Türkiye’nin üretim üssü olarak anılan Gaziantep, bugün sessiz ama derin bir krizin eşiğinde. Yıllarca “Anadolu Kaplanı” unvanıyla anılan bu şehir, şimdi kendi içinde kan kaybediyor.
En çarpıcı sinyaller ise Organize Sanayi Bölgesi’nden geliyor. Üretimin kalbi olan OSB’de çarklar yavaşlıyor, hatta bazı yerlerde durma noktasına yaklaşıyor.
Rakamlar artık inkâr edilemez bir tabloyu ortaya koyuyor.
Enerji tahsilat oranları düşüyor
İhracattaki düşüş, enerji tahsilat oranlarının yüzde 90’lardan yüzde 70’lerin altına gerilemesi, sanayicinin ödeme gücünün ciddi şekilde zayıfladığını gösteriyor.
Elektrik faturasını ödeyemeyen bir üretici, yarın nasıl üretim yapacak? Bu soru bugün Gaziantep’in en kritik sorusu haline gelmiş durumda.
Artan maliyetler, daralan pazarlar ve küresel ölçekte yaşanan siyasi gerilimler bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor.
Enerji, hammadde ve lojistik giderleri yükselirken, siparişler azalıyor. OSB yollarında eskisi gibi yoğun TIR trafiği yok. Bu sessizlik, üretimdeki daralmanın en somut göstergesi.
Finansmana erişim sorunu da işin cabası!
Üstelik sorun sadece ekonomik değil, aynı zamanda yapısal. Mart ayı sonunda ödenmesi gereken finansal yükümlülükler, birçok firma için bir eşik oldu. Ödeyebilenler kısa süreli nefes aldı, ödeyemeyenler ise krizin gerçek yüzüyle karşı karşıya kaldı. Bugün konuşulan, asıl sıkıntının henüz yeni başladığıdır.
Bu noktada en dikkat çekici eksiklik ise temsil ve iletişim sorunu. Gaziantep iş dünyasının çatı kuruluşları, sanayicinin sesini yeterince duyurabiliyor mu? Sahadaki gerçeklerle masadaki gündem arasında ciddi bir kopukluk olduğu hissediliyor. Gaziantepli sanayicilerin büyük çoğunluğu yalnız bırakıldığını düşünüyor.
Oysa çözüm, sahaya inmekten geçiyor!
Bürokratik toplantılar kadar, üreticinin atölyesinde, fabrikasında yapılan görüşmeler de önemlidir. Sorunlar yerinde tespit edilmeden, çözüm üretmek mümkün değildir. Gaziantep’in ihtiyacı olan şey, gecikmiş destekler değil, hızlı, kararlı ve güven veren adımlardır.
Bugün alınacak önlemler, yarının kayıplarını belirleyecek. Eğer bu gidişat tersine çevrilemezse, Gaziantep sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir kırılma yaşayacaktır.
Bu şehir, krizleri aşma konusunda geçmişte defalarca kendini kanıtlamıştır.
Şimdi mesele, bu direnci yeniden harekete geçirebilmektir. Bunun için de iş dünyası, kamu ve sivil toplumun birlikte hareket etmesi şart. Aksi halde, herkesin gözleri önünde bir sanayi hafızasının eridiğine tanıklık edeceğiz.
Kısacası Gaziantep iş dünyası feryadının duyulmasını bekliyor.
Duyan olacak mı?
Onu da sanayici, iş insanlarımızla bekleyip, birlikte göreceğiz…