Daha yüksek frekansta yayımlanan ve GSYH hakkında “önceden” bilgi veren değişkenler önemli hâle geliyor. Türkiye’de bu amaçla çok sayıda gösterge yayımlanıyor. Bunların en önemlilerinden üçü; sanayi, inşaat ve hizmet sektörleri üretim endeksleridir.
GSYH bir ekonominin hâl ve gidişatını gösteren değişkenlerin en önemlilerinden biri, hatta en önemlisi. Çeyrek yıllar itibarıyla ölçülüyor ve elbette bir gecikmeyle yayımlanıyor. Mesela ikinci çeyreğin GSYH değerini üçüncü çeyreğin ikinci ayının sonunda öğrendik. Öğrendiğimiz an itibarıyla (Ağustos’un son günü), “demek ki Nisan-Haziran döneminde şöyle olmuş” dedik. İkinci çeyreğin ortası Mayıs ortası olduğuna göre, kabaca 3,5 aylık bir gecikme var. Bu sadece bizde değil, çoğu ülkede böyle.
Bu nedenle daha yüksek frekansta yayımlanan ve GSYH hakkında ‘önceden’ bilgi veren değişkenler önemli hâle geliyor. Türkiye’de bu amaçla çok sayıda gösterge yayımlanıyor. Bunların en önemlilerinden üçü aylık frekansta yayımlanan sanayi, inşaat ve hizmet sektörleri üretim endeksleri. Temmuz sanayi üretim endeksi değerini (Temmuz ortasını dikkate alırsak) iki aydan biraz az bir gecikmeyle 10 Eylül günü öğreneceğiz. Hizmet ve inşaat endeksleri ise 15 Eylül’de iki ay gecikmeyle yayımlanacak.
Hizmet endeksi ile GSYH arasında belirgin fark
Bu ‘takvimsel’ girizgâhtan sonra şimdi gelin, (aylık değerlerin çeyreklik ortalamasına dönüştürülmüş) hizmet sektörü üretim endeksi ile GSYH’deki hareketleri 2026’nın ikinci çeyreği için karşılaştıralım. Durum şöyle: İkinci çeyrekte hizmet üretim endeksi bir çeyrek öncesine göre yüzde 0,03 oranında artmış. Oysa GSYH’de hizmet sektörünün alt kalemlerini oluşturan değişkenlerde en düşük artış yüzde 0,06 (ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri), en yüksek artış yüzde 1,72 (bilgi ve iletişim). Yüzde 0,06 dışarıda bırakıldığında, en düşük artış yüzde 0,29 (finans ve sigorta). Diğer alt kalemlerde yüzde 1,06 ve yüzde 1,02 gibi artışlar da var. Tamam, GSYH’deki hizmet kalemi ile hizmet üretim endeksindeki değişim oranlarının aynı olması gerekmiyor. Ama ortada da garip bir durum var. Hani, hizmet sektörü katma değerinin yüzde 95’inden fazlasını ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri sektörü oluştursa amenna; sonuçta endeks yüzde 0,03 artarken bu alt kalem yüzde 0,06 artıyor. Ama öyle değil ki.
Sanayide de göstergeler ayrışıyor
Sanayi üretim endeksine de kısaca göz atmakta yarar var. Hizmet üretim endeksine göre çok daha eskiden beri yayımlanıyor. Burada TÜİK’in tecrübesi daha fazla olmalı. Onda da durum şöyle: Sanayi üretim endeksi bir çeyrek öncesine kıyasla ilk çeyrekte yüzde 0,23, ikinci çeyrekte ise yüzde 2,04 artmış. GSYH’nin sanayi alt kalemi için aynı oranlar şöyle: -0,16 ve 2,91. İlk çeyrekte yönler farklı ama sayıların mutlak değerleri çok küçük olduğu için bu durum normal karşılanabilir. Ama ikinci çeyrekte her iki gösterge arasında belirgin bir fark var.
Yanlış anlaşılmasın; ortada Eylül 2021-Mayıs 2023 döneminde gözlemlediğimiz TÜİK’in tüketici enflasyonu ile alternatif enflasyon ölçümleri arasında önceki yirmi yıllık dönemde hiç görülmemiş belirgin farklara benzer bir gariplik olduğunu falan iddia etmiyorum. Sadece yüksek frekanslı göstergeleri kullanan ve onların verdiği malumata güven duymak isteyen bir hoca olarak yazıyorum. Mevsimlik hareketlerden arındırma işlemi de bu farklılıkların bir kısmından sorumlu olabilir. Üretim endekslerinin kalitesi, eminim, belli aralıklarla iyileştirilmeye de çalışılıyordur. Ama kıssadan hisse değişmiyor. Şu: Endekslerin kalitesini artırma çalışmalarını daha özenli ve daha sık yapmakta fayda var gibi görünüyor.