Türkiye İstatistik Kurumu ile Merkez Bankası her ay tüketici eğilim anketi gerçekleştiriyor ve bu anket sonuçlarından tüketici güven endeksi oluşturuluyor. Endeksle ilgili açıklamayı da TÜİK yapıyor. TÜİK dün şubat ayının sonuçlarını açıkladı.
Gidişat hiç de çarşıda, pazarda, sokakta yakınıldığı gibi değil!
Tüketici güven endeksi sonuçlarına göre aslında gidişat hiç de fena değil! Hatta tam tersine gayet iyi.
Tüketicinin güveni, neredeyse son üç yılın en yüksek düzeyinde. Daha ne istenir!
Ama iyi de TÜİK ve Merkez Bankası bu çalışmayı gaipten duydukları seslerle oluşturmadıklarına göre vatandaşın ekonomiye bakışı nasıl oluyor da çarşıda pazarda başka, ankette başka oluyor?
Tüketici eğilimini belirlemek amacıyla her ay 4884 hane kapsanarak anket yapılıyor ve her hanede haneyi temsil eden 16 ve yukarı yaştaki bir fert kapsanıyor. O fert, veri giriş programı tarafından tesadüfi olarak seçiliyor. Verilen yanıtlarla da söz konusu anket tamamlanıyor ve o anketten de tüketici güven endeksi oluşturuluyor.
Buraya kadar her şey normal; ama normal olmayan dün açıklanan şubat ayına ilişkin sonuçlar ya da vatandaşın başka platformlarda dile getirdiği görüşler…
Güven hem artar, hem azalır mı?
Tüketicinin ekonomiye olan güvenini ortaya koyan bu çalışmaya göre biraz önce de belirttim, gidişat gayet iyi…
Tüketicinin güveni şubatta bir önceki aya göre yüzde 2,3 artmış. Ocakta 83,7 olan endeks, şubatta 85,7’ye çıkmış. Bu endeksin neyi ifade ettiğini de bir kez daha belirteyim. Tüketici güven endeksi 0 ile 200 arasında değer alıyor ve 100’ün altındaki değerler kötümserliğe, 100’ün üstündeki değerler ise iyimserliğe işaret ediyor.
Dolayısıyla tüketici hâlâ kötümser olmayı sürdürüyor ama kötümserliği bir miktar azalmış ya da başka bir ifadeyle daha az kötümser duruma gelmiş.
Üstelik şubat ayındaki 85,7’lik endeks, geçen yılın mart ayında 85,9 olan endeksle neredeyse eşit ve yaklaşık son üç yılın en yüksek ikinci endeksi. Tüketici güven endeksi 2023’ün mayıs ayında 91,1 düzeyine kadar çıkmıştı.
Vatandaş durumunun iyi olduğunu ve gelecekte daha iyi olacağını düşünüyordur, ankette buna göre yanıt verir ve bu durum çok doğal olarak endekse yansır. Buna kimse bir şey diyemez.
Ama ortada bir çelişki var. Kendisine bir devlet memuru “Ekonomik durumundan memnun musun, gelecek hakkında ne düşünüyorsun” diye sorduğunda “İyiyim, önemli bir sorunum yok, gelecekte daha da iyi olacağım” diyen vatandaş, genel olarak söylüyorum, o mikrofonu uzatan bir gazeteci, bir akademisyen ya da sivil bir araştırmacı olduğunda durumundan fena halde yakınıyorsa ortada bir tuhaflık var demektir.
Yaşanan biraz da budur. Tabii ki konuşanlar aynı kişiler değil, tabii ki aynı şeylerin söylenmesi beklenmez ama bir anlamda taban tabana zıt bir tablo ortaya çıkması da beklenmez.
Soru, soruyu doğuruyor
Sorun öyle anlaşılıyor ki mikrofonu kimin uzattığından, soruyu kimin sorduğundan kaynaklanıyor.
Çünkü eğer TÜİK’e verilen yanıtlar doğru ise çarşıda, pazarda, sokakta dile getirilen görüşler ve yakınmalar abartılı.
Yok eğer o yakınmalar gerçeği yansıtıyorsa TÜİK’e verilen yanıtlar gerçek durumu gizlemeye dönük.
İkinci olasılığın doğru olması durumunda akla ister istemez şu soru geliyor:
“Vatandaş devletin uzattığı mikrofona, kamu görevlisinin sorduğu soruya niye doğru yanıt vermiyor?”
“Ülke ekonomisi kötüye, benimki iyiye…”
Tüketici güven endeksi kapsamındaki çok sayıda soru bir araya getirilerek dört ana alt başlıkta toplanıyor. Bu dört ana başlığın endeksleri ankete katılanların şubat ayında çok özet olarak “Ülke ekonomisi kötüye gidecek ama benim ekonomik durumum düzelecek” şeklinde bir görüşe sahip olduklarını gösteriyor.
Örnek mi, mevcut dönemde hanenin maddi durum beklentisi şubatta bir önceki aya göre yüzde 4,6 iyileşme göstermiş.
Bu kadar mı, gelecek on iki ay için hanenin maddi durum beklentisi yüzde 4,2 iyileşmiş.
Hanenin gelecek on iki aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesine ilişkin endekste de yüzde 1,3 artış olmuş.
Haneler, “Ben kendi durumumdan memnunum, gerisi beni ilgilendirmez” dercesine, gelecek on iki aydaki genel ekonomik duruma ilişkin beklentilerinde bir iyileşme olmadığını, hatta yüzde 0,1 gibi çok küçük de olsa bir bozulma öngördüklerini dile getirmiş.
Konut satışı normale döndü
TÜİK’in dün açıkladığı ocak ayına ilişkin konut satışlarının aralık ayındaki sayının çok altında kalmasında şaşılacak bir yön yok.
Klasiktir, aralık aylarında konut talebi çok artar ve satışta (ya da alışta) rekor kırılır. Bu, her yıl böyledir. Bir sonraki yıl vergi oranlarında ortaya çıkacak artışlar gibi etkenlerle talep öne çekilir ve aralık aylarındaki satış sayısı yılın rekor düzeyine çıkar.
Bu dönemde de aynı eğilim yaşandı. Geçen aralık ayında 265 bin adetle rekor kıran konut satışı, ocak ayıyla birlikte normale döndü ve 111 bin oldu.
Ocak ayındaki toplam satış geçen yılın yaklaşık yüzde 5 altında. Ancak ocak ayındaki ipotekli satışta geçen yıla göre yüzde 16’ya yaklaşan bir artış görüldü. Konut kredisi faizinde yaşanacak gerilemeyle birlikte ipotekli satışların toplam içindeki payı doğal olarak daha da artacaktır.
