Gaziantep'te geçtiğimiz günlerde açılışı gerçekleştirilen Şölen'in üçüncü fabrikası için kullanılan bir rakam dikkat çekiciydi. Yeni tesis, yaklaşık 27 futbol sahası büyüklüğünde bir alana kuruldu.
Elbette bu ölçekte bir yatırımın ilk bakışta dikkat çeken tarafı üretim kapasitesi, teknoloji altyapısı ve ihracat gücüne sağlayacağı katkıdır. Ancak bana göre bu yatırımın asıl önemi, Gaziantep'in son yıllarda oluşturduğu üretim ekosistemini ve sanayi derinliğini bir kez daha ortaya koymasında yatıyor.
Bugün Şölen'in raflarda gördüğümüz bir çikolatasına baktığımızda aslında yalnızca bir gıda ürününü görmüyoruz. O ürünün arkasında Gaziantep'te faaliyet gösteren çok sayıda sektörün ortak emeği bulunuyor. Ambalaj üreticileri, plastik ve film sanayicileri, karton kutu üreticileri, makine imalatçıları, lojistik firmaları, depolama şirketleri, reklam ve tasarım ekipleri, bakım-onarım hizmetleri veren işletmeler ve daha birçok yan sektör bu büyük üretim zincirinin halkalarını oluşturuyor.
Bir fabrikanın bacası tüttüğünde yalnızca kendi çalışanlarına değil, çevresinde oluşan yüzlerce işletmeye de hayat veriyor. İşte sanayileşmenin gerçek gücü de burada ortaya çıkıyor. Gaziantep yıllardır Türkiye'nin üretim üslerinden biri olarak anılıyor. Ancak son dönemde özellikle gıda sektöründe oluşan kümelenme, şehri yalnızca bir üretim merkezi olmaktan çıkarıp bölgesel bir çekim merkezine dönüştürüyor.
Baklava, makarna, unlu mamuller, kuruyemiş, bitkisel yağlar, şekerleme ve çikolata üretiminde Türkiye'nin en güçlü merkezlerinden biri haline gelen Gaziantep, artık bu sektörlerin ihtiyaç duyduğu yan sanayileri de bünyesinde barındırıyor.
Bu durum yatırımcı açısından büyük bir avantaj sağlıyor. Çünkü üretim için gerekli birçok girdiye aynı şehir içerisinde ulaşabilmek hem maliyetleri düşürüyor hem de rekabet gücünü artırıyor. Şölen'in yeni fabrikasını yalnızca bir şirket yatırımı olarak değerlendirmek eksik olur. Bu tesis aynı zamanda Gaziantep'te yıllar içerisinde oluşan sanayi kültürünün, girişimcilik ruhunun ve üretim kabiliyetinin de bir sonucu.
Çoban Ailesi'nin 36 yıl önce başlayan girişimcilik yolculuğu bugün dünya markası seviyesine ulaşmış durumda. Ancak bu başarı hikâyesi aynı zamanda Gaziantep'in başarı hikâyesidir. Çünkü dünya pazarlarına ulaşan her ürünün arkasında bu kentin işçisi, mühendisi, sanayicisi ve tedarikçisi bulunuyor.
Gaziantep bugün tam da bunu başarıyor. Şölen'in üçüncü fabrikasıyla birlikte yükselen yalnızca yeni üretim hatları değil, aynı zamanda Gaziantep'in gıda sanayisindeki liderliği, ihracat potansiyeli ve yatırım çekme kapasitesi de yükseliyor. Belki de bu yatırımın en önemli mesajı burada saklı.
27 futbol sahası büyüklüğündeki bu tesis, aslında Gaziantep'in üretim gücünün ulaştığı ölçeği gösteren bir sembol. Ve bu sembol bize bir kez daha hatırlatıyor ki Türkiye'nin kalkınma hikâyesi, üreten şehirlerin omuzlarında yükselecek ve Gaziantep de bu hikâyenin en güçlü başrollerinden biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.