TÜİK yaşam memnuniyeti araştırması çerçevesinde vatandaşa “En önemli sorunun ne” diye soruyor. TÜİK’in yaptığı tasnifte yer almamakla birlikte üç alt başlık birleştirilince en önemli sorun olarak ön plana 2025 yılında da açık ara yine ekonomi çıkıyor, ki bu gayet normal. Üstelik ekonomiyi en büyük sorun olarak görenlerin oranı bir önceki yıla göre de artış göstermiş, bu da gayet normal. Ama bazı sorunların tam tarif edilmediği ya da edilemediği, belki de edilmek istenmediği gibi bir olasılığın göz ardı edilmemesi gerektiğini de vurgulamak gerekiyor.
Verilen yanıtlara göre izahında zorluk çekilen sorunlardan biri ekonominin alt kalemlerinden olan işsizlik. Her ne kadar geçen yıl bir önceki yıla göre artmış olmakla birlikte Türk halkının yalnızca yüzde 6,3’ünün işsizliği sorun olarak görmesi bilmiyorum size de biraz tuhaf gelmiyor mu? Daha beş yıl önce, 2020 yılında işsizliği sorun olarak görenlerin oranı yüzde 18,5 düzeyindeyken aradan geçen sürede bu oranın üçte iki düzeyinde azalması tuhaf değil mi? Ne yani, işsizlik oranı 2020’den 2025’e üçte iki oranında azaldı mı ki bu konu neredeyse sorun olmaktan çıkacak duruma geldi? İşsizlik 2020 yılında yüzde 12-13 dolayındaydı, geçen yıl da yüzde 8-9 aralığında oluştu.
Aslında hayat pahalılığı, yoksulluk ve işsizlik başlıklarını bir araya getirip oluşturduğum ekonominin payı, belki daha doğru bir ifadeyle ekonomik sorunlara işaret edenlerin oranı da artış eğiliminde ama piyasadaki yangına bakınca bu oran da düşük. Peki bu neden kaynaklanıyor olabilir, gelin bu konuyu irdeleyelim…
Körün fili tarifi gibi
TÜİK’in bu çalışmasındaki soru formatının vatandaşı bir anlamda yanlış yönlendirmesi gibi bir durum da söz konusu olabilir.
Çünkü sorun olarak dile getirilen bazı başlıklarla pekala başka sorunlara vurgu yapılmış da olması mümkün.
Örneğin… Acaba vatandaş ahlaki ve toplumsal değerlerdeki bozulmayı sorun olarak gördüğünü söylerken kelimelerin tam karşılığını kastedip “Ahlak yok oldu, şu insanların kılık kıyafetine, davranışlarına bak” mı diyor, yoksa bir kısmı örneğin keyfi zam yapanların ahlaki çöküntüsüne mi işaret ediyor? Bu ayrımı bilmiyoruz.
Dolayısıyla neredeyse yüzde 10’luk bir kesimin sorun olarak gördüğü ahlaki ve toplumsal değerlerin bozulmasında belki de ekonomi vurgusu önemli bir yer tutuyordur.
Aynı şekilde eğitim… Vatandaşın yüzde 16’sı eğitimdeki sorunlara işaret ederken klasik anlamda okullardaki eğitimi mi kastediyor, yoksa acaba bir kısmı eğitim eksikliğinden kaynaklanan yanlışlara mı vurgu yapıyor? Örneğin eğitim sorunu ile ahlaki ve toplumsal değerlerdeki bozulma büyük ölçüde iç içe geçmiş olabilir.
Yine adalet ve hukuk sisteminden şikayetçi olanların belki gerçekte vurgulamak istedikleri cezalandırma sisteminin eksikliğinden dolayı asıl sorun olarak görülen alanlardaki caydırıcılığın azalması ya da kalmaması. Hani zaman zaman “Basacaksın cezayı, bak bir daha o fiyata satabilir mi” gibi yaklaşımlar duyarız ya, burada temel sorun olarak aslında ekonomiye mi işaret ediliyor, yoksa bu ekonomik sorunun ortaya çıkmasına yol açan adalet ve hukuk sistemine mi, pek belli değil.
Ekonominin oranı daha yüksek
Tüm bu nedenlerle ekonomik sorunların payının görünenden çok daha yüksek olduğunu söylemek gerekiyor.
Zaten emeklilerin hemen hemen hepsi, işçilerin çok büyük bir bölümü, memurların bir kısmı ekonomik zorluk yaşıyorken hayat pahalılığı ve yoksulluktan şikayetçi olanların oranının yüzde 31 ve yüzde 16 düzeyinde kalması pek akla yatkın değil. Girişte vurguladığım gibi hele hele işsizliği sorun olarak görenlerin yüzde 6 düzeyinde olması tümüyle ilginç.
Sekiz yılda ikiye katlandı
2025 yılı itibarıyla toplumun yüzde 54,1’i ekonomiyi birinci sorun olarak görüyor. Diğer alt kalemlerle ekonomin hiç kastedilmediğini düşünsek bile ekonominin tek başına olan oranı bu düzeyde.
Bir de şöyle bakmak gerek. Ekonomiyi sorun olarak görenlerin oranı son yıllarda nasıl değişmiş ve asıl artış ne zaman başlamış?
Bu soruna işaret edenlerin oranı 2017’de yüzde 27 düzeyinde. Hele hele hayat pahalılığı ve yoksulluktan yakınanların oranı yüzde 8 ve yüzde 7. Bakar mısınız, 2017’den 2025’e nasıl bir katlanma olmuş!
Türkiye’de bu dönemde ne değişti, biliyoruz.
Bir, yönetim sistemi değişti; iki, 2021 sonunda çok büyük bir ekonomik dönüşüme yol açan temel bir tercihte bulunuldu.
Terör ve sağlık
TÜİK’in çalışmasında dikkat çeken başka kalemler de var.
Biri terör… Vatandaş geçen yıl itibarıyla terörü neredeyse artık hiç sorun olarak görmüyor; oran yalnızca yüzde 1,8. Oysa 2017’de terörü sorun olarak görenlerin oranı tam yüzde 40 düzeyindeydi.
Dikkat çeken bir alt kalem de sağlık. Sanırsınız ki sağlık hizmetlerine ulaşmak hiçbir zaman sorun olmamıştı, geçen yıl da olmadı ve olmuyor. Baksanıza 2025 yılı itibarıyla sağlık sisteminden yakınanların oranı yalnızca yüzde 1,1.
Çok yakın bir zamanda bir devlet hastanesinde katarakt operasyonu geçirmiş biri olarak söyleyebilirim ki yüzde 1,1’lik oranın doğru olması hiç mi hiç mümkün değil.
Bu arada eğer trafik, asayiş başlığının altında dile getirilen bir sorunsa demek ki Türkiye'de trafikle ilgili bir sorun bulunmuyor!

