EĞİTİM bilimci ve yazar Doç. Özgür Bolat, “Çocuk eğitim anlayışını değiştiren kitap” olarak tanınan 400 bin dolayında ulaşan ilk eserini 10 yıl önce yayınladı:
- Beni Ödülle Cezalandırma
İlk günlerden itibaren şu hayali kurdu:
- Kitabım İngilizce’ye çevrilip dünyada da yayınlansa…
Bu hayalini gerçekleştirmek için epey çaba harcadı, ilk dönemlerde sonuç alamadı. Babasının vefatı üzerine bir süre o çabalara ara verdi.
Derken konferans için gittiği Adana’da akşam içkisini yudumlarken chatgpt’ye sordu:
- “Beni Ödülle Cezalandırma” kitabımı basabilecek yabancı yayınevlerini sıralar mısın?
Chatgpt hemen listeledi, ilk sıradaki yayınevine baktı:
- Familius
Hemen Familius’un yönetimine bir mail yazdı. Kendini ve kitabını anlattı. Çok sürmeden Familius yönetiminden yanıt geldi:
- Kitabınızı bizim yayın takvimimize almak istiyoruz. Ancak, 2027 yılında basabiliriz.
Doç. Özgür Bolat, yayınevi yönetimiyle yazışmalarını sürdürdü, kitabının basım tarihinin bu yıla çekilmesini sağladı.
Dr. Bolat, kitabının “Ödül çocukları nasıl etkiler?” başlıklı bölümünde bu soruya yanıtlarını şöyle özetlemişti:
- Ödül vererek birçocuğu motive edebilirsiniz. Çocuk o işi yapar, hatta heyecanla yapar ama ödül vermeyi bırakınca, çocuk da o işi yapmayı bırakır.
- Çocuğun o davranışı bırakmaması için sürekli ödül vermeniz gerekir. Bir süre sonrahedonistic adaptasyondan dolayı çocuk o ödüle alıştığından ödül de işe yaramaz hale gelir.
- Ödüle alışan çocuğun beyni dopamine salgılamayı bırakır. Yani, o ödülden zevk almamaya başlar.
- Çocuğu tekrar motive etmeniz için de ödülü değiştirmeniz ya da daha büyük bir ödül vermeniz gerekir ki bu da sürdürülebilir bir motivasyon aracı değildir. Bir noktadan sonra tıkanırsınız. Çocuk da ödül olmayınca, o işi yapmayı bırakır.
- Çocuk ödülle iş yapmaya alışırsa, kendi sorumluluğunda olan işler için bile sizden ödül talep eder. Sorumsuzluk bilinci gelişir.
Doç. Özgür Bolat, Familius’tan “The Reward Trap” başlığıyla çıkan kitabı için başta Nobel Ödüllü Prof. Aziz Sancar olmak üzere 7 önemli isimden önsöz desteği aldı:
- Prof. Aziz Sancar: Dr. Özgür Bolat, ebeveynlik ve eğitimin en önemli sorularından biri olan, “Çocukları gerçekten nasıl motive ederiz?” sorusunu, bilimsel titizlik ve olağanüstü bir açıklıkla ele alıyor.
- Prof. Richard M. Ryan (Australian Catholic University-Google Scholar’a göre 785 bin 828, Research.com’a göre 554 bin 555 atıfla, yaşayan psikologlar arasında dünyada en çok atıf alan isim): Çoğumuz ödüllerin öğrencileri motive ettiğini varsayarız. Oysa gerçek çok daha karmaşıktır. Özgür Bolat, ödüllerin bazen işe yarayabildiğini ancak çoğu zaman motivasyonu zayıflattığını bizlere açık ve ikna edici bilimsel bulgularla gösteriyor. Bunun yerine, hem sınıfta hem de evde öğrenme isteğini neyin artırdığını ortaya koyuyor. Anne babalar ve eğitimciler için mutlaka okunması gereken bir kitap.
- Prof. Mehmet Toner (Harvard Medical School, MIT): Özgür, psikoloji ve eğitim araştırmalarını gündelik ebeveynlik deneyimiyle ustalıkla buluşturuyor ve ödüllerin, geliştirmeyi amaçladıkları motivasyonu neden çoğu zaman tam tersine zayıflattığını ortaya koyuyor.
- Prof. Andrew J. Elliot (University of Rochester, Psikoloji Bölümü): Bolat, kendi bilimsel çalışmalarının da dahil olduğu onlarca yıllık araştırmadan yararlanarak, ödüllerin çocukları istemeden de olsa gerçek öğrenme sevgisinden uzaklaştırıp baskı altında hissetmeye ve başkalarının onayını aramaya nasıl yönlendirdiğini gösteriyor.
- Dr. Scott Barry Kaufman (Psikolog): Bu ufuk açıcı ve önemli kitap yaratıcılığı ve iyi oluşu gerçekten neyin geliştirdiğini gösteriyor.
- Dr. David Frost (University of Cambridge, Eğitim Fakültesi): Son derece etkileyici bir kitap. Özerkliği ve içsel motivasyonu desteklemenin önemini böylesine güçlü ve ikna edici biçimde ortaya koyan, aynı zamanda herkesin rahatlıkla okuyabileceği bir kitap.
“Beni Ödülle Cezalandırma” kitabının Familius’tan İngilizce’sinin dünyada yayınlanması vesilesiyle buluştuğumuz Doç. Özgür Bolat, ödül konusunda şu örneği anlattı:
- Bir arkadaşım kızına, “Takdirname alırsan seni Paris’teki Disney World’e götüreceğim” demiş. Çocuk arkadaşlarına bunuanlatmış. Notları nispeten vasat olan bir arkadaşı, “Biz de tatilde Disney World’e gideceğiz” diye cevap vermiş.
- “Takdirname” şartıyla “Disney World” sözü verilen çocukta şüphe oluşmuş, “Acaba babam beni sevmiyor mu? Karşılık beklemeksizin neden Disney World’e götürmüyor?” diye düşünmeye başlamış.
Bu örneği anlattıktan sonra ekledi:
- “Takdirname” şartıyla “Disney World” sözü verilen çocukta özgüven sarsılması olur…
Doç. Özgür Bolat’ın 10 yıllık hayali, sonunda bu yıl gerçekleşti… 7 önemli ismin önsöz desteği, kitabının İngilizcesinin de dünyada ilgi çekmesini sağlayacak gibi görünüyor…
Diploma enflasyonu var, ayırt edici özelliği giderek kayboluyor
EĞİTİM bilimci ve yazar Doç. Özgür Bolat, gelecekte üniversite diplomasının önemini koruyacağını ancak tek başına bir yetkinlik belgesi olmaktan çıkacağını savundu:
- Diploma kapıyı açabilir, ancak o kapıdan girdikten sonra ilerlemeyi insanların becerileri belirleyecek.
Dünya Ekonomik Forumu’nun “Geleceğin Meslekleri Raporu 2025”e değindi:
- Rapora göre çalışanların mevcut becerilerinin yüzde 39’u 2030’a kadar dönüşecek ya da geçerliliğini yitirecek. Her 100 çalışandan 59’unun yeniden eğitilmesi gerekecek. Bunların yüzde 11’i bu eğitimi de alamayacak.
İşverenlerin artık insanlara gerçek becerilerinin ne olduğunu sormaya başladığını, bunun birkaç nedeninin olduğunu belirtip sıraladı:
- Birincisi, üniversite mezunlarının sayısı arttıkça diploma kişileri birbirinden ayıran daha zayıf bir göstergeye dönüşüyor.
- İkincisi, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu beceriler üniversite programlarından çok daha hızlı değişiyor.
- Üçüncüsü, yapay zeka öğrencilerin ödev, proje ve sınav performanslarının ne kadarının gerçekten kendi bilgi ve becerilerini yansıttığını belirsizleştirebiliyor.
Bir öğrencinin yapay zekanın desteğiyle başarılı görünen işler üretebileceğinin altını çizdi:
- Ancak, aynı problem tek başına çözmesi gerektiğinde zorlanabilir. Bu nedenle işverenler mezuniyet belgesinin arkasındaki gerçek yetkinlikten eskisi kadar emin olamıyor. Diploma giderek bir katılım belgesine dönüşüyor.
Şu noktaya işaret etti:
- Bu nedenle gençlerin mezun olduklarında yalnızca hangi üniversiteyi bitirdiklerini değil, hengi problemleri çözdüklerini, hangi projeleri gerçekleştirdiklerini ve hangi becerileri gerçek hayatta kullanabildiklerini gösterebilmeleri önemli.
Yapay zeka çağında şirketlerin çalışanlarında üç temel özelliği daha fazla arayacağını belirtti:
- Öğrenme çevikliği
- Muhakeme
- Güvenilir işbirliği
Dr. Özgür Bolat, yapay zekanın ürettiği bilgi ve önerileri de sorgulayabilmenin kritik hale geleceğine dikkat çekti:
- Yapay zeka çok sayıda bilgi üretecek. Değerli insan, bu bilgiyi bir araya getirip ‘Bütün bunlar bizim problemimiz açısından ne anlama geliyor?’ diyebilen kişi olacak.
Yapay zeka ile yarışmayın, düşünmeyi devretmeyin, yoksa işsiz kalabilirsiniz
DOÇ. Özgür Bolat, gençlere yapay zeka ile rekabet etmeye çalışmak yerine kendi yetkinliklerini artırmak için kullanmalarını önerdi:
- Fark, yapay zekayı kullananlarla kullanmayanlar arasında olmayacak. Fark, yapay zekayla düşünenlerle, düşünmeyi yapay zekaya devredenler arasında olacak. Yapay zeka kimseyi tek başına işsiz bırakmayacak ama düşünmeyi yapay zekaya devreden işsiz kalabilir.
İtaatkar çocuklarla yenilikçi bir ekonomi kurulamaz
DOÇ. Özgür Bolat, çalışma hayatındaki dönüşümün yalnızca şirketlerde ve üniversitelerde değil, çocuk yetiştirme biçiminden itibaren başladığını savundu:
- Çocuk yetiştirme biçimimiz, Türkiye’nin 20 yıl sonraki rekabet gücünü belirliyor. Sürekli kontrol edilen, hata yapmasına izin verilmeyen ve yalnızca ödülle yönlendirilen çocuklar ileride risk almaktan kaçınan ve talimat bekleyen çalışana dönüşebilir.
Ardından ekledi:
- Buna karşılık merakı desteklenen, karar vermesine izin verilen, sorumluluk alan ve hatalarından öğrenen çocukların gelecekte girişimci, araştırmacı, yaratıcı çalışan ve lider olma potansiyelleri güçlenir.
Noktayı şu mesajla koydu:
- İtaatkar çocuklarla yenilikçi bir ekonomi kurulamaz. Sınavda birinci olan çocuk, iş hayatında talimat bekleyen bir çalışana dönüşebilir.
