Merkez Bankası’nın ara hedefi de hükümetin 2026-2028 Orta Vadeli Programı’ndaki rakamı da yüzde 16. Ama bu hedefe yılın sonunda ulaşmak adeta imkansız.
Türkiye’de 2026 yılında konuşulacak ekonomi başlıklarının başında enflasyon yerini korumaya devam edecek gibi görünüyor. Ancak; iç ve dış konjonktüre bağlı olarak ekonomi başlıklarının dışındaki konuların da zaman zaman öne geçeceğini unutmamak gerekiyor.
Aslında 2026 yılı ile ilgili olarak hükümetin ve Merkez Bankası’nın yeni veya güçlendirilmiş bir dezenflasyon programı yok. Ana hatlarıyla uygulanan ve 2025 yılında daha da netleşen programın devamı var. Yani aynı programa devam... Dolayısıyla sadece rakamlar değişecek, o da zaten 2026-2028 Orta Vadeli Program’da yer almış durumda.
Peki o zaman 2026 yılı enflasyon oranı yılın sonunda ne olacak?
Özellikle geçtiğimiz kasım ve aralık aylarında enflasyon oranlarının düşük gelmesi galiba hükümet yetkililerini umutlandırmış ve hatta rahatlatmış görünüyor. En yetkili ağızların yazılı beyanlarından ve sözlü açıklamalarından bu anlaşılıyor.
Geçtiğimiz yılın ortalarından itibaren Hazine ve Maliye Bakanı yıl sonu enflasyonu için çok da teknik olmayan ve anlam ifade etmeyen “yüzde 30’ların altı…” tahminini sürekli gündeme getirdi, yılın son gününe kadar da bu umutlarını taşıdı. Ancak 2025 yılı enflasyonu, bütün zorlamalara rağmen yüzde 30’un üzerinde (30.87) gerçekleşti.
Şimdi de 2026 için bu ifade “20’lerin altı…” olarak kullanılıyor. Adeta enflasyon mottosu oldu.
Nasıl ki 30’ların altı hayal idiyse, 20’lerin altı da hayal gibi görünüyor.
Malum, Merkez Bankası’nın ara hedefi de hükümetin 2026-2028 Orta Vadeli Programı’ndaki rakamı da yüzde 16. Ama bu hedefe yılın sonunda ulaşmak adeta imkansız. Hatta bu hedefin yüzde 50 aşılması yani yılın sonunda yüzde 24 olması bile zor.
Şayet 2026 yılı enflasyonu yüzde 24 olursa; 2024 yılı yüzde 44, 2025 yılı yüzde 31 ile birlikte son üç yıl itibariyle toplamda yüzde 100’e ulaşır ki bunu da olumlu görmek gerek.
Kanaatimizde 2026 yıl sonu TÜFE tahmini yüzde 24-26 aralığında. Peki bunu neye göre söylüyoruz?... birkaç temel nedeni sıralamak lazım.
- Özellikle don ve kuraklık riskinin olmayacağı ve yağışlara bağlı olarak tarım ürünleri üretiminin geçen yıla göre daha çok artacağı beklentisi önemli. Buna bağlı olarak gıda enflasyonu artış oranı düşecek gibi.
- Dünyadaki petrol fiyatlarının düşüş seyri içerisinde olması da hükümetin enflasyonla mücadele programı için bir fırsat sergiliyor gibi. Bir ara 60 doların altına düşen petrol fiyatları, gerçekten enflasyonla mücadele için önemli bir umut.
- Hükümetin asgari ücreti yeteri düzeyde artırmaması ve açlık sınırının altında açıklaması, aynı şekilde memur dışındaki tüm emeklilerin ücretinin de asgari ücretlinin yüzde 70’inde kalması da enflasyona vurulan bir başka set gibi. Bunun anlamı, enflasyonu tetikleyen talep enflasyonunun frenlenmesi…
Aslında yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar nedeniyle enflasyonun kontrol edilebilir hale gelmesi bir başka vakıa. Malum yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar, merkezi ve yerel kamu otoritesi veya bağlı kuruluşların otoriteleri tarafından belirlenen ve uygulanan fiyatlar olarak tanımlanıyor.
Aşağıda bir kısmını sıraladığımız kalemlerin fiyatlarını kamu otoritesi belirliyor. Örneğin;
- Merkezi ve yerel otoritenin belirlediği elektrik, su, doğal gaz gibi ürün fiyatları,
- Akaryakıt fiyatları,
- Öğrenim ücretleri gibi özel eğitim hizmetleri,
- Kira sınırlamaları,
- Merkezi ve yerel otoriteler tarafından sunulan taşıma hizmetlerinin ayarlanan bedelleri,
- İlaç fiyatlarını etkileyen döviz kurları,
- Çeşitli mal ve hizmet sunumlarında yeniden değerleme oranının indirimli uygulamaları,
- Dolaylı vergilerin alkol, sigara, otomobil gibi ürünlerde istenildiği gibi ayarlanmaları,
- Artık yönetilen ve yönlendirilen fiyat haline getirilen ithalatta ticaret politikası önlemleri,
Hem dönem olarak hem de oran ya da tutar olarak kamu otoritesi bu fiyatları ayarlayabiliyor. Dolayısıyla enflasyon oranı adeta yönlendirilebiliyor.
Ancak; kira, ulaştırma ve gıda fiyatlarına hükmedilemiyor, aynı şekilde hizmet fiyatları da katı ve yapışkan olduğu için enflasyon artışı durdurulamıyor. Zaten arz yönlü politikaların ihmali ve mücadelenin tümüyle Merkez Bankası’na havale edilmesi bu işin yumuşak karnını ortaya koyuyor.