Yeni bir yılı karşıladık. Takvim yaprağı döndü, sayı değişti, içimizdeki duygular yenilendi mi? Benim yenilenmedi, sizin? “Yeni başlangıçlar” sloganı kulağa hoş geliyor; ama 2026’ya girerken pek çok kişi geçen yılın gölgesinde, eksik kapanmış defterler ve belirsizlik hissiyle yaşıyor.
2025 bitince, tam olarak ne bitti? 2026’da başlayacak ne var? Hemen söyleyeyim; temel bir şey sona erdi, “kesinlik” duygusu.
Yıl yeni, güven yok, hikaye zayıf, kafa karışık
Ekonomi iyileşti deniyor, ama sokaktaki insan “İyileşmeyi ben hissetmiyorum” diyor. Her şey her açıdan eskisinden daha iyi deniyor, teknoloji, refah, sağlık… bakıyorsunuz; güven yok! Neredeyse kimse liderlere ve kurumlara dayanmayı aklından geçirmiyor.
Tam bir yıl “AI-YZ” diye diye yattık kalktık. Yapay zekanın İngilizce ve Türkçe kısaltmalarını da öğrendik. Kavram herkesin dilinde, ama kimse ne kullandığını, niye kullandığını bilmiyor.
Ekonomi dedik, vatandaş dedik, yapayından zeka dedik, tekno oligarklar ezdi geçti, zengin dedik… güç dedik (!) dünyanın güç dengesi bozuk çıktı. Orada da güven yok, hatta hiç yok. Yalnızca bireylerin değil, devletlerin “lider ülke” algısı sürekli yer değiştiriyor.
Bugün ben ne yazayım dedim. İlk yazı dedim. Sonra ne sonuncu ne ilk, ne fark ediyor diye sordum. Fark etmiyor. Bu yazıyı her birini iştahla okuyup, üzerinden iz sürüp araştırdığım olgulardan birkaçını seçerek yazmaya karar verdim. Neden bunları seçtiğimi soracaksınız. Öyle denk geldi! O kadar çoklar ki, bu temalar olmasa aynı kapıya çıkan farklı temalar olacaktı.
Gerçekler iyiyse, hisler neden kötü?
2025’in küresel ekonomik görünümü pek çok makro veriyle olumlu sinyaller veriyor olabilir: İşsizlik oranları düşüyor, bazı yatırım göstergeleri iyileşiyor, resmi enflasyon rakamları kontrol altına alınıyor. Bireylerin hissettiği ekonomi, verilerden karanlık.
Doğaldır, Türkiye’den söz ettiğim varsayımına kapılıyorsunuz; değil. Tabii ki Türkiye’ye de geleceğim; burada bahsettiğim coğrafya dünya ekonomisinin lideri ABD.
Michigan Üniversitesi-Tüketici Güven Endeksi
Amerika Birleşik Devletleri’nde güçlü bir veri kaynağı olan University of Michigan Consumer Sentiment Index 2025, Aralık ayı sonunda 52,9 seviyesinde gerçekleşti. Bu değer, tarihsel olarak güvenin çok düşük olduğu dönemlere denk geliyor, geçen yılla karşılaştırıldığında kayda değer bir düşüşü temsil ediyor.
- Genel güven: 52,9
- Cari koşullar algısı: 50,4
- Beklentiler: 54,6
Resmi veriler “sistemsel iyileşme” diyor, halkın algısı tersine işaret ediyor. ABD’de de “ekonomi iyiye gidiyor” hikayesi yazılıyor, çoğunluk “kendini ekonomik olarak kötü hissediyor”. Dünyanın en büyük gücü bile, kendi vatandaşının içine sinen bir ekonomik iyileşme masalı anlatamıyor.
Türkiye’de Enflasyon Beklentisi – Koç Üniversitesi / Prof. Dr. Selva Demiralp
Türkiye’de ise tablo farklı görünüyor olsa da mantık aynı: Sokaktaki “hissediş”, resmi söylemle örtüşmüyor. Koç Üniversitesi – KONDA iş birliğiyle yürütülen Hanehalkı Enflasyon Beklentileri Anketi, Türkiye’de bireylerin geleceğe yönelik fiyat algısının çok yüksek olduğunu gösteriyor.
- 12 aylık enflasyon beklentisi: yaklaşık yüzde 53
- Yıl sonu enflasyon beklentisi: yaklaşık yüzde 61
- Bazı aylarda beklenti: yaklaşık yüzde 69
Bu, gerçek enflasyon düştü/dengelendi hikayesine, hanehalkının zihninde “gelecek daha pahalı olacak” senaryosunun hakim olduğunu ortaya koyuyor. Halk ileriye dönük fiyat beklentisini yüksek tutuyor; “ekonomi düzeliyor” diyen söylem saha deneyimini yakalayamıyor.
Güven haritası: Liderlere, kurumlara, dünyaya güven yok
Ekonomi kişisel algının sade hali; güven ise sosyal algının en net ifadesi. 2025’te, küresel güven dinamikleri hem iç siyasette hem uluslararası ilişkilerde yeniden şekillendi.
Pew Research Center – ABD ve Çin Algısı
Pew Research Center’ın 2025 başında yaptığı geniş ölçekli dünya algı araştırması, halklar arasında global güven duygusunun kaydığını gösteriyor. 24 ülkede 28 binin üzerinde yetişkinle yapılan araştırmada şu noktalar belirgin:
- Dünya genelinde bazı ülkelerde Çin’e yönelik olumlu algı, ABD’ye göre daha yüksek.
- Türkiye, Meksika, Güney Afrika ve Endonezya gibi orta gelirli ülkeler arasında Çin algısı ABD algısını geçiyor.
- ABD birçok ülkede ana müttefik olarak görülüyor, ama “lider güveni” algısı belirgin şekilde düşüyor.
Türkiye açısından çarpıcı bir sonuç, şöyle ki; NATO üyesi Türkiye’de halk, Çin’e, ABD’den daha olumlu bakıyor. Batı ittifakı içindeyiz dışına meylediyoruz. Gerçek paradoks!
Harari ve “yaşanan zeka” paradoksu
Tarihçi Yuval Noah Harari, önemli saptamalarından birini şöyle yapıyor: “Bilgi artışı, doğruluk artışı anlamına gelmez.”
Harari, kalitesiz bilgi bolluğunu ilk dile getiren. Diyor ki, insanlık tarihi boyunca kitleleri harekete geçiren şey gerçekler değil; mitler, ideolojiler ve anlamlı hikayeler. Yine diyor ki, yapay zeka “yabancı bir zeka”. Bu zeka, klasik makinelerden farklı; bağımsız karar alabiliyor, strateji üretebiliyor, hikaye yaratabiliyor. Bu zeka insan zihninin ve kurumların öz-denetim kapasitesini zorluyor.
Harari’ye göre sorun, bilgi ağlarımızın yapısındaki bozukluk. Eğer bilgi sistemlerimiz gerçekleri kurgu ve dezenformasyon denizinden ayıklayacak mekanizmalara sahip değilse, toplum olarak daha fazla bilgiye sahip olsak da yanılsamalarda boğuluruz. En çok bilgiye sahip olduğumuz bu dönemde gerçeklik algısının en kırılgan halde olmasına paradoks diyebiliriz.
Herkes adeta bir YZ, kimse nedir bilmiyor
2025’te herkesin dilinde yapay zeka vardı; kurumsal şirketlerden ev hanımlarına kadar. Gördük ki, YZ kullanım oranı ile doğru kullanımı aynı değil. Çoğumuz ne yaptığını tam olarak bilmiyor, sadece YZ kullandığını biliyor.
Tesadüfen rastladığım bir paylaşım; Nesibe Kırış’a ait. AI Wrapped 2025 analizi ilginç. Temel saptamalarından biri de bu: Kurumlar YZ’yi bir araç gibi görüyor ama aslında bu araç, kurumların dayanıklılık kaslarını test ediyor. Paradoks!
Yaratıcılık ve verimlilik vaatleri ile pratik sonuçlar arasında büyük bir uçurum oluşturuyor. Birçok kuruluş, YZ’yle değer ürettiğini iddia ediyor nedense üretimde de verimde de görünmüyor. Veri mimarisi, izleme ve yönetişim mekanizmaları oturmuş değil. Bu yabancı bir zeka!... alır götürür insanı. Bizdeki öylesine bir kör tutku. Ne paradoks!
Bugün günlerden 367
Yeni yılın girişinde hissedilen kafa karışıklığı yalnızca bireysel değil, toplumsal bir fenomen: Nasıl olmasın? Defteri kapatamadık. Birey olarak ekonomik ve sosyal gerçekliği doğru okuyamadığımız gibi toplumsal hikayeler üretme biçimimiz de güvensizliği pekiştiriyor.
Bu yılın bir öncekinden daha iyi olmasını beklemeden girdik. Bir yapay zeka bir hikayeleştirme deyip durduk yıl boyunca… ne hikaye yazdık, söyler misiniz? Bugün günlerden düpedüz 367. Gün.
İlgilenenlere Kaynaklar: University of Michigan Consumer Sentiment Index – Michigan Üniversitesi - Koç Üniversitesi – Hanehalkı Enflasyon Beklentileri Anketi – Selva Demiralp / Koç Üniversitesi - Pew Research Center – Dünya Görüşleri / ABD ve Çin Algısı - AI Wrapped 2025 – Nesibe Kırış (orta ve büyük analiz temaları)