BM’nin “Dünya Sistemi Kırılma Noktası” raporu, iklim krizinde geri dönüşü zor eşiklerin aşılmakta olduğuna dikkat çekerken, yeşil dönüşüm için gereken finansman ihtiyacı ile mevcut kaynaklar arasındaki büyük farkı da gözler önüne seriyor.
Birleşmiş Milletler’in Bilimsel Danışman Kurulu 26 Haziran’da ‘Dünya Sistemi Kırılma Noktası’ başlıklı bir rapor yayımladı. Kırılma noktası (ya da eşik ya da dönüm noktası –tipping point) öyle bir eşik değer ki, birkaç derecelik ısı artışı ile dünya kendini Yahya Kemal Beyatlı’nın ünlü şiirinin başlangıç dizesindeki “dönülmez akşamın ufkundayız” durumunda buluyor.
Rapor, bazı alt sistemlerin bu noktaya ulaşmış, hatta onu aşmış olabileceğine dair güçlü bilimsel kanıtlar olduğuna işaret ediyor: Kutup buzullarının uzun dönemli erime sürecine girmiş olabileceği, Amazon ormanlarındaki savana görünümlü dönüşüm süreci, okyanuslardaki derin su akımı sürecinin yavaşlamış ya da durmuş olabileceği gibi örnekler var. Bu tür değişimlerin birbirlerini tetikleyebileceğinden de korkuluyor.
Bu gelişmelerin iklim değişikliğini yavaşlatma çalışmalarının hızlandırılması zorunluluğunu bir kez daha ortaya koyduğu vurgulanıyor. Altı çizilen bir olgu da şu: Kademeli gelişen çevre risklerinden farklı bir tehlike bu. Doğrusal değil, yani birkaç derecelik ısı artışı felaket niteliğinde bir etki yaratabiliyor ve eşik değerlerin ne olduklarına ilişkin önemli belirsizlikler var. Bu durumda, ‘standart’ yeşil dönüşüm politikalarının yetersiz kalması riski ortaya çıkıyor.
Kaldı ki o ‘standart’ politikalar açısından önemli sorunlar yaşanıyor. Birleşmiş Milletler’in 2025’te yayımlanan ‘Uygulama Açığı’ başlıklı raporunda gelişmekte olan ülkelerin ‘standart’ yeşil dönüşüm çabalarının önemli bir finansman kısıtı ile karşı karşıya olduklarını ortaya koyuluyor. Hedeflenen sonuçlara ulaşılması için gereken finansman mevcut finansmanın 12-14 katı. Raporun kapsamı içinde değil ama bu ülkelerin bir kısmı için bir de AB’nin ‘Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ gibi mekanizmaların getirdiği ihracat azalması olasılığı mevcut.
Yeşil dönüşümü sanayi politikası ile birlikte düşünmekte yarar var. Bu çerçevede, daha önce sözünü ettiğim sanayi politikasına ilişkin Stiglitz-Rodrik çalışmasında bazı önemli saptamalar yapılıyor. Özellikle vurgulanan noktalardan biri şu: Yeşil dönüşüm yüklü yatırım harcaması ve dolayısıyla bir ‘yatırım hamlesi’ gerektiriyor. Yatırım hamlesinin iyi planlanması büyüme fırsatı anlamına geliyor. Dönüp dolaşıp Birleşmiş Milletler Raporu’nda altı çizilen noktaya geliyoruz: Uygun koşullarda ve miktarda finansman nasıl sağlanacak?
Devam edeceğim.