Hazine nakit dengesi, eylül ayında 467 milyar 153 milyon lira açık verdi.
Dünya Bankası'nın raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 2,8, 2027'de de yüzde 3,8 büyümesi öngörülüyor. Raporda, sıkı ekonomi politikaları ve ithal enerji fiyatlarındaki artışların Türkiye'de büyümeyi bu yıl yavaşlatmasının beklendiği ifade edildi.
Merkez Bankası'nın Eylül Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu'na göre tüketici enflasyonunun ana eğilimi bir önceki aya kıyasla geriledi.
Elektrik-elektronik sektörünün yılı 20 milyar dolar hedefine yakın bir seviyede tamamlayacağını söyleyen TET Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu, "Artık ucuz iş gücü ve devalüasyon odaklı ihracat modelini bırakmalıyız. Türkiye ucuz bir ülke değil. Devalüasyon 6 ay rahatlatır, sonra yine gerçeklerle yüzleşiriz. Ar-Ge, inovasyon ve verimlilik şart" dedi.
Strateji Bütçe Başkanlığının verilerine göre, 11 sektörden 8’inde 24 ayın ortalaması eksi veriyor. Sadece ara malı, toplam sanayi ve elektrik üretimi ortalamada artıda görünüyor.
Perakende sektörü, fon krizi ile iç talepte yeni bir daralmayla karşılaştı. ZMD Başkanı Serhan Tınastepe, yaklaşık 800 milyar TL’lik kaynağın kullanılamadığını, birikimlerine ilişkin kaygıların da tüketicinin harcamalarını etkilediğini söyledi.
Fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda tüm araçların kararlılıkla kullanılacağını belirten TCMB Başkanı Fatih Karahan, son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar yaşandığını, ancak bu çıkışların büyük ölçüde mevduata yöneldiğini açıkladı.
İhracatçılar kur-maliyet makası, finansman ve işçilik giderleri nedeniyle rekabetçilik kaybına dikkat çekerken, ihracatta rekorlar gelmeye devam ediyor. Eylülde ihracat miktar bazında yüzde 0,6 gerilemesine rağmen değer bazında yüzde 15,4 artışla 26 milyar dolara ulaştı. EKONOMİ’ye konuşan sektör başkanları, artışın önemli bölümünde fiyat, emtia hareketleri ve sektörlere özgü gelişmelerin etkili olduğuna dikkat çekerek, ihracattaki büyümenin kalitesinin yalnızca dolar değeri üzerinden ölçülmemesi gerektiğini vurguladı.
Fon krizinin ardından gündeme gelen Yatırımcı Tazmin Merkezi’nin yükümlülüklerini yerine getiremeyen aracı kurumların neden olduğu zararları karşılamak üzere oluşturulduğu, fon yatırımcısı mağdurlarını ise doğrudan kapsamadığı belirtiliyor. Sermaye piyasası uzmanları, yönetmeliği 2015’te yayımlanan merkezin mevcut fon krizine ilişkin bir koruma mekanizması olmadığını vurguladı. Faaliyeti durdurulan bir portföy yönetim şirketine ait fonların başka bir şirkete devredildiğini belirten uzmanlar, “Fonların manipülasyona konu olacağı ve tasfiye aşamasına geleceği mevzuat oluşturulurken hesaba katılmamış” yorumunu yaptı.