DIŞ Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) çatısı altındaki Türkiye-ABD İş Konseyi’nin (TAİK) davetiyle gittiğim New York’ta, “19. Türkiye Yatırım Konferansı”nı birlikte organize ettikleri Citibank Türkiye Genel Müdürü Emre Karter’le sohbet ettik, 3 günlük organizasyonu değerlendirdik.
Emre Karter, söze şu değerlendirmeyle girdi:
- TAİK ile birlikte gerçekleştirdiğimiz “19. Türkiye Yatırım Konferansı” son derece verimli geçti. Hem doğrudan yatırımları değerlendiren uzun vadeli yatırımcılarla hem de Türkiye’ye portföy yatırımı yapanlarla bir araya gelme fırsatımız oldu.
Yatırımcılarla bu tür doğrudan temasların önemine değindi:
- Türkiye’yi dışarıdan takip eden bir yatırımcının burada olup şirketlerle, kamu tarafıyla, finans sektörüyle ve diğer piyasa katılımcılarıyla bir araya gelmesi, gelişmeleri yerinde değerlendirme imkanı sağlıyor.
Önceki hafta İstanbul’da yurt dışından yatırımcılarla benzer toplantı gerçekleştirdiklerini kaydetti:
- Bu tür buluşmaların düzenli olarak yapılması, Türkiye ile uluslararası yatırımcılar arasındaki bilgi akışının ve diyalogun güçlenmesi açısından son derece faydalı.
Citi’nin dünyanın çok geniş coğrafyasında faaliyet gösterdiklerini anımsattı:
- Dolayısıyla farklı pazarlarda ve farklı coğrafyalarda yaşanan ekonomik ve jeopolitik gelişmeleri, bunların şirketlerin yatırım ve ticaret kararlarına nasıl yansıdığını yakından gözleme imkanımız oluyor.
Bu küresel perspektifin Türkiye açısından önemli olduğunu kaydetti:
- Farklı pazarlardaki gelişmelerin Türkiye’nin ticaret, tedarik zincirleri ve yatırım açısından konumunu nasıl etkileyebileceğini birlikte değerlendirebiliyoruz.
Türkiye’deki gelişmeleri de uluslararası yatırımcılarla konuşurken daha geniş bir küresel çerçevede ele almanın mümkün olduğuna dikkat çekti:
- İçinde bulunduğumuz küresel konjonktürde Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın ve ekonomik bağlantılarının da ayrı bir önem taşıdığını görüyoruz.
Rusya-Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin, küresel ticaretin ve tedarik zincirlerinin ne kadar dinamik hale geldiğini bir kez daha gösterdiğini vurguladı:
- Şirketler ve ülkeler tedarik zincirlerini ve ticaret rotalarını daha fazla çeşitlendirmeye, alternatif güzergahlar oluşturmaya çalışıyor.
Emre Karter, bu noktada Türkiye’nin önemli avantajları olduğunun altını çizdi:
- Türkiye’nin konumunu artık sadece “Doğu ile Batı arasında bir köprü” şeklinde tarif etmenin olmadığını düşünüyorum.
Türkiye’nin önemli bir üretim merkezi, lojistik merkezi ve bölgesel etki merkezi özelliklerini bir arada taşıyan potansiyeliyle öne çıktığını irdeledi:
- Güçlü üretim yapısı, lojistik imkanları, nitelikli insan kaynağı ve Avrupa, Asya ve Ortadoğu’ya erişimi, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde Türkiye’nin elini güçlendiren unsurlar.
Çin’den Avrupa’ya ulaşan bir ürün için artık tek bir ticaret rotasından bahsetmenin mümkün olduğuna vurgu yaptı:
- Farklı alternatiflerin değerlendirilmesi giderek daha önemli hale geliyor. Türkiye’nin bu yeni ticaret ve tedarik zinciri denklemindeki konumu da bu nedenle önem taşıyor.
Burada meselenin yalnızca bir ürünün Türkiye’den geçmesi olmadığı üzerinde durdu:
- Bu ticaretin beraberinde üretim, depolama, lojistik, enerji, altyapı ve finansman gibi alanlarda yaratacağı ekonomik faaliyet de önemli.
Türkiye’nin önümüzdeki dönemde küresel değer zincirlerinde daha fazla yer almasının ve daha yüksek katma değerli faaliyetleri çekebilmesinin önemli olacağına değindi:
- Bunun için üretim kapasitesinin yanı sıra teknoloji, dijitalleşme, enerji ve nitelikli insan kaynağı alanlarında da ilerleme kaydedilmesi gerekiyor.
Küresel şirketlerin yatırım kararlarıyla ilgili şu ayrıntıyla ilgili mesaj verdi:
- Küresel şirketlerin yatırım kararlarında sadece maliyet avantajı değil, verimlilik, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı, teknoloji altyapısı ve uzun vadeli rekabet gücü gibi unsurlar da önem yaşıyor.
Başta New York olmak üzere TAİK’le ABD’deki toplantılarda işbirliği içinde olan Citi Group’a bağlı Citibank Türkiye’nin Genel Müdürü Emre Karter’in gözlemleri önem taşıyor…
Citbank penceresinden Türkiye’nin “Üretim merkezi, lojistik merkezi ve bölgesel etki merkezi” yönleriyle öne çıkmasını olumlu mesaj şeklinde görmek gerekiyor…
‘COP31’ Türkiye için önemli çıpa olabilir
CITIBANK Türkiye Genel Müdürü Emre Karter, bu yıl Türkiye açısından önemli bir başlığın “COP31” ev sahipliği olduğunu belirtti:
- New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve COP31 CEO’su Fatma Varank’ın da katıldığı, müşterilerimiz ve farklı sektörlerden paydaşlarla bir toplantı gerçekleştirdik.
Toplantıya yoğun ilgi gösterildiğini bildirdi:
- “COP31”, Türkiye açısından önümüzdeki döneme bakarken önemli bir çıpa olabilir. Çünkü burada yalnızca bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yapmaktan söz etmiyoruz.
İklim finansmanı, enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, sürdürülebilir altyapı ve yeni teknolojiler gibi Türkiye açısından uzun vadeli yatırım fırsatlarının bulunduğu çok geniş bir gündem olduğunu vurguladı:
- Türkiye’nin bu alanlarda uluslararası yatırımcılarla ve özel sektörle daha fazla temas etmesi, yeni işbirliklerinin gelişmesi açısından da önemli bir platform oluşturabilir.
Sürdürülebilir finansman tarafında da Türkiye’de önemli bir hareketlilik gördüklerini kaydetti:
- Bankacılık sektöründeki kredi işlemlerine baktığımızda sürdürülebilirlik bağlantılı kredilerin ve farklı sürdürülebilir finansman araçlarının giderek daha fazla kullanıldığını görüyoruz.
Bunun sürdürülebilirliğin artık sadece çevre politikaları kapsamında ele alınan bir konu olmaktan çıkıp şirketlerin yatırım ve finansman kararlarının bir parçası haline geldiğini gösterdiğinin altını çizdi:
- Özellikle Türkiye’nin Avrupa ile güçlü ticari ilişkileri düşünüldüğünde, yeşil dönüşüm önümüzdeki dönemde şirketlerin rekabet gücü açısından da daha fazla önem kazanacak.
Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, üretim süreçlerinin dönüşümü ve karbon yoğunluğunun azaltılması gibi başlıkların şirketlerin hem finansmana erişiminde hem de uluslararası değer zincirlerinde konumlanmasında giderek daha belirleyici hale geldiğini vurguladı:
- Dolayısıyla Türkiye’nin önündeki yatırım fırsatlarına baktığımızda tek bir başlıktan söz etmek mümkün değil.
Ardından ekledi:
- Doğrudan yatırımlar açısından üretim ve tedarik zincirlerindeki dönüşüm, portföy yatırımları açısından Türkiye piyasalarının gelişimi ve yatırım ortamı, daha uzun vadede teknoloji, enerji, altyapı ve sürdürülebilirlik alanlarında dönüşüm birlikte değerlendirilmeli.
İklim eylemi iş dünyası için maliyet değil, neslimizin en büyük yatırım fırsatıdır
TÜRKİYE Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı, COP31 İş Dünyası Elçisi Rifat Hisarcıklıoğlu, Bloomberg’in merkezinde gerçekleşen “COP31 Business Forum New York Dialogue” toplantısında hükümetler yönü belirlediğine işaret etti:
- Ama uygulama iş dünyasının işi. Hükümetler anlaşmaları imzalar, iş dünyası onları hayata geçirir. İklim hedeflerine müzakere salonlarında ulaşılmayacak. Bu hedeflere fabrikalarda, tarlalarda ve şantiyelerde ulaşılacak.
Aynı zamanda “World Chambers Federation”ın başkanlığını yürüttüğünü anımsattı:
- 150’den fazla ülkede odalar ve 45 milyon şirketi temsil ediyor. Hepimiz tek sesle konuşursak dünya bizi dinler.
Gerçek projelere ulaşan finansmanın öneminde değindi:
- Sadece zengin ülkelerde değil, gelişmekte olan piyasalarda da buna ihtiyaç var. Ayrıca açık ve istikrarlı kurallar gerekiyor. İş dünyası katı kurallarla baş edebilir ama her pazarda farklı kuralla baş edemez ve kurallar makul olmalı.
Şu noktanın altını çizdi:
- İklim eylemi iş dünyası için bir maliyet değildir. Bizim neslimizin en büyük yatırım fırsatıdır.
Hükümetlerin yeşil çelik, yeşil çimento ve temiz araçlar satın alması haline şirketlerin yatırım yapacağını kaydetti:
- Bize bu üç şeyi sağlayın, iş dünyası 2035’i beklemez.
Salondaki iş dünyası temsilcilerine döndü, şu çağrıyı yaptı:
- COP31 için Antalya’ya gelin.
- Projelerinizi getirin.
- Fikirlerinizi getirin.
- Yatırımlarınızı getirin.
- Bir COP’ta bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük iş dünyası katılımının parçası olun.
