Barış Kurulu, Trump’ın adeta “şapkadan çıkardığı tavşan.” Başlangıçta Gazze savaşını sona erdirmek için tasarlandı, ancak daha sonra küresel çatışmaları ele alacak şekilde genişletildi.
Geçen haftaya Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu ile başladık, yine onunla bitirdik. Davos’a gidemesek de orada olup bitenleri İstanbul’dan izlemeye çalıştık. Peki bu bir haftanın sonunda Davos’tan akıllarda ne kaldı? Dünyanın geleceğine etki edecek hangi gelişmeler yaşandı?
Bu soruyu Forumu Davos’ta izleyen ve bizlere aktaran CNBC-e Temsilcisi Berfu Güven’e sordum. “Davos’a damga vuran üç kişi kimdi?” sorusunu yanıtlamasını istedim. Bana sırasıyla “1) ABD Başkanı Trump, 2) Kanada Başbakanı Carney, 3) ABD Ticaret Bakanı Lutnick” dedi.
Sıralamaya itirazım yok. Bana göre de ilk sırada hiç tartışmasız biçimde Trump vardı. O kadar atıp tuttuğu, kıyasıya eleştirdiği Davos’a geldi. Uzun ve tutarsız konuşmalar yaptı, neredeyse herkesi sınırsızca eleştirdi. Politik şovunu gerçekleştirdi ve gitti. 2026 Dünya Ekonomik Forumu büyük ölçüde Trump ile hatırlanacak.
İkinci sırada ise bence de kesinlikle Kanada lideri Mark Carney yer almalıdır. “Bir geçiş dönemi değil, bir kopuş yaşanıyor” diyerek Berfu’nun da dediği gibi Davos’taki en dikkat çeken çıkışlardan birini yaptı. Aslında Carney de Trump kadar ilginç bir şahsiyet ama yelpazenin tam karşı ucunda. Çok parlak bir geçmişi var. Harvard’da lisans, Oxford’da lisansüstü eğitimi almış. Hem Kanada hem de İngiltere Merkez Bankası’nı yönetmiş. Dünyada iki ayrı ülkenin merkez bankasını yöneten bir başkası da yok. Goldman Sachs gibi dünyanın önde gelen finans kurumlarında üst düzey yöneticilik yapmış. Birleşmiş Milletler iklim özel temsilciliği görevi yürütmüş, net sıfır için küresel finans ittifakının oluşturulmasında kilit rol oynamış. Sonra siyasete atılmış ve Kanada Başbakanı olmuş. Şimdi de Trump’a açıkça kafa tutuyor.
ABD Ticaret Bakanı Lutnick de Davos’ta dikkat çekti ama acaba listede üçüncü sırada o mu yer almalıydı, yoksa Elon Musk mı? Musk da Trump gibi yıllarca Davos’a ve Davos elitlerine attı tuttu. “Gitmem” demişti ama sonra özel uçağına atlayıp geldi ve kısa ama etkili bir konuşmayla iz bıraktı. Ben, Musk’ın Davos’a gidişini finansman arayışı için roadshow’a çıkan yatırımcılara benzettim. Çünkü yeni yatırımları için başta Körfez olmak üzere değişik coğrafyalarda kaynak aradığını biliyoruz. Davos’un özelliği de küresel sermayenin yılın bir haftasında toplandığı yer olması.
Barış Kurulu
Berfu’ya sorduğum ikinci soru Davos’tan akıllarda kalan gelişmelerdi. Öyle ya; hep “Davos’un orijinal fikirlerin ve çözümlerin üretildiği bir yer olmaktan çok, önemli buluşmaların ve diyalogların mekanı” olduğunu söylüyoruz. Bu anlamda, bu yıldan geleceğe miras kalacak gelişme “Board of Peace” yani “Barış Kurulu” oldu.
Bu kurul Trump’ın adeta “şapkadan çıkardığı tavşan”. Başlangıçta Gazze savaşını sona erdirmek için tasarlandı, ancak daha sonra küresel çatışmaları ele alacak şekilde genişletildi. Tasarımı oldukça sıra dışı: Trump kurulun ilk başkanı olacak; üyelikler üç yıllık, ancak 1 milyar dolar ödeyen ülkelere kalıcı üyelik hakkı tanınıyor. Tüzük, Trump’a veto ve üye görevden alma gibi geniş yetkiler veriyor. Bu da yapının ne kadar çok taraflı olacağı konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Yaklaşık 50 ülke davet edildi ama 35’i kabul etti. İsrail, Suudi Arabistan, Türkiye, Macaristan gibi ABD’ye yakın ülkelerin yanı sıra Belarus gibi Washington’la ilişkileri sorunlu ülkeler de katıldı. Ermenistan ve Azerbaycan birlikte yer aldı. İzleyebildiğim kadarıyla Norveç, İsveç ve Fransa daveti reddetmeye hazırlanıyordu; İtalya’da anayasal sorunlar tartışılıyordu. İngiltere, Almanya ve Japonya net tavır almadı. Kanada “ilke olarak” katılabileceğini söyledi ama sonra Trump daveti geri çekti. Ukrayna Rusya ile aynı yapıda yer alma fikrine soğuk bakıyordu.
BM’den rol çalabilir mi?
Kim kabul eder kim etmez bilmiyorum ama eğer tutarsa bu girişim BM’nin rolünü zayıflatabilir.
BM Güvenlik Konseyi Kurul’a yalnızca Gazze için ve 2027’ye kadar sınırlı bir yetki verdi; Gazze’de geçici yönetim ve istikrar gücü konuşlandırma rolü tanındı. Ama Trump bunu kendi kontrolünde uzun vadeli bir girişime çevirmek istiyor. Benim anladığım kadarıyla süreç sonuçta G20 gibi bir şeye dönüşebilir. Hatırlarsınız, G20’nin temelleri de Davos’ta atılmıştı.
Bu yılın Davos’unda aktarılacak daha çok şey var ama bana ayrılan yer burada bitiyor. Binlerce iş insanı, politikacı, akademisyen, sanatçı, sporcu ve gazeteci dört gün boyunca 100’den fazla paralel oturumda her şeyi konuştu. Ama en çok konuşulan konu yine kapitalizmin sorunlarıydı. Ben hep “Davos, kapitalizmin sorunlarının tartışıldığı ama çözümlerin bulunamadığı bir yer” diyordum; bu yıl da değişmedi, öyle oldu...