Yavaş artık devleti ve hükümetiyle uyumlu bir şekilde belediye başkanlığını yapar! Hatta bir de bakmışız, iktidarı, muhalefetiyle bütün partilerin açık ya da örtülü bir şekilde desteklediği bir aday olarak bir kez daha Başkent Belediye Başkanı olmuş.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa etmesi muhalefet kanadında yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.
Yapılan yorumlara bakarsak, kimi Yavaş’ın “çatı aday” olacağını söylüyor, kimi CHP’den ayrılmakta geç kaldığını savunuyor…
Oysa biraz soğukkanlı bakan herkesin göreceği bir tablo var ortada… Gelin, madde madde üzerinden geçelim.
Öncelikle, kaç kez yazdım hatırlamıyorum ama tekrar edeyim: Özgür Özel, İmamoğlu’nun adaylığı için imza toplayıp onu (o zamanki) CHP’nin “cumhurbaşkanı adayı” olarak lanse ettiğinde zaten Yavaş’ı elemişti.
Yavaş, imza toplanmasına ve adayın erkenden açıklanmasına sesini yükseltmeden itiraz etmiş, bu itirazı kayıtlara geçirmiş, ardından da asli işine odaklanan bir profil sergilemişti.
O dönemde kulislerde (o zamanki) CHP’nin cumhurbaşkanlığı adayının “mecburen” Özel olacağı defalarca ve çeşitli isimlerce dile getirilmişti. Hoş, Özel bunu birkaç kez yüksek sesle reddetti ama günü vakti geldiğinde, “görev” kaçılamaz olduğunda kaç(a)mayacağını da Ankara’daki herkes biliyor. Malum, “halkımız/örgütümüz böyle istiyor” bahanesi…
İlerleyen süreçte Yavaş, birkaç kez “asli işinin ve odağının Ankara’ya hizmet etmek olduğunu” deklare etti. Nitekim günün birinde (ki o gün CHP’nin kuruluş yıl dönümüydü) bir baktık ki Yavaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ankara’nın sorunlarını, belediyenin projelerini görüşüyor!
Bu görüşme muhalefet cephesinde küçük çaplı bir şok yarattı. Yavaş’ın hem CHP Genel Başkanı’nı hem de Yeni Parti Genel Başkanı’nı görüşmeden haberdar ettiği söylentileri de Özel’in “Tabii haberim vardı, hatta izin de verdim” türünden gayriciddi açıklamaları da muhalefet tabanının burukluğunu gidermedi. Hatta o taban sanki böyle bir şey hiç yaşanmamış gibi davranmayı tercih etti.
Aradan çok az bir zaman geçince, bu kez CHP’nin kerameti kendinden menkul sözcüsünün “Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün değildir ve kendisini Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün görmemelidir. Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez” sözleri üzerine adeta balıklama atlayan Yavaş, partiden istifa ettiğini açıkladı. Düne kadar randevu istese vermeyeceği Sarı’nın sözlerini nasıl bu kadar ciddiye aldı, kendisinin gönlünü almak için arayan Kılıçdaroğlu’na ne dediği muamma. Tabii bir başka muamma da istifa kararı aldığını yine Özel ile paylaşıp paylaşmadığı, paylaştıysa “onayını” alıp almadığı! Şaka bir yana, Yavaş kendisi için tam da zamanında yaptı hamlesini: Artık bağımsız bir belediye başkanı olarak tıpkı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay gibi “hür general”…
Yavaş artık devleti ve hükümetiyle uyumlu bir şekilde belediye başkanlığını yapar! Hatta bir de bakmışız, iktidarı, muhalefetiyle bütün partilerin açık ya da örtülü bir şekilde desteklediği bir aday olarak bir kez daha Başkent Belediye Başkanı olmuş.
Kendisinin, bazılarının zannettiği gibi “çatı aday” olması söz konusu değil. Çünkü ortada bir çatı yok. Eğer yükseklerden esen rüzgârlar aday olmasının “iyi” ya da “uygun” olacağını kulağına fısıldarlarsa, o zaman “çatı”nın değil, başını İYİ Parti’nin çektiği bir ittifakın adayı olur. Zafer Partisi’nin, Demokrat Parti’nin kendisine olan sempatileri sır değil.
Haa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset sahnesinden çekildiği gün, “herkesin adayı” olarak ortaya çıkmaz mı, çıkar. Tehlikesiz, risksiz bir şekilde cumhurbaşkanı olmak ister mi? Kuşkusuz evet. Eh, ne de olsa rövanşist olmayan bir geçiş dönemi için kendisinden daha iyi bir isim olamaz. Ama o gün gelir mi, onu da kimse bilemez!