RIZA GÜNEŞ - Avukat, LL.M. Ahmet Yum Avukatlık Bürosu - TMA Türkiye-FOYDER Üyesi
Konkordato ilanları, Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY) görüşmeleri ve borç yapılandırma uğruna verilen çetin mücadeleleri konuştuğumuz günlerden geçiyoruz. Modern yapılandırma enstrümanları karmaşık ve işlevsiz görünebilir, ancak özünde hepsi önemli bir amaca hizmet etmek için vardır: Sürdürülebilirlik. Tek bir değeri korur: Dürüstlük.
Ekonomi tarihçileri finansal krizleri genellikle modern çağın, sanayi devriminin ya da borsaların yan etkileri olarak görme eğilimindedir. Oysa borç, alacak ve temerrüt kavramları, insanlık tarihi kadar eskidir. Bugün plazalarda "Nakit Akış Yönetimi" (Cash Flow Management) diyerek cilaladığımız kavramın en saf ve en dürüst hali, bundan binlerce yıl önce Babil’in surları arasında, deve tüccarı Dabasir tarafından kil tabletlere kazınmıştı.
Babil'de yeşeren umut
Babil’in En Zengin Adamı kitabında, borçlarını ödeyemeyen Dabasir’in Babil’in bilge adamlarından biri rehberliğinde mücadelesi anlatılır. Dabasir’in hikayesi, neticesi itibariyle sadece bir başarı öyküsü değil, bir borç yapılandırma dersidir.
Dabasir, bir zamanlar yaptığı hatalar ve kontrolsüz harcamaları yüzünden köleliğe kadar düşmüş, onurunu kaybetmiş bir adamdı. İçindeki özgür insan ruhuyla Babil’e geri döndüğünde, elinde sadece sarsılmaz bir kararlılık vardı.
Kararlılığı olan ama planı olmayan Dabasir’e plan ve rehberlik desteği ise Mathon’dan gelmişti. Dabasir’in en büyük destekçisi, altın tüccarı Mathon’du. Mathon ona sadece vizyon değil, bir borç yapılandırma projesi sundu. O, deve tüccarlığı işini yaparak ailesinin geçimini sağlayacak, aynı zamanda alacaklılarıyla yüzleşecekti. Bu yöntemle Dabasir, kazandığının tamamını borca yatırıp ailesini muhtaç halde bırakmak yerine, rasyonel bir paylaştırma sistemi dahilinde hayatını idame ettirecekti. Bu yaklaşım, bugün şirketlerin nakit akış yönetiminde uyguladığı altın oranların atasıdır:
- %70: Yaşam giderleri ve dürüst bir hayat için. Eğer bir yapılandırma planı, borçluyu açlığa veya operasyonel iflasa sürüklüyorsa, o plan ölü doğmuştur. Borçlu şirketin veya bireyin yaşayabilmesi gerekir.
- %20: Alacaklılara eşit oranda dağıtılacak borç ödemesi.
- %10: Gelecekteki zenginliğin temeli olan kişisel birikim. Dabasir’in en borçlu olduğu anda bile kendisine ayırdığı bu pay, yarınki sermayesinin tohumuydu.
Finansal yüzleşme
Dabasir, Mathon’un kendisine olan plan ve rehberlik desteğinden ilk kil tablette bahsediyor. Eyleme geçişi ve finansal yüzleşmesini ise ikinci kil tablette anlatıyor.
Dabasir, alacaklılar listesi çıkararak, her bir alacaklısının adını ve onlara olan borç tutarını tek tek tablete kazıdı. Evet, cebinde henüz gümüşü yoktu. Ancak toplam borcu 119 gümüş ve 141 bakır, onun için artık sadece bir korku değil, aynı zamanda yönetilmesi gereken rakamlardı. Dabasir, bu liste sayesinde toplam borcunu gördü ve geri ödeme planının vadesini bu rakamlara göre kurguladı.
Dürüstlük ve alacaklılara eşit muamele
Dabasir, alacaklıları Ahmar, Zabaia ve diğerlerini ismen belirleyerek aslında bir niyet beyanında bulundu: "Kazancım bana güvenerek borç vermiş kişiler arasında adil ve onurlu bir şekilde bölünecek’’
Alacaklılarından gelen ve aralarında eşitliği zedeleyecek talepleri kabul etmedi, ancak bu talepleri yönetti. Bütün alacaklılarımın taleplerine karşılık veremesem de hepsiyle başa çıkmayı öğreneceğim dedi. Dabasir, aslında modern hukukun yapılandırma için aradığı ve gözettiği "dürüstlük kuralı" ve eşit muamele ilkesini hayata geçirmişti.
Alacaklılarla yüzleşmek
Dabasir, alacaklılarının karşısına dikildi, artık onlardan kaçmıyordu. Ve en önemlisi onları mutlu edemese de cevapsız bırakmıyordu. Her birine şunu söyledi: Para kazanma kabiliyetim ve yapabileceğim işim dışında şu an bir şeyim yok, ancak kazandığımın onda ikisi ile borçlarımı ödeyeceğim. Ve ekledi, bundan fazlasını ödeyemem, çünkü ‘’yaşamam ve çalışmaya devam etmem lazım."
Dabasir alacaklılarının kapısını tek tek çaldığında ilk etapta öfkeyle karşılandı. Kimisi ona bağırıyor, kimisi aşağılıyordu. Ancak o, her birine hazırladığı ödeme planını sundu. Kaçmamayı, çalışmayı ve her ay düzenli bir ödeme yapmayı vaat ediyordu. Alacaklılarının çoğu teklifini kabul etmişti. Bu sebeple reddedenleri düşünmeyi bırakıp, kabul edenlerin desteği ile planı gerçekleştirme kararlılığını pekiştirdi.
Plana sadık kalmak
Dabasir, özgür bir zihinle çok çalıştığını, ticaretinin her zaman kazançlı gitmediğini ancak plana sadık kaldığını belirtiyor. Zamanla alacaklıların çoğu, Dabasir’in bu dürüst ve disiplinli çabasını, yani erdemini takdir etmeye başladı. Sonuçta Dabasir, tüm borçlarını son kuruşuna kadar ödeyerek itibarını geri kazandı.
Profesör Shrewsbury’den bir mektup
Bu hikaye kil tablette kalmadı elbet. Tecrübeler ve yaşanmışlıklar tablete sirayet etti, tabletten de zihinden zihine, insandan insana, kültürden kültüre aktarıldı muhakkak. Toplumları düzenleyen kulların temelinde de bu şekilde yüksek yaşanmışlıklar vardır. Erdem öyküleri bulunduğu zamanda hapsedilemeyecek kadar büyüktür.
Kitabın sonundaki mektup da çok etkileyicidir. 1934 yılında İngiltere’de, Mezopotamya’dan gelen kil tabletleri inceleyen Profesör Franklin Shrewsbury, kendisi de benzer bir mali krizin içindeydi. Profesör Shrewsbury, Dabasir’in beş tabletini tercüme ederken aslında tarihin en eski "borç yapılandırma protokolünü" deşifre ediyordu. Ve kurtuluşunun akıl hocasının Dabasir olacağının farkında değildi. Dabasir’in tabletlerini tercüme ederken, bu binlerce yıllık yöntemi kendi hayatına uyguladı. Bankalara ve alacaklılarına Dabasir’in %20’lik kuralıyla yaklaştı. Birkaç yıl sonra yazdığı mektupta, bu yöntemin sadece borçlarını bitirmediğini, aynı zamanda cebinde para tutmayı ve saygın bir hayat sürmeyi de öğrettiğini itiraf etti.
Günümüz yapılandırma uygulamaları
Dabasir’in Babil’de uyguladığı yöntem, bugünkü Konkordato ve Finansal Yeniden Yapılandırma süreçlerinin felsefi temelinde yer bulmayı hak ediyor.
Modern hukukta finansal yeniden yapılandırma ve konkordato, bir borçtan kaçış mekanizması değildir, hem bireylerin hem de şirketlerin borçlarını ödeyememe durumunda başvurabileceği bir çözümdür. Finansal yeniden yapılandırma, konkordato, dürüst ama işleri yolunda gitmeyen borçlunun, işletmesini yani borç ödeme kabiliyetini koruyan, alacaklıların da alacağını hiç alamamaktansa, belli bir plan dahilinde almasını sağlayan bir toplumsal barış projesidir. İşletmenin ayakta kalması, işçilerin işine devam etmesi, tedarik döngüsünün korunması neticede çarkların dönmesi bir amaçtır. İflastan kaçınma ve alacaklılarla uzlaşma temeline dayanan bu sistem, hem borçlunun mali olarak toparlanmasına hem de alacaklıların haklarının korunmasına olanak tanır. Bu süreç, borçlunun mali durumunun düzeltilmesi ve yeniden ödeme kapasitesine kavuşması için önemli bir fırsattır.
Şirketler için ders
Bugün şirketlerin girdiği borç yapılandırma, konkordato ve finansal yeniden yapılandırma süreçleri aslında Dabasir’in tabletlerde anlattıklarından çok farklı değildir. Dürüstlük ve plana sadık kalmak ise tüm zamanlarda farkın belirdiği yerdir.
Bir şirketin yaşamını sürdürebilmesi, alacaklıların haklarını düzenli bir planla alabilmesi kadar kritiktir; çünkü duran veya parçalanmış bir çark kimseye ödeme yapamaz. Yine duran veya parçalanmış bir çark adil veya iyi niyetli de olamaz.
Dabasir bize şunu anlatmaktadır: borçları ödeyemez durumda olmak, yönetilmesi gereken bir süreçtir. İster bir deve taciri olun, ister bir holdingin sahibi; dürüstlükle hazırlanmış bir plan ve sadık kalınan bir disiplin (proje), erdem yolculuğunun azığı olacaktır.
Esenlikler dilerim.