SAP, kurumsal yapay zekada oyunun kurallarını yeniden tanımlıyor. Şirket, 200’ü aşkın otonom yapay zeka ajanı, 100 milyon euroyu aşan ekosistem yatırımı ve “sorumluluk müşteride” yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Buna göre ERP merkezli geleneksel kurumsal yazılım anlayışı geride kaldı, otonom işletme çağı başlıyor. Öte yandan SAP artık kendini yazılım şirketi olarak değil, kurumsal yapay zeka şirketi olarak tanımlıyor.
Tam 9 bin 200 kişilik karanlık bir salon hayal edin. Madrid’teki IFEMA fuar alanının tek bir holü, içinde sahne olan bir konferans salonuna dönüştürülmüş durumda. Sahneye elmas şeklindeki görüntüsüyle yapay zeka asistanı Joule yansıyor. Joule’un sahneye davet ettiği SAP CEO’su Christian Klein tarihi bir soru soruyor: “SAP gelecekte gerçekten hala bir yazılım şirketi olacak mı?” ve ekliyor “Bu soru beni korkutmuyor.” Klein, sorunun cevabını konuşmasının sonunda Joule’la birlikte veriyor “SAP, bir kurumsal yapay zeka şirketine dönüşüyor.” Üstelik sadece SAP’de değil, kurumsal yapay zekada yeni bir çağ başlıyor. Bu da izole bir yapay zekanın kurumlara yansıması değil, operasyonel sistemlerin ayrılmaz bir parçası olarak yapay zekayı konumlandıranlar işletmelerin de makineler gibi otonom hale gelmesi!
SAP mayıs ayında iki büyük organizasyonla yeni bir dönemi duyurdu. Önce ABD’de gerçekleştirilen, on binlerce katılımcının yer aldığı SAP Sapphire & ASUG Annual Conference Orlando, bir hafta ardından SAP Sapphire Madrid…
Yapay zekanın günlük kullanımda sağladığı kolaylıkların iş dünyasında aynı şekilde karşılık bulmadığını vurgulayan Klein, kritik bir ayrımın altını çiziyor. Bireysel kullanımda yüzde 80 doğruluğun yeterli olabileceğini ancak finans, bordro ya da tedarik zinciri gibi alanlarda bunun kabul edilemez olduğunu belirtiyor. “Eğer yapay zeka ajanları bordronuzu yönetiyorsa ya da finansal akışlarınızı yürütüyorsa, tahmin değil doğruluk gerekir. İş süreçlerinde güvenilirlik vazgeçilmezdir” diyen Klein, sorunun temelinde büyük dil modellerinin şirket verisi ve süreçleriyle eğitilmemiş olması olduğunu ifade ediyor.
ERP, yapay zekanın “beyni” oluyor
SAP’nin çözümü ise 50 yılı aşkın ERP birikimini yapay zekaya entegre etmek. Klein’a göre ERP sistemleri şirketlerin “beyni” konumunda ve tüm iş kuralları, veri yapıları ve yönetişim bu sistemlerde bulunuyor.
Yeni platform, yapay zekanın bu “beyne” erişmesini sağlayarak doğru süreç ve veriyi seçmesine imkan tanıyor. Böylece yapay zeka yalnızca analiz yapan bir araç olmaktan çıkıp karar süreçlerinin aktif bir parçası haline geliyor. Klein bu süreci şöyle açıklıyor: “SAP ekibi aslında yeni bir SAP inşa etti. Yapay zeka altyapımızı, iş veri bulutumuzu ve teknoloji platformumuzu birleştirerek ERP’deki 50 yıllık bilgi birikimini büyük dil modelleriyle buluşturuyoruz. Bu da yeni SAP Business AI Platformumumuz. Bu platform, otonom işletme vizyonumuzun temelini oluşturuyor: Ajanların işi yönettiği ve sizin gerçekten önemli olan şeylere odaklandığınız bir dünya. Bu SAP tarihindeki en büyük dönüşüm.”
200’ün üzerinde yapay zeka ajanı devrede
SAP Sapphire’de tanıtılan yeni Business AI Platform’un merkezinde “bağlam katmanı” yer alıyor. Bu yapı, milyonlarca veri alanı ve binlerce iş süreci arasında doğru eşleşmeyi sağlayarak yapay zekanın hatasız çalışmasına zemin hazırlıyor. Platformla birlikte finans, insan kaynakları, tedarik zinciri ve müşteri deneyimi gibi alanlarda 200’ün üzerinde yapay zeka ajanı devreye giriyor. Bu ajanlar belirli görevleri otonom şekilde yerine getirerek süreçleri hızlandırıyor. Klein, bu yapıyı “otonom işletme” vizyonunun temeli olarak tanımlıyor ve “Uzun müzakerelerin, tedarik zinciri kesintilerinin ve finansal kör noktaların sonuna geliyoruz” şeklinde konuşuyor.
“İyi algoritmalardan çok iş süreçlerini anlayan sistem
Klein’a göre şirketler artık daha iyi algoritmadan çok, iş süreçlerini anlayan sistemlere ihtiyaç duyuyor. Bir tedarik zinciri krizinde doğru karar almak; yalnızca veri analizi değil, aynı anda stok durumu, müşteri taahhütleri ve finansal etkilerin birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor. Bu nedenle bağlam, yapay zekanın başarısında belirleyici unsur haline geliyor. SAP’nin yaklaşımı da tam bu noktada konumlanıyor. Yapay zekayı işletmenin ekonomik ve operasyonel yapısına entegre eden bu model, yazılımın rolünü de yeniden tanımlıyor.
Karar müşterilerde!
SAP, bu dönüşümü desteklemek için 100 milyon euroluk bir ekosistem fonu oluşturduğunu da açıkladı. Bu fon, platform üzerinde yapay zeka ajanları geliştiren iş ortaklarını desteklemeyi hedefl iyor. Ayrıca Joule 2.0 da yıl sonuna kadar ücretsiz olarak denenebilecek. Tüm bu gelişmelerin merkezinde ise önemli bir soru var, “Otonom sistemlerin yaygınlaşmasıyla birlikte sorumluluk ve karar konusu ne olacak”, yapay zeka ajanlarının verdiği kararların sorumluluğunun kimde olacak. SAP kendi sistemleri ile SAP dışındaki sistemlerin ortak çalışmasına müsaade ederek, bu alanda “sorumluluk müşteride” yaklaşımını geliştirdi. Şirket, otonominin kademeli olarak artırılmasını ve insan denetiminin tamamen ortadan kaldırılmamasını öneriyor.
“Son, diyenlere bakmayın daha iyinin başlangıcı”
Sappihe kısa bir filmle başladı. “İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana, dünya; onu değiştiren bir dizi inovasyonla şekillendi. Ancak bu çığır açan anlar her zaman gereken coşkuyla karşılanmadı” sözleriyle başlayan film; ateşin keşfinden internetin yaygınlaşmasına kadar uzanan süreçte, yeniliklerden korkan, onlarla alay eden, önyargılı insanlarla doluydu. Filmde en dikkat çekici sahnelerden biri 1972’de 5 mühendisin IBM’den ayrılarak SAP’yi (Systemanalyse und Programmentwicklung/Sistem Analizi ve Program Geliştirme) kurmasını anlatan gazete kupürüydü. Haberi okuyanlar “Bu onların kariyerinin sonu” diyordu. Oysa bugün SAP, yaklaşık 111 bin 500 çalışanı, 2025 te elde ettiği 36,5 milyar euro ciro ve bu yılın ilk çeyreğinde açıkladığı 9,56 milyar euroluk gelirle (%12 büyüme) küresel ölçekte dev bir teknoloji şirketine dönüşmüş durumda. Şirket, Avrupa’nın en değerli teknoloji firması olmasının yanı sıra, dünya genelinde en değerli 16’ncı marka ve en büyük 5 yazılım şirketinden biri. SAP’nin kısa filmde mesajı iddialı: “Bir devrim yaptık, yine yapıyoruz, yazılımın sonu değil daha iyi bir şeyin başlangıcı!”
100 milyon Euro’da aslan payı Türkiye’nin içinde olduğu EMEA’ya
SAP, organizasyonel olarak dünyadaki faaliyetlerini dört farklı bölge olarak yürütüyor. Bu bölgeler, Avrupa, Ortadoğu, Afrika’nın içinde olduğu EMEA, Amerika ve Kanada’yı ifade eden AMERICA, Latin Amerika ve Karayipleri kapsayan LAC ve Asya Pasifi k ile Japonya’nın dahil olduğu APJ. Türkiye’nin de içinde yer aldığı EMEA Bölgesinin Başkanı Augusta Spinelli, iki İtalyan meslektaşımla birlikte EKONOMİ’nin sorularını yanıtladı.
Şirketlerin “otonom işletme” modeline doğru hızla ilerlediğini söyleyen Spinelli, yapay zekânın geldiği noktayı “karar destek mekanizmalarından çıkıp şirket içinde uçtan uca görevleri doğrudan yerine getiren bir yapıya dönüşüm” olarak tanımladı. EMEA bölgesinin farklı ekonomik yapılardan oluştuğunun hatırlatılması üzerine Spinelli, özellikle Türkiye gibi KOBİ ağırlıklı ekonomilerde dönüşüm ihtiyacının daha çevik çözümler gerektirdiğini söyledi. KOBİ’lerin bölgedeki en büyük adreslenebilir pazar olduğunu vurgulayan Spinelli, SAP’in “Grow with SAP” modelinin bu segmentte hızlı dönüşüm sağladığını ifade etti. Büyük ölçekli ve uzun yıllardır SAP kullanan şirketler için ise “Rise with SAP” modelinin öne çıktığını belirten Spinelli, her iki yaklaşımın da müşterileri bulut tabanlı yapıya taşıyarak yapay zekânın etkin kullanımını hedefl ediğini kaydetti. Spinelli, SAP’in küresel ölçekte açıkladığı 100 milyon euroluk ekosistem yatırımına ilişkin olarak EMEA bölgesinin bu fondan güçlü bir pay alacağını vurguladı. Spinelli, bölgedeki aktif ve güçlü iş ortaklığı ekosisteminin bu payı artıran önemli bir unsur olduğunu ifade etti. Avrupa’nın rekabet gücünü artırması hususunda ise Spinelli, daha fazla iş birliği, güven ve hız ihtiyacına dikkat çekerek, “Daha çevik bir yapı için ortak hareket etmek gerekiyor” dedi.
Veri güvenliği değil veri egemenliği…
Spinelli’nin üzerinde durduğu bir başka konu da ‘veri’ oldu. Spinelli ‘veri güvenliği’ yerine ‘veri egemenliği’ tanımını kullanmayı tercih ederek, “Veri egemenliği stratejik önemde. Bu yalnızca veri gizliliği değil, iş sürekliliğini güvence altına alan daha geniş bir çerçeve” diye konuştu.
Ericsson sadece dijitalleşmedi, yeni çalışma biçimi geliştirdi
SAP ve SAP dışı sistemlerin arasında ortak bir iş dili oluşturması artık sadece teoride değil, gerçeğe dönüşmüş durumda. SAP SE Avrupa, APAC, Orta Doğu ve Afrika Küresel Müşteri Başarısı Başkanı Manos Raptopoulos, 180 ülkede faaliyet gösteren müşterileri Ericsson’u bu deneyimi paylaşması için sahneye davet etti. Anons edilen isim Hacettepe’de yüksek lisansını yapmış, önce Ankara ve İstanbul Ericsson’da çalışmış ardından İsveç’te merkeze giderek şirketin üst düzeyine yükselmiş bir Türk kadınıydı. Dünya mobil trafiğinin yüzde 40’ından fazlasını taşıyan Ericsson’un Kurumsal BT Müşteri Deneyimi Başkan Yardımcısı Esra Kocatürk Norell, sahneden şunları paylaştı: “Ericsson’da 85 binden fazla kullanıcının aktif olarak Joule’u kullanması, kurumsal yapay zekanın ölçeklenebilirliğine dair önemli bir gösterge. Bu ölçeklendirme artık bir AI olayı değil, veri olayı haline geliyor. Bu yapı sayesinde gelirden organizasyon yapısına kadar tüm veri tanımları bir kez oluşturuluyor ve şirket genelinde uygulanabiliyor. Ericsson’un dönüşümü iki paralel eksende ilerliyor. Bir yanda “Rise with SAP” ile ERP modernizasyonu ve “clean core” (AI’ın sağlıklı çalışabilmesi için sistemin sade ve veri açısından tutarlı tutulması) yaklaşımı, diğer yanda veri ve AI’dan doğrudan iş değeri üretmeye odaklanan inovasyon süreci. Bu çift yönlü strateji, yapay zekayı destekleyici bir araç olmaktan çıkarıp karar mekanizmalarının merkezine yerleştiriyor. Çünkü fırsat sadece bugünün süreçlerini dijitalleştirmek değil. Gerçek dönüşüm, tamamen yeni çalışma biçimleri yaratmak.”
SADECE ŞİRKETLER DEĞİL, ŞEHİRLER DE DÖNÜŞÜYOR
Toplantı kapsamında müşteri deneyimlerinin paylaşıldığı “Kazanmak için bağlantıda kalın: Anın ivmeye dönüşmesi” panelinde Madrid Belediyesi Enformasyon Müdürü Juan Corro da yer aldı. Madrid Belediyesi ile yürütülen proje, kamu yönetiminde yapay zeka ve dijital dönüşümün nasıl uygulanabileceğine dair önemli bir örnek sunuyor. Corro’nun verdiği bilgiler şöyle: “Belediye gelirlerinin 3’te 2’sinin yeni sistem üzerinden yönetilmesi ve emlak vergisinde yüzde 98,02 verimlilik oranına ulaşılması, veri kalitesi ve entegrasyonun somut sonuçlarını gösteriyor. Kağıtsız yönetim, otomasyon ve gerçek zamanlı analizler sayesinde hem operasyonel verimlilik artıyor hem de vatandaş hizmetleri iyileşiyor.
Bursalı Martur Fompak’tan ödüllü hedef
● Dev buluşmaya Türkiye’den de yaklaşık 100 şirket katıldı. SAP Türkiye CEO’su Uğur Candan’ın ev sahipliğinde, aralarında Koç Holding, SabancıDx, EnerjiSa, Kardem Tekstil, Sun Tekstil, Trendyol, Diler Holding ve Kardem Tekstil’in üst düzey yöneticilerinin bulunduğu zirvede, pek çok firmanın da bilgi işlem müdürleri yer aldı. Hollerden birinde ise çok dikkat çekici bir konuşma vardı: SAP İnovasyon Ödülleri 2026’da dünya çapında Yapay Zeka Kategorisi’nde ödül alan Bursalı Martur Fompak. 3 kıtada 9 ülkede 30'dan fazla üretim tesisi bulunan ve dünyanın önde gelen otomotiv tedarikçilerinden biri olan şirket, SAP ile dönüşüm yolculuğuna 13 yıl önce başlamış. Son olarak yapay zeka destekli robotların, üretim hattında malzeme akışını gerçek zamanlı olarak yönetmesini sağladı. İlk sonuçlar, verimlilikte artış ve hata oranında düşüşe işaret ederken, hedefl enen verimlilik artışı 5 kata kadar çıkıyor.