LEVENT AKBAY
İklim değişikliği nedeniyle önem kazanan ve konutların yanı sıra turizm, tarım ve sanayiyi de hedefleyen ‘su yönetiminin’ yumuşak karnı ‘su kaybı’ oldu. İklim değişikliğinin su kaynaklarına yönelik olumsuz etkisini en aza indirmek ve bu etkilere uyum sağlamak için konutlar ve endüstriyel kullanıcıları hedefleyen “sürdürülebilir su yönetimi” ne geçmek için öncelikle devasa ‘su kaybı’nı önlemek gerekecek. Su kaybının önlenmesi gerekliliği ve alınması gereken önlemler 2026-2033 dönemini içeren yeni “Ulusal Su Politikası” metninde de yer aldı.
Kaynaktan kullanıcıya ulaşana kadar suyun yarısından fazlasının fiziksel sızıntılar veya ölçüm hataları nedeniyle boşa gitmesi durumu olarak tanımlanan ‘su kaybı’ ortadan kaldırılmadan ‘sürdürülebilir su yönetimine’ geçmek mümkün olmayacak.
2004’te yüzde 60 olarak hesaplanan ‘su kaybı’ 2015-2020 arasında 4,6 puan, 2020- 2024 arasında ise 1,9 puan düşürülebildi ve ancak yüzde 31,6’ya çekilebildi. Hedeflerin tutması için 2040’a kadar ‘su kaybı’ oranında 21,6 puanlık düşüş sağlanması gerekecek. Bunun gerçekleşmesi için de altyapının üretim ve depolama tesisleri ile iletim hatlarının rehabilite edilmesi, yönetimde dijital dönüşümü içerecek büyük yatırımlar yapılması gerekecek. Orta dönem sonu olan 2033’te yüzde 25 olarak belirlenen hedefin tutması için su kaybı oranlarında her yıl 1 puanlık düşüş sağlanması gerekli. AB ile uyumlu olarak 2040’ta yüzde 10 olarak hedeflenen 2040 hedefini tutturabilmek için 2033 sonrası performansın katlanması ve 8 yılda 15 puanlık düşüş sağlanması gerekecek.
Sürdürülebilir Su Yönetimi’ni hedefleyen Ulusal Su Planı’nın yumuşak karnını su kaybı hedefl erini tutturabilmek ve su kaybını dünya ortalamasına çekmek için altyapının yanı sıra dijitale geçiş dahil yönetsel olarak da köklü dönüşümler yapılması gerekecek.
SU KITLIĞI ARTABİLECEK
Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık su miktarı 1305 metreküp. Yılda kişi başına düşen su potansiyeli 1700-1000 metreküp arası olan ülke veya bölgelerin su sıkıntısı içinde oldukları ifade ediliyor. Dünya genelinde yaygın olarak kullanılan Falkenmark Su Kıtlığı İndeksi, Türkiye’nin halihazırda “su stresi” sınıfında yer aldığını gösteriyor.
TÜİK tarafından yapılan 2023-2100 yılı nüfus projeksiyonlarına göre, nüfusun 2030 yılında 88 milyon 188 bin kişiye ulaşması bekleniyor. İklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkileri ve artan nüfusu ile Türkiye’nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna gelebileceği öngörülüyor.
BELEDİYELERE VERİLEN HEDEFLER
İçme Suyu Temin ve Dağıtım Sistemlerindeki Su Kayıplarının Kontrolü Yönetmeliği ile su idarelerinin su temininde, iletiminde, dağıtımında ve tüketiminde su kayıplarının azaltılmasına yönelik görev ve sorumlulukları belirlendi.
Yönetmelik gereği su kayıp oranlarını; Büyükşehir ve il belediyeleri 2023 yılına kadar en fazla yüzde 30 düzeyine indirmeleri gerekiyordu. Bu oran 2028 yılına kadar ise en fazla yüzde 25 düzeyinde olabilecekti.
Diğer belediyeler ise kayıp oranını 2023 yılına kadar en fazla yüzde 35 düzeyinde tutabilecekti. Belediyeler bu kayıp oranını 2028 yılına kadar en fazla yüzde 30, 2033 yılına kadar ise en fazla yüzde 25, düzeyine indirmekle yükümlü kılındılar.
2021’DE 2 MİLYAR METREKÜP SU KAYBOLDU
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’ne beyan edilen su kayıpları yıllık raporlarından verileri güvenilir kabul edilen 30 büyükşehir belediyesi, 49 il belediyesi ve 216 ilçe/belde belediyesinin verisinden yapılan hesaplama ile içme ve kullanma şebekesine giren su miktarı yaklaşık 6,22 milyar metreküp olarak belirlendi. Bu suyun yıllık 4,13 milyar metreküpü izinli tüketim olarak kullanıcılara dağıtıldı. 2,09 milyar metreküp su ise kullanıcıya ulaşamadan kayboldu.
2021 yılı için içme suyu temin ve dağıtım sistemlerinde ortalama su kayıp oranı yüzde 33,54 olarak hesaplandı. Bu oranın yaklaşık; yüzde 24,09’u fiziki kayıplar, yüzde 9,45’i ise idari kayıplardan oluştu. Su kaybı oranına ilave olarak faturalandırılmamış izinli tüketimleri de içeren gelir getirmeyen su oranı ise yüzde 38,67 olarak belirlendi. Büyükşehir belediyelerinin su kayıp oranı ortalaması yüzde 32,45, il belediyelerinin ortalama su kayıp oranı ise yüzde 41,25 olarak hesaplanırken verileri kullanılan belediyelerin nüfusu Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 88,7’sine karşılık geldi.
ARITMA TESİSLERİNDE KAYIP
Özellikle içme suyu arıtma tesislerinde filtre geri yıkama suyu kullanımı nedeniyle önemli su kayıpları oluştuğu belirlendi. Türkiye’deki 529 içme suyu arıtma tesisinden 107’sinin su kaybı verileri incelenmiş olup 67 tesiste kayıplar yüzde 5 ve altında iken, kayıp oranı yüzde 20’nin üzerine çıkan tesis sayısı 7 olarak belirlendi. Kalan 40 tesiste kayıp oranı yüzde 5 ile yüzde 20 arasında kaldı.
KİŞİ BAŞI SU KULLANIMI
2021 yılında kentlerde kayıplar dâhil kişi başı su kullanımı 128-366 litre aralığında olup kayıplar dâhil ortalama su tüketimi 220L/kişi/gün iken kayıplar hariç net ortalama su kullanımı 146 L/kişi/gün olarak belirlendi. Su kullanımlarının abone gruplarına göre dağılım ortalamasında, yüzde 68 mesken, yüzde 10,6 diğer gruplar (tankerle su satışı, tarımsal amaçlı su kullanımı, köyler, mahalle çeşmesi, liman ve her belediye özelinde bulunan farklı abonelikler), yüzde 9,6 ticarethaneler/sanayi işletmeleri, yüzde 5,3 resmi kurumlar/sağlık kurumları/okullar, yüzde 3,2 park, bahçe ve umumi tuvaletler, yüzde 1,9 inşaat şantiyeleri, yüzde 1,3 din ve hayır kurumları pay sahibi oldu.
SU KAYIPLARI NEREDEN KAYNAKLANIYOR?
▶ Fiziksel Kayıplar: Borulardaki patlaklar, çatlaklar ve arızalar nedeniyle suyun toprağa sızması.
▶ Ticari/İdari Kayıplar: Sayaç hataları, yasa dışı kullanım veya veri işleme hataları sonucu suyun faturalandırılamaması.
▶ Etkisi: Kaynaktan alınan suyun yarısından fazlasının kullanıcıya ulaşmadan kaybedilmesine yol açarak su stresini artırır.
SEKTÖREL VE BİREYSEL SU VERİMLİLİĞİ HEDEFLERİ
Ulusal Su Planı’na göre İçme suyu kayıpları 2030’da yüzde 25, 2050’de yüzde 10 olarak yüzyıl sonuna kadar devam edecek. Kişi başı günlük su tüketimi 2030’da 120 litreden 2050’de 100 litreye, 2070’te 85 litreye ve 2100’de 75 litreye düşürülecek. Sanayide su kazanımı 2030’da yüzde 30 olacak. 2050- 2070 ve 2100’de yüzde 50 olacak. Tarımsal sulama randımanı 2030’da yüzde 60 olacak. Ardından 2050’de yüzde 65, 2070’te yüzde 70 ve 2100’de yüzde 75’e çıkacak.
SU KAYIPLARI SU STRESİNİ ARTIRIYOR
Türkiye coğrafi konumu itibarıyla iklim değişikliği etkilerinin yoğun hissedildiği Akdeniz havzasında Kuraklık açısından yüksek risk grubu ülkeler arasında yer alıyor. İklim değişikliğinin yanı sıra hızla artış gösteren kentleşme, sanayileşme ve tarımsal faaliyetlerin etkisi ile birlikte artan su taleplerinin sonucu olarak su kaynakları kalite ve miktar açısından olumsuz yönde etkileniyor. Türkiye'de 1981-2020 dönemi yıllık ortalama alansal yağış 573,4 milimetre. 450 milyar metreküp toplam yağış hacminin 185 milyar metreküpü akışa geçiyor ve akarsular aracılığıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalıyor. Yıllık kullanılabilir yer üstü suyu miktarı 94 milyar metreküp olan Türkiye'nin yer altı suyu emniyetli rezerv miktarı 18 milyar metreküp olmak üzere yıllık toplam kullanılabilir su miktarı 112 milyar metreküp. Toplam sektörel hizmete sunulan su miktarı: 61,7 milyar metreküp. Tarımsal sulamada kullanılan su miktarı: 48,73 milyar metreküp. İçme-kullanma ve sanayide kullanılan su miktarı: 12,95 milyar metreküp.
İçme suyu sistemlerindeki su kayıplarını önlemek için neler yapılmalı?
▶ Coğrafi bilgi sistemi altyapısının oluşturulması,
▶ Her aşamada ölçüm sistemlerinin kurulması,
▶ Uzaktan izleme ve kontrol sistemlerinin yaygınlaştırılması,
▶ Hidrolik modellerin kullanılması,
▶ Bölgesel ölçüm ve basınç yönetim alanlarının oluşturulması,
▶ Aktif sızıntı kontrolü ile sistemin düzenli olarak takip edilmesi,
▶ Minimum gece debisi analizi uygulamalarının yapılması,
▶ İzinsiz bağlantıların kayıt altına alınması,
▶ İhtiyaç duyulan yerlerde altyapı rehabilitasyonlarının sağlanması