebilir gelecek inşa eder. Yapay zekâ ile güçlendirilmiş karar alma mekanizmaları, çok boyutlu sermaye formları ve değerli aklın hâkim olduğu bir dünya düzeni ile ancak sürdürülebilir bir gelecek inşa edebiliriz.
Küresel örnek, Google’ın sosyal sermaye stratejisi olarak Project Aristotle’u(*) sosyal sermayenin (bağlar, güven, anlam, sosyal etki) performansı büyük ölçüde güçlendirdiğini gösterdi. Proje, Aristoteles’in “bütün, parçaların toplamından daha büyüktür” sözüne atfen adlandırılmış; bireylerin iş birliği içinde (ortak iyi) yüksek performans göstereceğini işaret etmiştir. Gelecek belirsiz ve çok boyutlu olsa da bu belirsizlik pasif bir endişe kaynağı değil, güç kaynağı olabilir. Bugün sermayemizi hangi formda güçlendireceğiz? Bu yanıt, bireyleri, şirketleri ve toplumu şekillendirecek; sürdürülebilir ekonomiye giden yolu açacak. Teknolojiyle eriştiğimiz bilgiyi, değerli akıl ve çok boyutlu sermaye ile birleştirerek, belirsizliği fırsata dönüştürecek düzeni inşa etmek için kullanmalıyız.
(*) https://psychsafety.com/googles-project-aristotle/