AYÇA YUSUFOĞLU KÖROĞLU - ABB Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı
Ankara’nın sosyal hafızasında derin izler bırakan, Çankaya’nın Esat bölgesinde 1980’li yıllarda halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla inşa edilen ve sonraki zamanlarda bölgedeki otopark sorununa çözüm üretmek amacıyla yapısal değişim yaşayan Küçükesat Semt Pazarı ve Çarşısı, uzun yıllar boyunca devam eden bakımsızlık ve işlev kaybının ardından bugünlerde bambaşka bir hikâyeye hazırlanıyor. Bir zamanlar bölge halkının en uğrak yeri olan, ancak zamanla atıl kalarak potansiyelinin çok altında bir kullanıma mahkûm edilen bu yapı, sadece bir fiziki yenileme projesi sunmuyor. Burası; Türkiye’deki “kentsel demokrasi” ve “yerel kültür yönetimi” alanlarında yeni bir sayfa açacak olan "Esat Hal" projesine dönüşüyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) liderliğinde şekillenen bu proje, alışılagelmiş belediyecilik anlayışının ötesine geçerek mülkiyeti kamuda kalan, ancak yönetim ve kullanım haklarında kültür üreticilerine ve sivil topluma önemli alanlar açan hibrit bir yapıyı, bir "müşterekler" modelini Ankara’nın kalbine yerleştirmeyi hedefliyor. Toplamda 14.250 m2 inşaat alanına ve 4,600 m2 kapalı alana sahip olan bu mekân, artık sadece alışveriş yapılan bir çarşı olmayacak; şehrin kültür sanat aktörlerinin, yerel üreticilerin ve mahalle sakinlerinin bir araya gelerek “bölgeyi yeniden hayal ettiği” canlı bir ekosistem olma hedefini taşıyacak.
Esat Hal; ABB Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi’nin kurduğu “Ankara Kültür” markası altında açılacak bir sanat galerisi ve gençler başta olmak üzere her yaştan kentlinin sanat kursları alabileceği bir atölyeye ev sahipliği yapacak. Hal’de, yine Ankara Kültür kapsamında çalışmalarını sürdüren ve Ankara’nın yakın zaman önce UNESCO Öğrenen Şehirler Küresel Ağı’na girmesini sağlayan en önemli projelerden olan BELMEK kurslarında üretilen ürünlerin sergilendiği bir dükkân ile ABB Gençlik ve Spor Dairesi’ne bağlı bir genç akademi de yer alacak. Belediyenin sanatseverler ve gençlere yönelik bu alanları dışında; Esat Hal içinde yerel özel kültür girişimleri ve kültür sanat ile ilgili çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarının ofis ve mekânları da bulunacak. Projenin geri kalan yaklaşık %10’luk kısmını ise büyük çoğunluğu kadın girişimciler tarafından kurulmuş, yerel gastronomi markaları oluşturacak.
Bu dönüşümün en dikkat çekici yanı ise Esat Hal’in hem belediye hem de projede yer alacak paydaş kurumlar için bir "kültür yönetimi laboratuvarı" olarak kurgulanmış olması. Türkiye’deki mevcut yerel yönetim pratiğinde taşınmazların genellikle sadece gelir odaklı bir yaklaşımla kiraya verildiği bir gerçeklikten söz etmek mümkün. Esat Hal projesi ise bu hâkim yapıya güçlü bir alternatif sunarak mekânın sadece bir kiralama alanı değil, paydaşların aktif katılımıyla yönetildiği deneysel bir sivil alan yaratıyor. "Yönetim yaklaşımının restorasyonu" olarak tanımlanabilecek bu süreçte; klasik "yöneten – yönetilen" hiyerarşisi, yerini "ortak bir yönetişim" modeline bırakıyor. Bu modelde yerel kamu otoritesi, özel sektör işletmeleri ve sivil toplum inisiyatifleri aynı masanın etrafında oturarak mekânın geleceğine ortak akılla karar veriyor ve böylece Türkiye’de örneği az bulunan bir “yerel yönetim – sivil toplum – özel işletme iş birliği” pratiği hayata geçiriliyor.
Esat Hal’in sunduğu bu yeni "hal," çok katmanlı bir yaşam alanı vadediyor. Mekândaki kültür sanat alanları, sanatın sadece sergilendiği bir vitrin olarak kalmayacak; atölyeler ve çalışma alanlarıyla bizzat sanatsal üretimin yapıldığı bir merkez olarak hizmet sunacak. Gastronomi mekânları ve sosyal girişimler ile ise Hal’in, Ankara kökenli yeni markaların desteklendiği bir kuluçka merkezi işlevi görerek bu kültür alanlarını bir sosyalleşme aracına dönüştürmesi hedefleniyor. Hal ayrıca sivil toplum kuruluşlarına ve yerel inisiyatiflere kapılarını açan bir topluluk ve dayanışma merkezi kimliği taşıyarak temel hak ve özgürlüklerin savunulduğu sivil bir nefes alanı yaratıyor. İlerleyen süreç içinde, sürdürülebilirlik üzerine projelerle Hal’in döngüsel ekonominin pratik edildiği bir yapı olarak konumlanarak çevreye duyarlı bir kentsel merkez olması da planlanıyor. Tüm bu fonksiyonlar, Ankara’nın Cumhuriyet modernizmi ile şekillenmiş planlı kentleşme mirasını, günümüzün "glokal"; yani “yerel, köklü ama dünyaya açık” değerleriyle harmanlayarak küreselleşmenin yerel kimlikleri sildiği "mekansızlaşma" eleştirisine de güçlü bir yanıt vermeyi hedefliyor.
Projenin kapsayıcılık vizyonu, sadece hedef kitlesiyle değil; mahalleliyle kurduğu organik bağla da derinleşecek. Gençlerin kendilerini sadece tüketici olarak değil, üreten kişiler olarak bulabileceği bu merkezde; öncelikle mahalleliler için sosyal projeler üretilmesi de hedefleniyor. Mekânın "Ahali" olarak adlandırılan kullanıcı topluluğu, farklı vizyonların yönetime yansımasını garantileyerek Hal’in tek tip bir akılla değil, ortak bir ruhla yaşamasını sağlayacak. Bratislava’daki Stará Tržnica’dan Helsinki’deki Kaapeli’ye; Marsilya'daki La Friche la Belle de Mai’den Berlin’deki Haus der Statistik’e kadar çok farklı modellerin incelenmesi üzerinden kurgulanan, ancak Ankara’nın kendine has yapılarıyla yoğrulan ve yerel mevzuatlara göre adapte edilen bu model; Türkiye’nin dört bir yanındaki atıl kamu binaları, eskimiş ve kullanımı kısıtlanmış endüstriyel ya da kamusal alanlar için kopyalanabilir ve ölçeklenebilir bir "yeniden oluşum rehberi" sunma potansiyelini taşıyor.
Esat Hal projesinin "Olmak İstediğin Hâl" mottosuyla öne çıkan ve “Ahali”si tarafından hazırlanan manifestosundaki yaklaşım, mekânın aslen yiyecek içecek satılan bir yer olmadığını; dayanışma ruhunu büyüten, farklılıkların zenginliğiyle çoğalan canlı bir yapı sunduğunu vurguluyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu bu vizyoner proje, Türkiye’de kamu otoritesi ile sivil inisiyatif arasındaki keskin duvarları yıkan, yetki ve sorumluluğun paylaşıldığı güçlü ve yenilikçi bir adım olarak öne çıkıyor. Aynı anda bir katında bir tiyatro topluluğunun provasını yapacağı, ara kattaki atölyede ilgili bölümlere hazırlanan gençlerin güzel sanatlar üzerine dersler aldığı, bir başka köşesinde bir sosyal girişimin mahalleliyle atölye düzenlediği ve giriş katında yerel markaların gastronomik deneyimler sunduğu bu çok sesli yapı; kültür sanatın gündelik hayatla iç içe geçtiği yeni bir kamusal deneyim sunacak. Esat Hal, sadece Ankara’nın kent belleğini korumakla kalmayıp 21. yüzyılın demokratik, yaratıcı ve dayanışmacı kentlerindeki kapsayıcı ve kültür merkezli projelerin Türkiye’deki güçlü örneklerinden birisi olarak tarihe geçmeye ve kentsel dönüşümü sosyolojik bir iyileşme projesi olarak yeniden tanımlamaya hazır bir şekilde hayata geçiyor.