Kültürümüzde yalnızca yemek üretim alanı olarak işlev yürütmüyor mutfaklar. Evin en çok kullanılan bölümü hüviyetini yüzyıllardır taşıyor üzerinde. Kırsal kesimlerde öteden beri böyleydi, artık şehirlerde de aile bireylerinin en çok buluştuğu, en çok vakit geçirdiği alan olarak işlev yürütüyor. Bu önemin de etkisiyle Türkiye’de mutfakta kullanılan tepeden tırnağa ne varsa, hepsini içine alan güçlü bir üretim ekosistemi bulunuyor. Her çeşit tencereden, tavadan, tabağına, kaşığına, küçük ev aletlerinden beyaz eşyasına, yerdeki halısına, perdesine, stor’undan jaluzisine, mobilyasına mutfakta ihtiyaç olan ne varsa, Türkiye’de en iyi haliyle üretiliyor, satış ve pazarlaması yapılıyor. Türkiye’nin geleneksel sektörlerinden mobilyanın en çok gelişen alt alanlarının başında geliyor mutfak mobilyası. Üretim gücü, markalaşma hızı yüksek oranda. Yüksek kapasiteli üretim tesisleri, tasarım ve uygulama imkanları gelişmiş markaları üzerinden iç pazarı domine ederken, Türkiye ekonomisine ihracat kanallarındaki performanslarıyla da katkı sunuyor. Yanı sıra ithalat yoluyla Türkiye pazarına ürün tedariği sağlayan şirketler de bu güçlü ekosistemin önemli paydaşları arasında yer alıyor.
Mutfak mobilyasının önü küreselde de açık
1980’li yıllarda başlayan toplu konut akımına, 2000’li yıllardan itibaren markalı konut projelerinin yüksek oranda devreye girmesi, ankastre mutfak kavramını yaşamın içine sokmuştu. Mutfak mobilyasındaki ana lokomotif ankastre trendinin, kalıcı şekilde gayrımenkul sahasına dahil olması, büyümenin lokomotifini oluşturdu. Mobilya sektörünün branşlaştığı alanlardan biri haline getirdi mutfak mobilyası üreticilerini ve ithalatçılarını. Özellikle pandemiden sonraki süreçte evde kalış süreçlerinin artması, mutfaklarda geçirilen zamanı daha da artırdı. Mutfaklar bir yaşam yeri haline getirildi. Pek çok ürüne olduğu gibi mutfak mobilyasına hatta kütüphane gibi daha önce mutfaklarda yer almayan eşyalara ihtiyaç duyuldu.
Ankastre üreticilerinin sayısının artması ile birlikte bu alana özel markalar ve perakende mağazaları da hızlı büyüme içerisine girdi. Mobilya sahasına inovatif ürünler geliştiren ve sunan mobilya ekipman sanayisi de sektörün büyümesiyle hızlı gelişimini sürdürdü. Sektörde 50 yılı geride bırakan çekmece, dolap aksesuarları sanayicisi SAMET’i Türkiye’deki modern üretim tesisinin dışında, yerli ortak ile Hindistan’da fabrika kuran, Amerika’da ise yeni yatırım planları yapan global bir şirket olarak görüyoruz. Türkiye’nin ilk ilk panel mobilya ve mutfak üreticisi Kelebek, Cumhuriyet tarihinin en köklü sanayi kuruluşlarından birisi olarak, 1935 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla kuruldu. Bugün faaliyetlerini sayısı 160’ı bulan mağaza ağı ile 15 ülkeye gerçekleştirdiği ihracat uygulamalarıyla devam ettiriyor. Yanı sıra Lineadecor da dosyamızdaki haberde görebileceğiniz gibi perakende işbirlikleriyle bulunduğu küresel arenada büyümesini sürdürüyor. Ekonomide yaşanan sıkıntılarla birlikte inşaat sektöründeki durgunluk mutfak sektörüne de yansıdı kuşkusuz. Yüksek maliyetler ve finansmana erişimdeki zorluklar konut talebini düşürürken, gelişmelerden mutfak mobilyası sektörü de etkilendi. Türkiye’nin deprem gerçeğiyle birlikte kentsel dönüşüm ihtiyacı, tüm inşaat sektörünü çok yakından ilgilendiriyor. Lineadecor Genel Müdürü Zeynep Ecemiş, “Kentsel dönüşüme giren tüm konutların yüksek kaliteli yapı malzemeleriyle inşa edilmesini güvence altına alacak standartların belirlenmesi ve tavizsiz şekilde uygulanmasıdır” diyor.
Ekonomideki sıkıntılara karşın mutfak sektörü umutlu
Türkiye, mutfaklara hitap eden birden fazla alanda dünya çapında söz sahibi konumda bulunuyor. Gerek mutfak eşyaları gerek beyaz eşyada yılın ilk yarısı ihracat için çok parlak geçmese de üreticiler zorlu yılı az kayıpla geçerek yeniden vites yükseltmeyi hedefliyor. Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD), 2025 yılı ilk 6 aylık ihracat verilerine göre; sektör ilk 6 ay toplamında 1 milyar 471 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, bu rakam geçtiğimiz yılın aynı döneminde ulaşılan 1 milyar 525 milyon dolara göre yüzde 3.6'lık bir düşüşe işaret etti. Sektörün ana ihracat pazarı Avrupa olmaya devam ederken, tümü Avrupa ülkelerinden oluşan ilk 5 sıra toplam ihracatın yüzde 32'sini oluşturdu.
EVSİD Yönetim Kurulu Başkanı Talha Özger, ilk yarıdaki düşüşe rağmen, kayıpların giderek azalmasının yılın ikinci yarısına çok daha umutlu bakmalarını sağladığını söyledi. Beyaz eşya sektörü de iç ve dış piyasada zorlu bir dönemeçten geçerken Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) verilerine göre, 6 ana ürün grubunda iç satışlar yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8 oranında azalırken, ihracat da yüzde 5 oranında geriledi. Toplam satışlarda yüzde 6’lık düşüş yaşanırken, üretim ise yüzde 8 oranında azaldı. TÜRKBESD Başkanı Gökhan Sığın Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla dünya çapında rekabet ettiklerini vurgularken, “Sanayimizin ihracat pazarlarında bugüne kadar büyük emeklerle elde ettiği konumunu korumayı, hatta ileri taşımayı arzu ediyoruz. Üretiminin yüzde 70’ini ihraç eden bir sektör olarak dış pazarlarda elde ettiğimiz başarı bizi bugün dünyanın en büyük 2. üreticisi haline getirdi” diye konuştu.