İGA İstanbul Havalimanı 2. İGA ART Sanat Projeleri Yarışması’nın kazananı sanatçı Hayri Karay’ın imzasını taşıyan dev heykel, geçtiğimiz hafta düzenlenen bir törenle açıldı. Havalimanının tam merkezinde konumlanan heykel, hareketli iki çelik sütundan oluşuyor. 37,7 metre yüksekliğindeki eser, heybetli görünümüyle milyonlarca yolcuya Anadolu’nun ruhunu yansıtıyor Eser, sanatçı Hayri Karay’ın İsimsiz / Untitled başlıklı manifestosunda belirttiği üzere, Anadolu’nun kültürel çeşitliliğini ve etnografik katmanlılığını hareket ve dönüşüm üzerinden yeniden üretiyor.
‘Sabit bir biçim’ yerine ‘sürekli devinimi’ temsil eden heykel, bu sayede havalimanının her misafiri için farklı ve kişisel yorumlamaya olanak sağlıyor. Karay, heykelin izleyicinin konumu ve hareketiyle sürekli dönüşen ve yaşayan bir olgu olduğunu ifade ediyor. Yapıtın aynalı yüzeyleri, terminalin dinamizmini yansıtarak sonsuz bir perspektif yaratırken; ışık ve gölge ilişkisi, yapının temel kurucu unsuru olarak işlev görüyor.
İGA sanata destek vermeye devam edecek
Açılış töreninde, sohbet etme imkanı bulduğumuz IGA Genel Müdürü
Selahattin Bilgen, kültür – sanat projelerine destek vermeye devam edeceklerini belirtti. İGA İstanbul Havalimanı olarak, İGA ART çatısı altında hayata geçirdikleri heykel çalışmasının sınırları zorlayan bir sanat olayı olduğunu ifade eden Bilgen heykeli şu cümlelerle tanımladı: “Bu devasa yapıt, sadece boyutlarıyla değil, barındırdığı derin anlamla da havacılığın ve sanatın kesiştiği yeni bir simge... Terminalimizin yüksek dinamizmi ile sanatın dinginliğini bu noktada buluşturduk. Zira bu yapı; izleyicisinin yorumuna, hissiyatına ve bakış açısına sonuna kadar açık, katılımcı bir sanat deneyimidir.”
Heykel sanatında geometri
İGA ART Sanat Projeleri Yarışması’nın ikincisinin 2023 yılı kazananı olan Hayri Karay, 1952 yılında Balıkesir’de doğdu. 1970-1975 Güzel Sanatlar Akademisi’nde heykel öğrenimini tamamladı, 1976-1984 Güzel Sanatlar Akademisi’nde Öğretim üyeliği yardımcılığı ve heykel atölyelerinde eğitici-öğretmenlik yaptı. Yüksek öğretimde doktora karşılığı olarak “Sanatta Yeterlilik” aldı. “Heykel Sanatında Geometri” araştırma kitabını yazdı. Çalışmalarını, eşiyle beraber kurduğu Karay Dekorasyon İstanbul’da sürdüren Karay, 2016 yılından bu yana heykel eğitimleri veriyor.
Geçmişi geleceğe taşıyan bir müzik projesi: İstanbul Şarkıları
Binlerce yıldır, dünyanın en önemli merkezlerinden birisi olan İstanbul için Türk Sanat Müziği geleneğinin başkenti tanımını kullanmak yerinde bir ifade olacaktır. Şarkılarda “Güzel İstanbul, Aziz İstanbul” olarak hitap edilen bu eşsiz kentin kızlarına, Boğaz’ına, gecelerine, semtlerine, mehtabına nice besteler yapıldı. Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Münir Nurettin Selçuk, Zeki Müren, Hamiyet Yüceses, Nesrin Sipahi, Alaaddin Yavaşça gibi ustaların açtığı yolda, pek çok genç sanatçı geleneği devam ettirdi.

Ne yazık ki Türk Sanat Müziği televizyon kanallarında geçmişteki kadar yer bulamıyor. Bu bağlamda, İstanbul’un müzikle yoğrulmuş ruhunu günümüze taşıma amacıyla yola çıkan Musiki Eğitim Vakfı’nı çok kıymetli İstanbul Şarkıcısı projesi için kutlamak gerekiyor.
Geçtiğimiz günlerde tanıtımı yapılan projenin öyküsünü Vakfın Kurucu Başkanı sanatçı Fikret Erkaya ve çalışmalara büyük destek veren Beyza Uyanoğlu’ndan dinledim.
Proje Sanatçı Ezgi Köker’in fikri üzerinde yükselmiş. Vakıfla albümün yapımını üstlenerek; stüdyo kayıtlarından aranjmanlara, dönemin önemli sazendeleriyle yapılan icradan klip ve fotoğraf çekimlerine, konser organizasyonuna kadar tüm aşamalarını desteklemiş.
Vakıf yönetimi amaçlarının geçmişte seslendirilmiş, ancak son dönemlerde yeni kayıtları ve klipli yorumları bulunmayan eserleri, günümüzün teknik imkânlarıyla yeniden kayda geçirmek olduğunu ifade ettiler. Çalışmanın yalnızca bir albüm üretmek değil; bir kültür hizmeti sunmak, Türk musikisinin hafızasına katkıda bulunmak ve bu eserleri güçlü bir kayıt kalitesiyle geleceğe taşımak niyetiyle hazırlandığını vurguladılar.
Beyza Uyanoğlu, İstanbul Şarkıcısı’nın bir sanat projesi olmanın ötesinde; İstanbul’un müzikal hafızasına yönelik bir vefa ve hizmet çalışması olduğunu şu cümlelerle ifade etti: “Bu eserlerin yeniden kaydedilmesi; yalnızca bugünün dinleyicisine ulaşmak için değil, ileride kıymetli bir arşiv olarak saklanması amacıyla planlandı. Albümün plak formatında basılması arzusu da bu kalıcılık düşüncesinin bir parçasıdır.”
