HAKAN ATİS - [email protected]
Diğerleri yer değiştirirken o kendine has görkemi ve hayranlık uyandıran bilgeliği sayesinde kuzeydeki yerini koruyor. Zamanın sonsuzluğunda kadim denizcilik kültürünün manevi pusulası olmayı sürdürüyor. Bir başka deyişle binlerce yıldır yön göstericiliği ile insanlara rehberlik ediyor. Hırçın denizlerin dalgaları ne kadar sert olursa olsun her zaman güven veriyor, yol gösteriyor, gönüllü müfrezeler gibi yardıma koşuyor. Bu satırları Karaburun’un saklı cennetlerinden birinde verdiğim kahve molasında not ediyorum. Gazeteciliğe başladığım 1983 yılından bu yana cebimden eksik etmediğim not defterim ve kalemim, bana gönüllü yoldaşlık ediyor. Aklımdan geçen sözcükleri ıskalama derdim yok! İçim rahat. Bunu değerli hocam, meslek ustam ve efsane rektörüm Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen’e borçluyum. Tavsiye ettiği günden bu yana eksiksiz uyguluyorum. Günümüzde teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, duygu ve düşüncelerimi ak kağıdın koynuna yazmak bana daha sıcak geliyor. Lacivert sulara hakim bir tepede etrafı seyrederken aklımdan bunlar geçiyor.
Manzara her zaman ki gibi muhteşem. Gemiler açıkta usulca arzı endam ediyor. Önümde uzanan koyu lacivert sular aşırılıktan uzak, yelkencilere keyif verecek ölçüde dalgalı. Kuzey ülkelerinin usta kaptanı sevgili kuzenim Tayfun Erkul’la bizim denizleri Delfin’in dümen suyunda bıraktığımız keyifli zamanlar ve yunuslar gözümün önüne geliyor. O an yaşadığımız coğrafyanın mavi düşler ülkesi olduğunu daha iyi anlıyorum. Bulunduğum noktaya yol alırken gördüğüm modern balık üretim tesisleri ise beni zaman tünelinde yolculuğa çıkarıyor. Deniz ülkesini balıkçılıkla tanıştıran iş dünyasının ‘Kutup Yıldızı’ Selçuk Yaşar’ı saygı, özlem ve rahmetle anıyorum. Antik Yunan filozofu Eflatun veya diğer adıyla Platon, bilgeliği ‘ideaların bilgisine dayalı, akıl yoluyla ulaşılan ve doğru yargılarda bulunmayı sağlayan erdem’ olarak tanımlarken onu resmetmiş diye düşünüyorum. Çünkü, uzun yıllar danışmanlığını yaptığım merhum Selçuk Bey’de ülkemizde yeniliklerin öncüsü olmuş; yaşamı boyunca aklın ve bilimin rehberliğinde ilerlemiş, bilgelik seviyesinde bulunmuştur. Bu nedenle her fırsatta yürekten tekrarladığım bir görüş kalemimden beyaz sayfaya doğru akıp gidiyor. Biliyorum ki o, iş dünyasının Kutup Yıldızı’dır ve hep öyle kalacaktır. Nedenini birazdan anlayacaksınız.
İLKLERİN MİMARI
Yarımada yolunda gördüğüm modern balık üretim tesislerinin benzerlerine geçmiş yıllarda Yunanistan ve İspanya kıyılarında da tanık olmuştum. O dönemde Türkiye’de sektöre yönelik algı ne yazık ki hak ettiği seviyede değildi. Selçuk Bey’in ufkun ötesini sezen ve gören vizyonu sayesinde ülkemize kazandırılan balık yetiştiriciliği, günümüzde gurur verici seviyelere ulaştı. Bu sadece benim görüşüm değil. Sektör raporlarında 2023 yılında levrek ihracatından elde edilen gelirin 500 milyon Dolar’ın üstünde olduğu ifade ediliyor. Başarılı çalışmalarıyla göz dolduran T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024 yılına ait su ürünleri istatistiklerinde ise denizde yetiştiricilik yöntemiyle 165.055 ton levrek, 155.279 ton çipura üretildiği vurgulanıyor. Sektör kaynaklarına göre Türkiye’nin 2024 senesinde İngiltere’ye gerçekleştirdiği levrek ihracatıyla elde ettiği döviz geliri 126 milyon Dolar seviyesinde. Aynı yıl İtalya’ya yapılan çipura satışından sağlanan gelir 100 milyon Dolar’ı buluyor. Geçtiğimiz yıl Rusya, Hollanda, Yunanistan başta olmak üzere birçok ülkede bizim sularımızda modern yöntemlerle yetiştirilen balıklar ve diğer su ürünleri güvenle tüketildi. Örneğin, 2023 yılında levrek 517 milyon, çipura 418 milyon Dolar seviyelerinde ihraç edildi. 2024 senesinde sektörün başarı performansı daha da arttı. Dış satışta levrek 570, çipura 508 milyon Dolar’ı buldu. Uzak olmayan gelecekte dünya genelinde protein ihtiyacı maksimum seviyeye ulaşacak ve tıpkı su gibi stratejik önem arz edecek. İşte o zaman Türkiye’nin başarıyla sürdürdüğü su ürünleri üretiminin ne kadar önemli olduğu daha da iyi anlaşılacak.
GURUR TABLOSU
Böylesine önemli bir tablo içinde her zaman saygı ve rahmetle andığım Selçuk Yaşar’ın temellerini attığı balık yetiştiriciliği sektörü geçen yıl da zirvedeydi. Örneğin, levrek ihracatı 666 milyon, çipura 585 milyon Dolar seviyelerine ulaştı. Rakamlar deyim yerinde ise üç aşağı, beş yukarı değişebilir. Bunun önemi yok. Mühim olan sektörün sergilediği uluslararası başarı tablosunu takdir edebilmektir. Selçuk Bey, uzun yıllar önce geleceği görerek önemli adımlar atmaya başlamıştı. Kendisinden aldığım ilhamla bazı çalışmalarımızı kitaplaştırmış ve devletin zirvelerine ulaştırmıştım. Genç yöneticiler için hayat dersi niteliğinde nice anılarımız oldu. Sektörün sorunlarını aşarken son derece olumlu geri dönüşler almıştık. Bu nedenle şunu net olarak ifade ediyorum, günümüz Türkiye’sinde balık üretiminden ve ihracatından söz edilebiliyorsa bu başarının yaratıcı mimarı bellidir. Sektör bu durumu Selçuk Yaşar’ın vizyonuna, kararlılığına, çalışkanlığına, memleket sevdasına ve ileri görüşlülüğüne borçludur. Yazımı noktalıyorum…Ömürlük sevdamız, güzel ve güçlü ülkemiz, gelecekte daha nice sektörde belirleyici rol oynayacak. Buna yürekten inanıyorum. Selçuk Bey de zamanın ötesini gören bilgeliği ile iş dünyasının ‘Kutup Yıldızı’ olmaya devam edecek, girişimciler tarafından her zaman örnek alınacaktır. Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun. Nisan sayımızda yeniden buluşmak üzere esen kalın.