KOBİ’ler, inovasyona odaklanmak bir yana, daha temel sorunlarla boğuşuyorlar. İşletme sermayesi sorunlarını bile aşamayan bu işletmelerin en büyük sıkıntısı finansmana erişim.
TOBB'un da üyesi olduğu Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği'nin (Eurochambres) 2014 ve 2017 yılları arasında başkanlığını yürüten Richard Weber'in bir sözünü not almışım. Weber'e göre "Büyümenin sadece üç yolu vardır."
- Savaş: Bu yollardan birincisi savaştır. Ancak bu iyi olmayan bir yoldur. Savaş, kısa vadede üretim ve büyümeyi artırabilir; sonrasında yeniden inşa çalışmaları da ekonomiyi bir süre canlandırabilir. Fakat uzun vadede sonuçları yıkıcıdır. Weber’in de belirttiği gibi, “Savaş yıkar ve ekonomiye ancak yıkım sonrası katkılar olur. Gelecek için bunu istemiyoruz.” Dolayısıyla kalıcı ve sağlıklı ekonomik büyümenin yolu savaş değildir.
- Enflasyon: İkinci yol enflasyon yaratarak büyümektir. Enflasyon, sağlayacağı faydayı sınırlı bir kesim için sağlar. Birçok kişiyi ise fakirleştirir. Fiyat istikrarsızlığı yaratır, yatırımları caydırır, gelir dağılımını bozar ve uzun vadede büyümeyi engeller. Bunu da istemiyoruz. Belki kontrollü ve öngörülebilir düzeydeki bir enflasyon, talebi canlı tutarak yatırımı ve üretimi teşvik edebilir. Ama bu enflasyonun düzeyi yüzde 2-3 civarıdır. Yüksek enflasyon ise tıpkı savaşlar gibi yıkıcıdır.
- İnovasyon: Üçüncü yol ise inovasyondur. İnovasyon sadece büyümenin bir aracı değil, sürdürülebilir ve uzun vadeli büyümenin temel motorudur. Sermaye ve işgücü artışı sınırlıdır ama inovasyon potansiyeli sınırsızdır. İnovasyon olmadan büyüme bir noktada tıkanır. Bu nedenle inovasyon büyümeye yönelik odaklanmamız gereken ana alandır. Bu gündem içerisinde bütün ulusların odaklanması gereken, zeki davrananların ise çoktan yönelip arayı açtıkları alandır.
KOBİ'ler sıkıntılı
Weber'e göre Avrupa’da inovasyonun üçte ikisi KOBİ’ler tarafından gerçekleştiriliyormuş. Bu nedenle yine Weber’in ifadesiyle, “KOBİ’lerin politikalarına odaklanacak olursak büyüme sorununu da çözmüş oluruz.”
Türkiye’de KOBİ niteliğinde yaklaşık 3,8 milyon işletme bulunuyor. Bu işletmeler, toplam istihdamın yüzde 70,6’sını sağlayarak yaklaşık 23 milyon kişiye iş olanağı sunuyor. Yani büyümenin kritik taşıyıcı aktörleri konumundalar. Ancak son yıllarda ciddi sıkıntılar yaşıyorlar. İnovasyona odaklanmak bir yana, daha temel sorunlarla boğuşuyorlar. İşletme sermayesi sorunlarını bile aşamayan bu işletmelerin en büyük sıkıntısı finansmana erişim.
Halen hazırlıkları süren yeni Orta Vadeli Program’da (OVP) KOBİ’lerin bu sıkıntılı durumu dikkate alınmalı. Onları rahatlatacak çözümler üretilmeli ve rekabet güçlerini koruyabilmeleri için finansmana ulaşmalarını sağlayacak ve dijitalleşmeye uyumlarını kolaylaştıracak destekler sağlanmalıdır.