BlackBerry ismini duyduğunuzda aklınıza muhtemelen o pütürlü klavyeler, "BBM pinin ne?" soruları ve iPhone fırtınasına yenik düşüp tozlu raflara kalkan telefonlar geliyordur. Çoğumuza göre BlackBerry, teknoloji tarihinin "tutunamayanlar" listesindeydi. 2016’da telefon üretmeyi bıraktıklarında, herkes cenaze namazını kılıp dağılmıştı. Ama aslında hikâye orada bitmedi; sadece kabuk değiştirdi.
Wall Street Journal gazetesindeki habere göre BlackBerry bugün cebimizde değil ama çok daha kritik bir yerde: Hayatımızın tam merkezinde, görünmez bir güç olarak yaşıyor. Bu dönüşümün merkezinde ise tek bir isim var: QNX.
BlackBerry’nin 2010’da satın alıp sessiz sedasız geliştirdiği QNX yazılımı, bugün dünya genelinde tam 275 milyon aracın beyni konumunda. Siz direksiyon sallarken arka planda o eski dostumuz BlackBerry, güvenliğinizi sağlamak için hatasız bir mesai harcıyor. Şu an kullandığınız modern araçların içindeki o akıllı sistemleri bir düşünün. Çarpışma uyarıları, şerit takip asistanları, değişken hız sabitleyiciler ve otonom sürüş özellikleri... Wall Street Journal verileri de bu sessiz devrimin BlackBerry’yi yeniden kârlı bir siber güvenlik ve yazılım devine dönüştürdüğünü gösteriyor.
Üstelik bu yazılım sadece otomobillerle de sınırlı değil. Hastanelerdeki hassas cerrahi robotlardan fabrikalardaki devasa otomasyon sistemlerine kadar, hatanın kabul edilmediği her noktada bugün bile BlackBerry imzası var. Yani marka popüler ama dayanıksız bir aksesuar olmaktansa, görünmez ama vazgeçilmez bir altyapıya dönüşmeyi seçmiş. Telefon pazarındaki o meşhur "güvenlik" takıntısını, bugün dünyanın en kritik sistemlerinin kalbine taşımış.
Yılda yaptığı 53 milyon dolarlık kâr, Silikon Vadisi ölçülerinde küçük durabilir. Ancak bu rakam, bir devin küllerinden doğuşunun ve doğru bir "pivot" (yön değiştirme) hamlesinin nasıl fark yaratacağının en somut kanıtı. BlackBerry’nin bu başarısı, Atatürk’ün o meşhur “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” sözünü iş dünyasına adeta kanıtlıyor. İş dünyası için belki de "battık, bittik" diye sızlanmak yerine, strateji değiştirmenin gücüne odaklanma vaktidir. Çünkü bazen bitmek, aslında daha sağlam bir temelden başlamak için en büyük fırsat olarak karşınıza çıkar.