HAKAN Güldağ, Şeref Oğuz, Alaattin Aktaş, Ali Ekber Yıldırım, Rüştü Bozkurt, Handan Sema Ceylan, Mete Belovacıklı, Didem Eryar Ünlü, Mustafa Kemal Çolak, Sadi Özdemir ve Ruhi Sanyer başta olmak üzere EKONOMİ Gazetesi ekibi 2025’i “mesleğimizin ve ekmeğimizin peşinde” Anadolu’da ve İstanbul çevresinde paneller, fabrika turlarıyla geride bıraktık.
2026’nın ilk gününde çoğunluğunda Hakan Güldağ ve Şeref Oğuz’la beraber yaptığımız fabrika turlarından, Anadolu toplantılarından bir derleme yapmak istedim.
CEP TELEFONU ÜRETİYOR AMA % 30 KAPASİTEYLE ÇALIŞIYOR
Geçen yıl Ocak ayının son günlerinde Hakan Güldağ’la birlikte cep telefonu ve modem üreticisi Generale Mobile’ın İstanbul Kağıthane’deki üretim üssünü gezdik.
Fabrika turunda bize Generale Mobile Genel Müdürü Osman Varoğlu, Genel Müdür Yardımcıları İlkay Cihaner ve Hakan C. Alayont rehberlik etti. Generale Mobile, 2017 yılında 60 milyon dolarlık yatırımla kurduğu fabrikada yıllık 4.2 milyon adet cep telefonu üretecek kapasiteye sahipti. Ancak, yüzde 30 kapasiteyle çalışıyordu.
İlkay Cihaner, ülkemizdeki yıllık 10 milyon adet cep telefonu satışının yüzde 40’ının Türkiye’deki üretimden karşılandığını belirtti:
- Aslında Türkiye’de yıllık 26 milyon adetlik cep telefonu üretim kapasitesi oluştu. Ancak, ortalama kapasite kullanımı yüzde 24 düzeyinde bulunuyor.
Yeni cep telefonlarında yarı fiyatı kadar vergi uygulanırken “yenilenmiş” cihazlarda KDV’nin yüzde 1 olması, ikinci el pazarını tetikledi. Nitekim Generale Mobile, yenilenmiş cihaz cirosunun 53 milyon doları bulacağını hesaplıyordu.
BAKLİYAT ÜRETİMİ 1.3 MİLYON TONA İNDİ, İTHALAT YÜKSELDİ
10 Şubat 2025, “Dünya Bakliyat Günü”nde Ali Ekber Yıldırım’la birlikte Mersin Ticaret Borsası’nın ev sahipliğindeki “Geçmişten Geleceğe Dünya Bakliyat Sektörü” paneline katıldık.
Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, Türkiye’de bakliyat tüketimindeki gerilemeye dikkat çekti:
- Türkiye’de bakliyat üretimi 1990’larda yıllık 2 milyon tondu. Türkiye, bakliyatta kendine yetebilecek noktadaydı.
- Bugün TÜİK’in verilerine göre üretim 1.3 milyon ton düzeyinde görünüyor. Ülkemizde üretim azaldıkça ithalat artıyor. 1.3 milyon ton dolayında ithalat var.
Bu verilerin ardından şu durumu ortaya koydu:
- Neyse ki ithalatın çoğu dahilde işleme rejimi kapsamında gerçekleşiyor. Yani, elin taşıyla elin kuşunu vuruyoruz. DİR’le gelen ihracatla gidiyor.
Hükümetin destekleme politikalarında bakliyatı ikinci planda tuttuğundan yakındı:
- Bakliyat “stratejik tarım ürünleri” arasında sayılıyor ama bu, destekleme politikalarına yansımıyor. Nohut, mercimek ve fasulyeye verilen destek hep buğdayın altında kalıyor.
5G’YE 20 MİLYON DOLAR HARCADI, İHALEYİ ‘SIFIR’ TEKLİF VEREN ÇİNLİ ALDI
2025 yılı Mart ayının ilk günlerinde Turkcell’in davetiyle gittiğim “Dünya GSM Birliği”nin düzenlediği “MWC 2025 Barcelona” fuarında meslektaşım Celal Toprak’la Türk şirketlerinin stantlarını dolaşırken Ottomotivetecvh Genel Müdür Mustafa Gürcan’la sohbet ettik. Gürcan, şirketin öyküsünü özetledi:
- TEMSA ve Otokar’da otomotiv mühendisi olan bir grup Ottomotivetech’i kurmak üzere yola çıktı. Şirketin kuruluşuna Emrah Yirik önderlik etti, yanına United Group’u aldı.
- Ekibin TEMSA kökenlilerinin uzmanlığı nedeniyle batarya talepleri öne çıktı. GSM operatörlerinin baz istasyonları için ürettiğimiz bataryalardan Turkcell’e 30 bin adet sattık. 2025 yılı için de 20 bin sipariş verdiler.
Fuarda İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) önderliğindeki Türkiye standındaki girişimcilerden “i2i Systems”e de uğradık, Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Kayaduman, CEO’su Ayhan Kapusuz, Mühendislik Yöneticisi ve Kıdemli 5G Çözümleri Mimarı Ali Cihan Uygar’la görüştük. Kayaduman, önce şirketi anlattı:
- Bir yabancı firmanın Ar-Ge merkezinde çalışıyorduk. Şirket, Türkiye’deki merkezi kapattı. Biz de o merkezdeki 10 kişi 2007’de “i2i Systems”i kurduk.
Zamanla bir telekom operatörünün tüm IT tarafını sıfırdan kurabilecek noktaya ulaştıklarını kaydetti:
- 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası siber güvenlik tarafında da ağırlık verdik. Ayrıca 5G altyapısı için de hazır durumdayız.
Ali Cihan Uygar araya girdi:
- 6 yıldır 100 mühendisimiz 5G üzerinde çalışıyor. Bu çalışmalara 20 milyon dolar harcadık.
Kayaduman dert yandı:
- Bir ihaleye girdik. Ancak, yerli görünümlü Çinli bir şirket “sıfır bedel” teklif edip ihaleyi aldı…
ZONGULDAK MARMARA’DAN TAŞAN YATIRIMA UMUT BAĞLADI
2025 yılı Nisan ayı başlarında Hakan Güldağ, Şeref Oğuz, Ali Ekber Yıldırım ve Ömer Faruk Çiftçi ile birlikte Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası’nın önderliğinde gerçekleşen “Ekonomi Zirvesi”ne katıldık.
Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Demir, benim yönettiğim panelde kentin ekonomik durumunu şöyle ortaya koydu:
- Zonguldak’ta kömür madenciliği 180 yıl önceye uzanıyor. Gün oldu, madende çalışan sayısı 40 bini buldu. O dönemlerde göç bile aldık. Şimdi kömür eksi 650 metreden çıkıyor.
- Kömürü çıkarmanın maliyeti arttı, istihdam 10 binin altına düştü. Zonguldak’ın yönünü sanayi yatırımlarına çevirdik. Marmara’dan taşan yatırımlardan pay almak istiyoruz.
- Filyos Limanı’nın açılmasıyla Zonguldak ve çevresinin yatırımcılar için cazibesi artacak. Kömür rezervinin azalmasıyla kaybettiğimiz 30 bin istihdamı sanayi yatırımları ile devreye almamız mümkün olabilir.
TÜRK CEO’LARIN TEHDİT ALGISI AÇIK ARA DAHA YÜKSEK
Geçen Mayıs ayı ortalarında EKONOMİ Gazetesi’nin PwC işbirliği ile gerçekleştirdiği “Dönüşen Liderlik Zirvesi”nin “Ege Buluşması” için Pine Bay Holiday Resort Kuşadası’ndaydık.
PwC, Kuşadası’ndaki zirvede, 109 bölge ve ülkede 80’i Türkiye’den olmak üzere 4 bin 601 CEO ile yapılan “Küresel CEO Araştırması”nın verlerini paylaştı:
- Türkiye’deki CEO’ların yüzde 58’i enflasyonu, yüzde 41’i ise makroekonomik çalkantıları şirketleri açısından “son derece” veya “yüksek derecede” tehdit olarak görüyor. Bu oran küresel düzeyde sırasıyla yüzde 27 ve 29 düzeyinde bulunuyor.
- Türkiye’nin mevcut enflasyonist ortamı, kur baskısı ve faiz politikalarına ilişkin belirsizlikler, bu algının arkasındaki temel nedenler olarak öne çıkıyor.
- CEO’ların tehdit algısında öne çıkan bir diğer başlık da jeopolitik çatışmalar. Türkiye’de yüzde 36’lık bir kesim bu konuyu ciddi risk olarak değerlendirirken, küresel düzeyde bu oran yüzde 22.
ESO: İLETTİĞİMİZ SORUNA KARŞILIK BULAMIYORUZ
2025 yılı Haziran ayının ikinci yarısında Eskişehir Sanayi Odası’nın (ESO) ev sahipliğindeki “Fırtınada Yön Bulmak” toplantısında Hakan Güldağ’la birlikte moderatör-konuşmacı olarak görev aldık.
Eskişehir Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, şu mesajları verdi:
- Eskişehir sanayi işletmelerinin ekonomik faaliyetlerinde hem konjonktürel hem de yapısal risklerin arttığıyla ilgili ciddi bir belirti var.
- Eskişehirli sanayici, “Ben artık yatırım yapmıyorum” diyor ya da “Üretim ve ihracat kapasitelerine sınırlamalar getirmeyi planlıyorum” diyor.
- Finansmana erişim, yüksek kredi maliyetleri, nakit akış sıkıntıları ve tahsilat zorlukları şirketleri en çok zorlayan etkenler olarak öne çıkıyor.
- Yaptığımız düzenli anketlerde ortaya çıkan sonuçları, sorunları tüm karar vericilere iletiyoruz ama karşılık bulamıyoruz.
120 BİN TON KURU KAYISI OLSA YÜRÜYÜŞLER DEĞİŞİRDİ
Geçen Temmuz ayında Malatyalı İş İnsanları Derneği (MİAD) ve CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın davetiyle meslektaşlarım Abdurrahman Yıldırım, Şeref Oğuz, Celal Toprak, Zeynep Aktaş ve Yaşar Kızılbağ’la“Arguvan Türkü Festivali” için Malatya’ya gittik.
Malatya Valisi Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. İlhan Geçit’le sohbet fırsatı bulduk, birlikte şehirde deprem konutu inşaatlarını gezdik.
Vali Yavuz, deprem bölgelerinde vatandaşların bir bölümünün şikayetçi olduğu “rezerv alan” konusuna işaret etti:
- 400 hektarlık şehir merkezini 3 ayda tahliye ettik. Şehir merkezini rezerv alan olarak belirledik. Eğer rezerv alan ilan etmeseydik, zenginler arsaları ucuza kapatırdı. Şehir merkezinde zemini güçlendirmek için 127 kilometre fore kazık çakıldı.
Vali Yavuz, Nisan ayı başında yaşanan zirai don olayına değindi:
- Kayısı çok ciddi zarar gördü. Zirai don yaşanmayıp 100-120 bin ton kuru kayısı elde edilebilseydi, vatandaşın yürüyüşü değişirdi.
BİZİM ‘RAKOR’ AKKUYU’YA MOSKOVA ÜZERİNDEN GELDİ
2025 yılı Ağustos ayı sonlarına doğru Yönetim Kurulu Başkanı Rıdvan Mertöz’ün davetiyle Hakan Güldağ’la birlikte Bimed’in Hadımköy’deki yeni fabrikasına gittik. Rıdvan Mertöz’e Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Mertöz, ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Gülnihal ve Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Eğin eşlik etti.
Rıdvan Mertöz, 30 milyon Euro yatırımla devreye giren yeni fabrikanın temel ürünü “kablo rakoru”nun işlevini anlattı:
- “Kablo rakorları”, elektrik kablolarının panolar, panel, elektrik motorları gibi yerlere girişi ve çıkışında pratik şekilde kabloyu sıkarak montajlamayı sağlayan aparat.
Sonra Bimed’in dünyadaki yerine işaret etti:
- Bimed, Avrupa’da “rakor” birincisi. Yeni yatırımla kapasitemiz büyük ölçüde arttı, Avrupa’daki birinciliğimizi, dünyada ilk sıralardaki yerimizi perçinledik.
Türkiye’de zaman zaman mevzuata takıldıklarını şu örnekle anlattı:
- Rosatom, Akkuyu’daki nükleer santral için bizden “rakor” alıyor. Biz Moskova’ya gönderiyoruz. Rosatom oradan Akkuyu’ya getiriyor. Şartnamedeki kısıtlamalar bunu gerektiriyor.
BOEING VE LNG, ABD’DEN İTHALATA 10 MİLYAR DOLAR EKLER
Geçen Eylül ayının ikinci yarısında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu günlerinde DEİK bünyesindeki Türkiye-Amerika İş Konseyi Başkanı Murat Özyeğin’in davetiyle meslektaşım Hakan Çelik’le birlikte New York’a gittim.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, beraberindeki heyetle birlikte Washington’a da geçip, ABD Başkanı Trump’la görüştü. Söz konusu seyahatte THY’nin Boeing’ten uçak alımı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın da ABD’den LNG ithalatıyla ilgili imzalar da atıldı.
TAİK Başkanı Murat Özyeğin, seyahati ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York’ta CEO’larla görüşmelerini değerlendirirken şu veriler üzerinde durdu:
- 2024’te ABD’ye ihracatımız 16.3 milyar dolardı. ABD’den 16.2 milyar dolar ithalatımız vardı. 2025’te de başa baş bir durum söz konusu.
THY’nin Boeing’ten uçak alımı ile LNG anlaşmasına işaret etti:
- Pegasus daha önce Boeing’le uçak alımı imzası atmıştı. Şimdi THY’nin 200’ü aşkın uçak siparişi söz konusu. Bu iki anlaşmayla uçak alımı ABD’den ithalatımıza yıllık 8 milyar dolarlık ek yapacak. 2 milyar dolar da LNG ithalatından eklenir, 10 milyar doları bulur.
Ardından ekledi:
- İhracatımıza da yıllık 10 milyar dolar ekleyebilmek için yeni yol haritası çizmemiz lazım.
SIKINTIMIZI ANLATMADA ‘ZOR’ KELİMESİ YETERSİZ KALIYOR
Geçen Kasım ayının ilk haftasında Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KASİAD) ile birlikte “Ekonomi Zirvesi” düzenledik.
Kahramanmaraş’ta zirve öncesi 3-4 fabrika gezdik, kentin önde gelen iş insanlarıyla sohbet ettik. Kahramanmaraş’tan aldığımız izlenimlere iki iş insanının sözleri damga vurdu:
KİPAŞ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hanefi Öksüz: “KİPAŞ’ı 41 yıl önce kurduk. 8 sektörde faaliyetimiz var. Hepsinde baş aşağı bir durum söz konusu.”
KASİAD Başkanı İsmail Dinçer: “Yaşadığımız sıkıntıyı anlatmak için ‘zor’ kelimesi yetersiz kalıyor.
KAYSERİLİ YAKINMIYOR, YEKİNİYOR MU
2025’in son günlerinde, Aralık ayının son haftasına doğru Kayseri Ticaret Odası’nın ev sahipliğindeki “Türkiye Ekonomisinin Nabzı” toplantısı için Şeref Oğuz ve Hakan Güldağ’la birlikte kente gittik.
Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, şu mesajları öne çıkardı:
- 4 milyar dolarlık ihracatımızla açık ara dış ticaret fazlası veren bir şehiriz.
- Kayseri, bugüne kadar mobilyanın başkenti idi. Şimdi buna bir de savunma sektörü ekleniyor.
- Kayserili iş insanları olarak yakınmak yerine yekinmeyi doğru buluyoruz. Bu anlayışla işimizi yapıyoruz.
Toplantı öncesi ve sonrasında kentte 4-5 fabrika gezdik. Metal sektöründe üretim yapan önde gelen bir şirketin birinci kuşak temsilcisi, masadaki iki oğlunu işaret etti:
- Oğullarım şu anda işlerimizin yönetiminde. Yani sanayici oldular. Ancak, son yıllarda yaşadığımız sıkıntılar, onların çocuklarını sanayiden uzak tutacak gibi görünüyor.
