Kaan Terzioğlu ile Turkcell genel müdürlüğü yaptığı dönemin çok öncesinde Cisco’dayken tanışmıştım. Farklı düşünen ve sorun çözmeye odaklı biriydi. Cisco CEO’su John Chambers ile benzerliklerinin fazla olduğunu düşünüyordum. Bunu anlatacağım. Ama Terzioğlu’na dönersem, bugün itibariyle tamamlanmış olan hikâyesi nedeniyle yazmak istiyorum. Tabii ki olayların akışı devam ediyor ancak benim kafamdaki takıntı noktalarını aştığı bir konuma ulaşmış. Biraz karışık geliyor olabilir. Bu yüzden tanımlamak yerine kafamda oluşan hikâyeye geçeyim.
Terzioğlu ile uzun uzun sohbet ettiğimiz ilk buluşma Maslak’taki Cisco ofisindeydi. Cisco ya da uzun adıyla Cisco Systems, 1984’te kurulmuş bir internet çağı şirketiydi ve şirketlerin aklının yaşında değil başında olduğu bir çağı simgeliyordu. O zamanın internet şirketi tanımı, bu türden bağlantı ve altyapı sağlama üzerinden yapılıyordu ancak şirketin değerini belirleyen olgular farklıydı. Cisco’nun piyasa değeri, bir router ya da switch tanıttığı için değil, dünya çapında büyük bir olayın gerçekleşmesini sağladığı için zirve yapmıştı.
Finansal Forum’da çalıştığım dönemde haftanın altı günü mesaideydik ve dış haberler servisinde tek başıma nöbetçi olduğum bir gün Cisco’nun piyasa değerinde süper bir sıçrama yaşandı. Ben de yabancı ajansların geçtiği haberi Türkçeleştirip detaylandırarak gazeteye yansıttım. Bu sıçrama noktası, 9 Ekim 1999’da Cenevre, Londra ve New Jersey’de gerçekleşen NetAid konseriydi. 2,4 milyon kişinin internet üzerinden streaming ile izlediği bu konser, internet altyapısının omurgasını sağlayan Cisco’nun piyasa değerini tırmandırmıştı. Ajanslardan kırmızı renkte alarm olarak geçiyordu. Bugünkü piyasa değerleri karşısında rakamlar inanılmaz geliyor. Bu nedenle sadece Cisco’nun “.com” dönemindeki şiddetli yükselişinin ardından 500 milyar dolara ulaştığı 25 Mart 2000’de Microsoft’u geride bıraktığı haberini aktarmakla yetineyim. Benim aklımda kalan 1 milyar dolar değeri bugün Cisco’nun sadece startup yatırımları için ayırdığı kaynağa işaret ediyor.
1999’daki 2,4 milyon izleyicilik bu rekor, internetin bir sonraki dalga olarak hayatımıza girdiğini gösteriyordu. Yapılan işi ise son derece reeldi, gerçek dünya ile ilgiliydi: Konserler, Cisco ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın ortak projesi olan ve aşırı yoksullukla mücadele edilmesini hedefleyen NetAid’in yaygınlaşmasını sağlamayı hedefliyordu. Kuşkusuz 1985’de Bob Geldoff’un başını çektiği Live Aid konserinin bir ileri aşamasıydı ama internet üzerinden yapılan en geniş kitleli yayın olarak başka bir anlamı vardı. İnternetin gerçek dünyadaki ihtiyaçları karşılamak için bir kaldıraç olarak kullanılmasının daha iyi bir örneğini hatırlamıyorum.
Yıllar sonra Kaan Terzioğlu ile Cisco ofisinde, Cisco’nun yeni akıllı masaüstü IP telefonunu ele almak için buluştuğumuzda bu inovasyon iştahının değişmediğini gözlemledim. Aslında Türkiye genel müdürünün ev sahipliğinde gerçekleşen bir toplantıydı ama Terzioğlu destek vermek için oradaydı.
Turkcell’in 25. yıldönümü etkinliğinde de görüşsek de ben Terzioğlu’nu son olarak 2018’deki Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC) yaptığı sunumla hatırlıyorum. Turkcell’in bir teknoloji şirketi olarak çözümler geliştirmesi ve bunları modüller halinde franchise olarak ihtiyacı olan ülkelerin operatörlerine sunmasına dayanan bir modeli anlatmıştı. Ön sıramda dünyanın önde gelen cihaz ve altyapı tedarikçileri davete icabet ederek yerlerini almıştı ve modelden etkilendikleri açıkça görülüyordu. Toplantının ardından Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça’ya, Terzioğlu gibi bir genel müdürleri olduğu için çok şanslı olduklarını söyledim. Bu modelin Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu ekledim. Akça da bana, bütün dünyayı hedeflemek yerine bizim kültürümüze daha yakın olan Asya ve Arap Ülkerlerini hedeflememiz gerektiğini anlattı. Burada bir görüş ayrılığı olduğu anlaşılıyordu; üzüldüm.
Turkcell, kendi haber kanalında MWC 2018 performansını, “GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde grup şirketi Lifecell Ventures ile dijital ihracat döneminde başlatan Turkcell, telekom sektörünü dönüştürme vizyonuyla dikkat çekti. Innovation City alanında bulunan Turkcell / Lifecell Ventures standı, dünyanın en önemli mobil teknoloji etkinliği olarak kabul edilen GSMA Kongresi’nde en çok ziyaret edilen alanlardan birisi oldu.
GSMA tarafından her yıl İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC) bu yıl Lifecell Ventures rüzgarı esti. Tüm dünyadan 2.400’den fazla şirketin ürün ve servislerini tanıttığı fuarda Lifecell Venturss standını ziyaret edenlerin sayısı 10.000’i (on bin) aşarken 4.000 (dört bin) kişi ise Lifecell Ventures’ın servislerini birebir deneyimledi.
Lifecell Ventures, Mobil Dünya Kongresi’ne katılan firmalar arasında son yıllarda dünyada milyarlarca kullanıcıya ulaşan sosyal ağlar ve mobil servisler (OTT) karşısında büyüme hızı düşen telekom sektörünü dönüştürecek servisleri ile ön plana çıktı. BiP, fizy, Dergilik, Lifebox, Hesabım, Paycell, Hızlı Giriş, Upcall ve RTM gibi servislerini dileyen tüm operatörlerin kullanımına sunduğunu açıklayan Lifecell Ventures, Kopilot ve Akıllı Tarım alanındaki çözümleri ile de beğeni topladı.” şeklinde duyurdu.
Kaan Terzioğlu’nun buradaki rolünü anlamak içinse, Vikipedi’ye bakmak yeterli: “2015 yılından beri Turkcell'in CEO'su olarak görev yapan Kaan Terzioğlu, Turkcell'in vizyonunu ‘Dijital Servislerle Küresel Liderlik’ olarak açıkladı. Turkcell'in dijital operatör dönüşümünü destekleyen bir yönetim süreci takip etti. Şirketin yerel ve uluslararası iş stratejilerini onaylayan ve kısa ve uzun vadeli hedefler koyan bir kurumsal yönetim sistemi oluşturdu. 15 Mart 2019 tarihinde Turkcell'deki genel müdürlük görevinden istifa etti.”
Veon dönemi ve başarmanın mutluluğu
Bugün Veon İcra Kurulu Başkanı (CEO) olarak iş hayatına devem eden Terzioğlu, 2025’te Barcelona’daki Mobil Dünya Kongresi’nde sunum yaparken hayatında hiç kesinti olmamış gibi aynı hikâye üzerinde ilerliyordu. Terzioğlu’nun Linkedin profilinde kullandığı fotoğraf, bu yolculuğun seyir defteri gibi: Veon’un NASDAQ’ta kote Dubai merkezli şirketler arasında en büyük olduğuna işaret eden slaytta, Veon’un faaliyet gösterdiği beş pazardaki toplam nüfusun 528 milyon olduğu ve mobil ya da sabit hat bağlantı sayısının 151,4 milyon olduğu ifade ediliyordu. Terzioğlu ile yaptığım görüşmede anladığım kadarıyla en önemli gösterge kabul ettikleri aylık aktif kullanıcı sayısı 143,3 milyondu. Kullanıcıların dağılımı tarafında ise, finansal hizmet kullanıcıları 42,1 milyon, dijital sağlık hizmetlerini kullanan hasta sayısı 30,3 milyon ve dijital eğlence içeriği izleyicisi ise 62 milyon olarak ifade ediliyordu. Bu fotoğraf dikkatimi çektikten yaklaşık bir yıl sonra Dubai’de düzenlenen World Governments Summit etkinliğinde yer alan Terzioğlu ile görüşme fırsatı “bundan iyisi Şam’da kayısı” tarzında bir durum oldu. Stratejiden başlayarak önemli noktaları ele alma fırsatı buldum. Bunları sizinle paylaşıyorum.
Kerem Özdemir: 2018’de Mobil Dünya Kongresi’nde beni çok etkileyen bir strateji açıklamıştın. Türkiye’yi lider olarak pozisyonladığın bu stratejiyi orada olmasa da Veon’da uygulamayı başardığını görüyorum. Doğru stratejinin önemini anlatır mısın?
Kaan Terzioğlu: Stratejilerin mevsime göre değişen bir şey olmadığını düşünüyorum. Kerem, stratejiyi belirlerken neyi önemsediğinin asıl mesele olduğuna inanıyorum ve önemli olanı anlamak çok kolay: Müşteriler. Aynı strateji ile hareket etmeyi sürdürüyoruz. Dakika satmıyoruz, gigabyte satmıyoruz; insan topluluklarının anlamlı dijital hizmetlere sahip olmasını sağlıyoruz. Doğal olarak bunun bir kısmı içerikle ilgili. Bugün içeriği sunma biçiminiz, geçmişte bunu yapma biçiminizden çok farklı. Bizim Pakistan, Bangladeş, Özbekistan, Kazakistan ve Ukrayna olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde eğlence (entertainmnet) platformlarında kullanıcıların oluşturduğu içerik ve düzenlenmiş (curated) içerik gibi farklı içerik çeşitleri ile çalışıyoruz. Şuna gerçekten inanıyorum ki, stratejiniz net olduğunda asıl strateji bunu icra etmeye dönüşüyor. Veon’da şu anda bulunduğum pozisyonda, 1440 stratejimizi icra edebildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Bu, her dakikada müşterilerimize anlamlı bir dijital servisi verimli bir biçimde sunmaya dayanıyor. Tabii ki, günümüzün dünyasında dijital servisler, artırılmış (augmented) zekâya ve bu artırılmış zekâyı insanların hayatlarına entegre etme ve bunu erişilebilir kılmaya doğru atılmış bir adım. Bu, Bangladeş ve Pakistan gibi ulusal dillerin farklılık gösterebildiği ülkelerde bile muazzam bir etki ve fark yaratıyor. Benim hayalim, bundan üç yıl sonra en iyi aktörün Dakka’da, en iyi öğretmenin İslamabad’da ve en yüksek verimliliğe sahip çiftçilerin de Kazakistan’da olması. Çünkü biz onlara Bangla, Urdu, Pencap ve Kazak dillerinde ajan kullanımına dayalı (agentik), süper kahraman yaratan modelleri sunuyor olacağız. Bugünlerde bunun üzerinde çalışıyoruz.
Kerem Özdemir: Bu stratejinin ve çalışmanın veri yönetimine yansıyan boyutu ne?
Kaan Terzioğlu: Kerem, Türkiye’de en popüler sloganımı hatırlayacağından eminim; Türkiye’nin verisinin Türkiye’de kalması gerektiğini vurguluyordum. Veri sahipliği konusunda, veri egemenliğine ve veri egemenliğine dayanmanın önemine samimiyetle inanıyorum. Bu herkes için aynı. Pakistan’ın verisinin Paksitan’da kalması gerekiyor; Bangladeş’in verisinin de Bangladeş’te kalması gerekiyor. Daha da önemlisi, Pakistanlı mühendislerin Pakistan’ın verilerini işlemesine, Bangladeş’teki mühendislerin de Bangladeş’in verisini işlemesine ihtiyaç var. Ve bunun sahipliğinin de onlarda olmasına gerek var. Sadece bunun ardından gerçek anlamda egemen değerlerden, kültürlerden ve lokal dillerin meyve vererek iş ve lokal ekonomiler için vergi üreten şirketler yaratmasından bahsedebiliriz. Bunun dışında bir yol bulunmuyor ve eğer bunu başaramazsak dünya tarihinde görülmemiş büyüklükte bir etnik temizlikle karşılaşacağımızdan endişe ediyorum. Kendi dil modellerine, kendi dillerine ve kendi değerlerine erişimi olmayan herhangi bir ülke ya da toplum gelecek 10 yılda var olmaya devem etmeyecek.
Kerem Özdemir: Yani Uzay Yolu’ndaki gibi Kaptan Kirk ile Mr.Spock’un bir arada olduğu bir gelecek görmüyorsun…
Kaan Terzioğlu: Uzay Yolu, her şey olup bittikten sonraki günü (the day after) anlatan bir hikâyedir. Ben şu anda o günü henüz görmediğimizi düşünüyorum. Bunun için ertesi günün nasıl olacağı üzerine düşünmek için erken. Gerçek şu ki, günümüzün dünyası farklı renklerle, kültürlerle, ülkelerle ve dillerle bezeli; bizim, müşterilerimize yapabildiğimiz ve onların hak ettiği en iyi biçimde hizmet etmemiz gerekiyor. Bu sadece yapay zekâyı (AI) kapsamıyor; bunun içinde finansal hizmetler, eğlence, sağlık hizmetleri ve eğitim de var. O ertesi günü görene kadar galaksinin federe bir yapısından bahsedeceğimi sanmıyorum.
Kerem Özdemir: Şu anda World Governments Summit’te bulunuyorsun. Oradaki hava ve orada bulunma nedeninden bahseder misin?
Kaan Terzioğlu: Kerem, COVID’in ardından yaklaşık üç yıl önce Dubai’ye taşındım. Bu taşınmamın nedeni, Amsterdam’dan faaliyet yürüttüğümüz Pakistan, Bangladeş, Kazakistan ve Özbekistan gibi ülkelere seyahat ederken yaşadığım sorunlardı. Bağlantılı uçuşlarımı defalarca kaçırdıktan, valizlerimi defalarca kaybettikten sonra, bu ülkelere günübirlik seyahatler gerçekleştirebileceğim Dubai’ye taşınmaya karar verdim. İki yıl sonra, geçen yıl genel merkezimizi de Dubai’ye taşıdım. Burası, yönetişim modeli açısından örnek alınması gereken bir ülke. Buradaki hükümet politikası, vatandaşlarının mutluluğunu ilk öncelik olarak konumlarken işletmelere uygun koşulları sağlamaya (business friedliness) ikinci önceliği veriyor. Aynı zamanda burası lojistiğe, sermayeye, yeteneğe ve dünya standardında sağlık hizmetleri ile eğitime erişiminizin olduğu bir ülke. Aslında burası, kolayca işinizi kurabileceğiniz, işinizi yürütebileceğiniz ve uluslararası bir iş yapabileceğiniz bir yer. Bugün, merkezi Dubai’de olan şirketler arasında NASDAQ’a kote en büyük şirket olduğumuzu gururla söyleyebiliyorum. Buradaki World Governments Summit’te başbakan ve devlet başkanı düzeyinde temsil edilen 40’tan fazla ülke bulunuyor. Biz bu zirveye katıldığımızda, ben “burada işleyen bir model var” ve geleceği, neyin en fazla önemli olduğunu dikkate alarak kuralım diye tekrar tekrar anlatmaya çalışıyorum: İnsanlar, vatandaşlar, işletmeler, iş yaratmak... Ve Dubai’nin bu konuda mükemmel bir örnek olduğunu düşünüyorum.
Kerem Özdemir: Dubai’de bugün bulunan fırsatlar ve gelecek ile ilgili neler söylemek istersin?
Kaan Terzioğlu: Dubai ve Birleşik Arap Emirlikleri bundan 50 yıl önce midyelerden inci çıkarıp bunun ticaretini yapan küçük bir köydü. Sanırım herkese açık olmaya ve insanlarla ticaret yapmaya dayanan bu DNA, bu ülkeye çok şey öğretmiş. Bugün, bu ülke en iyi oyuncu (powerhouse) konumunda: nüfusun yüzde 90’ının lokal BAE’liler olmadığı ülkede insanlar uyum içinde yaşıyor ve birlikte değer üretiyor. Benim her gün gördüğüm, her gün 1.500 kişi iyi iş yapmak ve daha iyi bir hayata sahip olmak için Dubai’ye göç ediyor. Burada gelecek çok parlak görünüyor.
Kerem Özdemir: Son olarak Türkiye ile ilgili planların var mı diye sormak isterim:..
Kaan Terzioğlu: Türkiye için her şeyin en iyisini diliyorum. Benim ülkem ve Türkiye’yi seviyorum. Çok büyük potansiyeli var. Kendi işimize baktığımızda, öncelikle şu anda faaliyette olduğumuz ülkelerde büyümeyi istiyorum. Ama geleceğe baktığımda; benim için, hizmet kalitesinin düşük olduğu (underserved) büyük nüfuslu ülkeler her zaman bir hedef oluşturuyor. Umarım, bir gün olur; neden olmasın?
Kerem Özdemir: Böyle bir gelişmeyi 5G döneminde görebilir miyiz yoksa 6G’yi mi beklememiz gerekir?
Kaan Terzioğlu: Benim için 5G ya da 6G mesele değil. Müşteriyi önemsiyoruz ve müşteriler en iyi finansal hizmeti, en iyi sağlık hizmetini almak istiyor. Ben Veon’u, bir telekomünikasyon şirketi olarak değil, bir servis şirketi olarak tanımlıyorum. Bizim işimizi bu dikeylerde telekomünikasyona göre çok daha hızlı büyüttüğümüzü göreceksiniz. Bugün işimizin yüzde 80’ini telekomünikasyon oluşturuyor ve yüzde 20’si de dijital servislerden geliyor. Dijital servisler yıllık bazda yüzde 65 büyüyor. Üç yıl içinde yüzde 50/50’ye geleceğiz. O zaman bizi bambaşka bir profilde göreceksiniz.