EKONOMİ/ANKARA
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Ocak-Eylül 2026 dönemine ait dış ticaret verilerini açıkladı.
Buna göre Türkiye’nin makine ihracatı bir önceki yıl aynı döneme göre yüzde 1,5 oranında artarak 21.3 milyar dolara ulaştı.
MAİB’in tüm makine gruplarını derleyerek yaptığı hesaplamada, tutar olarak artış sağlandığını, miktar (ağırlık) bakımından ise yüzde 6 düşüş olduğunu belirterek, böylece KG başına ortalama ihracat birim fiyatının 8,7 dolara yükselmesinin sağlandığı kaydedildi. Bu dönemde makine ithalatı da 47 milyar dolar olarak belirlendi.
MAİB’den yapılan yazılı açıklamada, En fazla ihracat yapılan Almanya’ya yapılan satışların tutarının 2,5 milyar doların üzerine çıktığı belirtilirken, ABD’ye yapılan makine ihracatı yüzde 27,6 artışla 1,8 milyar dolar olduğu kaydedildi.
Ürün türlerine göre, içten yanmalı motor ve aksamları 1,8 milyar dolar olurken, inşaat ve madencilik makineleri, pompalar ve kompresörler, yıkama ve kurutma makineleri, traktörler, tarım ve ormancılık makineleri ile türbin, turbojet ve hidrolik silindirler 1 milyar dolar eşiğini aşan diğer alt dallar oldu. Yıllıklandırılmış makine ihracatı 28,8 milyar dolar olurken, makine ithalatı aynı dönemde yüzde 4,6 artışla 47 milyar dolar olarak kaydedildi.
“Avrupa’ya ihracatta yeni rekabet alanları açılıyor”
Küresel ekonomide büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiği bu yıl, uluslararası ticarette yeni rekabet alanlarının geliştiğine dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz şunları söyledi:
Çin-ABD dış ticaret hacminde yüzde 20 gerileme sonrası, Çin’in tüm dünyada rekabet baskısı yarattığını, Avrupa’nın da buna karşı önlem almaya başladığını vurguladı. Bu süreçte Türkiye’nin de rekabet gücünü koruması gerektiğini, Avrupa’nın menşe, standart, net-sıfır hedefleri ile başlattığı koruma önlemlerine karşı mevzuat uyumu öneren Yılmaz, AB 2023/1230 sayılı Tüzüğüne uyum için yapılan Makine Emniyeti Yönetmeliği’ne dikkat çekti. Yılmaz, “Yönetmelik, imalatçılarımızın ürün güvenliğini ve teknik mevzuata uygunluğu ortaya koyma sorumluluklarını genişletiyor. İmalatçılarımızın mevcut ürünlerinin yeni gereklilikleri ne ölçüde karşıladığını belirleyerek eksiklikleri giderecek somut uyum planları hazırlamaları gerekiyor. Ancak mevzuata uyum, işletmelerin yalnızca kendi imkânlarıyla yürütecekleri bir çalışma olarak görülmemeli; hazırlıkların kamu ve özel sektör arasındaki koordinasyonla yürütülmesi sağlanmalı” görüşünü öne çıkardı.
Mevzuat hazırlıklarının başka alanlara da yayılması ihtiyacı olduğunu, Siber Dayanıklılık Tüzüğü ve Veri Tüzüğü gibi bağlantılı AB düzenlemelerinin de gecikmeden mevzuata taşınması gerektiğini kaydetti.