İstanbul Fuar Merkezi’nde 9-10 Eylül 2026’da düzenlenecek GITEX Ai Türkiye 2026 etkinliğinin öncesinde, bu kadar konuşulan bu güncem maddesini daha iyi anlamak için Bilal Alrais ile yazılı bir soru cevap çalışması gerçekleştirdim. GITEX etkinliklerinin organizatörü inD’nin Teknoloji ve Dijital Portföyünün Büyümesinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Alrais ile böyle bir çalışma yapmayı kabul etmemin nedeni, şu anda üniversite öğrencisi ve girişimci olan kuşaktan bir arkadaşın bir etkinlikte bana gelip, “Hocam, burada konuşanlar yapay zekâyı bir verimlilik aracı gibi görüyor. Yapay zekâ aslında bir büyüme aracı.” diye şikayet etmesinden kaynaklanıyor. Alrais’in büyüme ile ilgili bir yönetici olması ilgimi çekti ve yapay zekâ ile büyüme konusundaki sorularımı yönettim.
Konunun büyüme boyutu ile ilgili rakamsal veriler, Türkiye’nin yapay zekâ pazarının 2026 yılında 2,53 milyar ABD doları değerinde olduğu ve yıllık bileşik yüzde 27,3 büyüme oranıyla 2031’e kadar 13,71 milyar ABD dolarına ulaşacağı öngörüsünü barındırıyor. Alreis bu verileri Markets and Markets’ın raporuna atıfla aktarıyor. Markets and Markets’in web sitesinde ilgili sayfaya eriştiğinizde, ilgi çekici bir etkileşimle karşılaşıyorsunuz. Sohbet kutusu aracılığıyla online destek veren sayfada, karşımdaki kişinin yapay zekâ olmadığı ve gerçek insanla sohbet ettiğim belirtiliyor. Bu da daha başından bize yapay zekâ sistemlerini kurgularken insan ve yapay zekâyı doğru yere yerleştirmemiz gerektiği mesajını veriyor.
Bunu yapmak, Türkiye’nin yapay zekâ pazarının, dünyadaki diğer örneklerden pozitif ayrışan yüzde 27,3’lük büyüme oranı (beklenti) doğru hedefe ulaşmayı sağlamasına yardımcı olacaktır. Markets and Markets, Türkiye’nin büyüme potansiyeli konusunda, “Türkiye'nin yapay zeka pazarı; artan kurumsal dijitalleşme, teknoloji inovasyonuna yönelik devlet desteği ve finansal hizmetler, üretim ve e-ticaret sektörlerinde yapay zeka destekli çözümlere yönelik yükselen talep sayesinde 2031 yılına kadar olağanüstü bir büyüme kaydetmeye hazırlanıyor.” ifadesini kullanıyor.
Alrais ile yaptığımız soru cevabı aktarmadan önce Markets and Markets’ın halka açık içeriğinden biraz daha bahsetmek istiyorum. İsteyenler daha ayrıntılı bilgiye sahip olmak için ayrıntılı raporu da satın alabilir ya da başka ülkelerle ilgili raporlardan karşılaştırmalı analiz yaparak Türkiye’nin rekabet ortamında nasıl hareket etmesi gerektiği ile ilgili strateji oluşturabilir. Bizim gündemimiz bu değil.
Raporun Türkiye’nin yapay zekâ (AI) pazarının trend ve içgörüleri ile ilgili bölümünde şu ifadeler yer alıyor.
- Bu oran, Türkiye'nin hızlanan dijital dönüşümünü ve işletmelerin yapay zeka teknolojilerini benimsemesini yansıtan yüzde 27,3'lük bir yıllık bileşik büyüme oranına (CAGR) karşılık gelmektedir.
- Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasında köprü kuran stratejik konumu ve teknoloji inovasyonuna yönelik artan devlet desteği, ülkeyi Avrupa yapay zeka ekosistemi içinde kilit bir büyüme merkezi haline getirmektedir. Türkiye yapay zeka pazarı; finansal hizmetler, sağlık, üretim ve e-ticaret dahil olmak üzere çeşitli sektörlerden gelen artan taleple beslenmektedir.
- Türkiye'nin gelişen girişim ekosistemi ve yapay zeka alanındaki Ar-Ge yatırımları, 2026-2031 yılları arasında pazarın büyümesini hızlandırmaktadır.
- Türkiye'deki işletmeler, operasyonel verimliliği ve rekabet avantajını artırmak amacıyla makine öğrenimi, doğal dil işleme ve otomasyon çözümlerini giderek daha fazla hayata geçirmektedir. Elverişli demografik yapı, teknolojiye yatkın genç nüfus ve genişleyen bulut altyapısı sayesinde Türkiye'nin yapay zeka pazarı büyümesi, Avrupa'daki birçok emsal ülkeyi geride bırakmaktadır.
- 2031'e kadar uzanan öngörü döneminde Türkiye'nin, hem yerel hem de uluslararası yapay zekâ yatırımlarını cezbederek bölgesel bir inovasyon merkezi olarak öne çıkması beklenmektedir.
Bu aktarımı yaparken konunun ruhuna uygun olması için otomasyon kullanarak çeviriyi Google’ın çeviri aracı ile yaptım. İlk alıntıda olduğu gibi bundan sonraki alıntılarda da aynı yöntemi kullanacağım. Her ne kadar tartışmalarda yapay zekâya güven önemli bir konu olsa da, benim odağım yapay zekâyı tam otomatize sistemler içine yerleştirerek servisler oluşturmak ve stratejik kararları alırken insan ile yapay zekâyı birlikte çalıştırmaya dayanıyor. Bunun aksi yaklaşım, sistemde, insanın fiziksel yetersizliklerinden kaynaklanan eksiklikleri birer sıkışma noktası olarak karşımıza çıkaracaktır. Uyuması gereken insanın bir konuyu öğrenme ve anlaması için gereken sürenin yapay zekâya oranla kıyas kabul etmeyecek uzunlukta olması, insanı operasyonun içinde çok kısıtlı olarak kullanmamızı gerektiriyor. Tasarımlar yapılırken ise, insanın zamanını yapay zekânın hızı ile daha verimli bir kaynak haline getirmemiz gerekiyor.
Bu notu düştükten sonra, Türkiye pazarının genel görünümü ve pazar dinamikleri ile ilgili bölümleri aktarmak istiyorum. Genel görünüm konusunda yazılanlar şöyle:
Türkiye Yapay Zeka (AI) Pazarına Genel Bakış
Hızlı Pazar Genişlemesi: Türkiye'nin AI pazarının 2026’da 2.530,6 milyon ABD dolarından 2031’de 13.705,1 milyon ABD dolarına ulaşması ve yüzde 27,3'lük bir bileşik yıllık büyüme oranı (CAGR) göstermesi bekleniyor; bu da bölge genelinde işletmelerde AI kullanımında güçlü bir ivme olduğunu gösteriyor.
Stratejik Coğrafi Konum: Türkiye'nin Avrupa ve Asya'yı birleştiren konumu, onu AI inovasyonu ve uygulaması için kritik bir merkez haline getiriyor, bölgeler arası teknoloji transferini mümkün kılıyor ve AI çözüm sağlayıcıları için benzersiz pazar fırsatları yaratıyor.
Dijital Dönüşümün Hızlanması: Türk işletmeleri, hükümetin dijitalleşme girişimleri ve özel sektörün modernizasyon çabalarıyla yönlendirilen operasyonel verimliliği, müşteri deneyimini ve rekabetçi konumlarını iyileştirmek için AI teknolojilerine giderek daha fazla yatırım yapıyor.
Küresel Büyümeyi Geride Bırakma: Türkiye'nin yüzde 27,3'lük CAGR'ı, bulut benimseme, fintech inovasyonu ve Türk iş dünyasını yeniden şekillendiren üretim otomasyonu girişimleriyle desteklenen güçlü yerel pazar dinamiklerini gösteriyor.
Google çeviri hizmeti yapay zekânın kısaltmasını YZ olarak yaptı; ben bunları AI’a çevirdim. Yüzdeleri, orijinal metinde olduğu gibi işaretle (%) gösteren çeviri hizmetine bunları yüzde olarak yazarak müdahale ettim. Bu tercihlerimi bir script yazarak otomatize edebilrdim ama benim tercihim az sayıda –yormayacak düzeyde- olanı değiştir ve çok değişiklik yapmak gerekirse –kendini yormadan- olduğu gibi bırak şeklinde. Çeviri servisinin, rakamla ifade ederken İngilizce ve Türkçede birbirinin zıttı nokta ve virgül kullanımı olduğunu dikkate alarak bunları düzeltmesi de takdirimi kazandı. Türkiye’de birçok gazeteci ve uzman bunun farkında değil. Diğer yandan Markets and Markets’ın milyon dolar kullanması, rakamları karışık hale getiriyor. Yapay zekâdaki ekonomik büyüklüklerin ulaştığı boyut düşünülürse, milyar dolara geçmekte yarar var. Burada konu etmediğimiz trilyon dolarlık piyasa değerleri söz konusu olduğundan işin içinden çıkılması mümkün değil. Bunları not düştükten sonra çeviriye devam.
Pazar dinamikleri ile ilgili bölümle ilgili olarak da aynı şeyi yaptım. Sonuç şöyle:
Türkiye Yapay Zeka (AI) Pazar Dinamikleri
- Ülkenin Avrupa ve Asya pazarları arasında bir köprü görevi gören stratejik konumu, bölgesel operasyonlarını genişletmek isteyen AI tedarikçileri ve hizmet sağlayıcıları için benzersiz fırsatlar yaratmaktadır. Başlıca büyüme katalizörleri arasında bulut altyapı yatırımlarının genişlemesi, İstanbul ve Ankara'daki girişim ekosistemlerinin büyümesi ve müşteri hizmetleri otomasyonu ve iş zekâsında AI’ın benimsenmesinin hızlanması yer almaktadır.
- Türk işletmeleri, rekabetçi farklılaşmada AI’ın değerini giderek daha fazla fark etmekte, bu da pazarı sürdürülebilir çift haneli büyüme için konumlandırmakta ve AI yeteneklerine ve yetenek geliştirmeye önemli miktarda yabancı ve yerli yatırım çekmektedir.
- Son olarak da özet bölümünü aktarayım. Markets and Markets konuyla ilgili olarak akılda kalması gerekenleri şöyle özetliyor:
- Türkiye'nin yapay zeka pazarı, küresel ortalama büyüme oranını önemli ölçüde geride bırakarak yüzde 27,3'lük bir Yıllık Bileşik Büyüme Oranı (CAGR) ile 2026'da 2.530,6 milyon ABD doları seviyesinden 2031'de 13.705,1 milyon ABD doları seviyesine yükselecektir.
- Türkiye'nin stratejik coğrafi konumu ve genç nüfus yapısı, ülkeyi Avrupa genelinde yapay zeka inovasyonu ve yatırımları için cazip bir merkez haline getirmektedir.
- Finans, sağlık, üretim ve e-ticaret sektörlerinde kurumsal düzeyde benimsenme, Türkiye'nin yapay zeka pazarındaki hızlı büyümesini tetiklemektedir.
- Türkiye'nin gelişen girişim ekosistemi ve teknoloji geliştirmeye yönelik devlet destekleri, ülkeyi 2031 yılına kadar bölgesel bir yapay zeka inovasyon lideri konumuna taşımaktadır.
Bunları not düştükten sonra soru-cevabı aktarmanın zamanı geliyor.
Kerem Özdemir: Otonom hareket edebilen yapay zekâ sistemlerinin (agentic AI) ve çıkarım yoluyla değer üretiminin öne çıktığı bu dönemde GITEX Ai’ı nasıl konumlandırıyorsunuz?
Bilal Alrais: Yapay zekânın denendiği bir dönemden, somut değer yarattığı bir döneme geçiyoruz. İlerlemenin asıl ölçütü, kuruluşların yapay zekâdan yararlanarak verimliliği ne kadar arttırabildiği, yeni iş modelleri geliştirebildiği, hizmetlerini iyileştirebildiği ve ekonomik büyümeye katkı sağlayabildiği olacak. Otonom yapay zekâ sistemleri, kurumlarda ve farklı sektörlerde teknolojinin kendi başına üstlenebildiği görevlerin kapsamını genişleterek bu geçişi hızlandırıyor.
Türkiye’nin yapay zekâ pazarının 2026 yılında 2,53 milyar ABD doları değerinde olduğu ve yıllık bileşik yüzde 27,3 büyüme oranıyla 2031’e kadar 13,71 milyar ABD dolarına ulaşacağı öngörülüyor. Bizim için GITEX Ai Türkiye, bu yeni aşamaya geçişi destekleyen bir platform. Invest in Türkiye ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile kurduğumuz iş birliği, bu vizyonun hayata geçirilmesinde temel bir rol oynadı. Bu kurumların yerel ekosisteme ilişkin bilgi birikimini, GITEX’in küresel teknoloji ağıyla bir araya getirdik. Birlikte, Türkiye’nin ve bölgenin küresel teknolojiye, sermayeye ve uzmanlığa erişimini güçlendiren; yapay zekânın benimsenmesini hızlandıran, yatırımları destekleyen ve yeni ticari fırsatların önünü açan bir platform oluşturuyoruz.
Kerem Özdemir: Bu yeni ekonomide şirketlerin başarılı olabilmesi için gereken ölçek nasıl değişiyor? Büyük ölçekli işletmeler mi daha avantajlı, yoksa KOBİ’ler ve girişimler için de yer var mı?
Bilal Alrais: Yapay zekâ, inovasyonu daha geniş kesimler için erişilebilir kılma potansiyeline sahip. Ölçek bir avantaj olmaya devam edecek, ancak rekabet gücünü belirleyen tek unsur olmayacak. İleri teknolojilere erişim kolaylaştıkça KOBİ’ler ve girişimler; çeviklikleri, uzmanlıkları ve pazardaki belirli sorunlara hızla çözüm geliştirme becerileriyle rekabet edebilecek.
Böylece büyük işletmelerin ölçekleriyle katkı sunduğu, girişimlerin inovasyona öncülük ettiği, KOBİ’lerin ise teknolojiyi farklı sektörlerde ve yerel pazarlarda fırsata dönüştürdüğü çok daha dinamik bir ekonomi ortaya çıkıyor. Her birinin bu yapıda kritik bir rolü var.
Bu yaklaşım, GITEX Ai Türkiye’nin de temelini oluşturuyor. Etkinlik; Google Cloud, AWS, Huawei, SAP, HPE/NVIDIA, ASUS, Schneider Electric ve Meta gibi küresel teknoloji liderlerini Trendyol, Türkiye Varlık Fonu ve Halkbank gibi Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarıyla buluşturuyor. KOBİ’ler, girişimler, uluslararası yatırımcılar ve aralarında Antalya Teknokent, İTÜ ARI Teknokent ile Giresun Teknopark’ın da bulunduğu önde gelen teknoparklar da bu buluşmada yer alacak. Teknoloji ve sanayi kuruluşlarını, yenilikçi girişimleri ve yatırımcıları aynı çatı altında bir araya getiren etkinlik; iş birliklerinin kurulması, yatırımların arttırılması, yeni pazarlara erişim ve uluslararası büyüme için güçlü bir platform sunacak.
Kerem Özdemir: İkinci sorunun devamı olarak, KOBİ’ler ve girişimler yapay zekâ sistemlerini nasıl ve hangi bilgi ya da verilerle eğitiyor? Bu konuda nasıl bir yaklaşım benimsemeliler?
Bilal Alrais: Yapay zekânın yön verdiği bir ekonomide veri ve sektörel uzmanlık, stratejik değer taşıyor. KOBİ’ler ve girişimler, küresel teknoloji şirketlerinin ölçeğine sahip olmayabilir. Ancak çoğu zaman en az bunun kadar değerli bir güçleri var: Müşterilerini, faaliyet gösterdikleri sektörleri ve pazara özgü sorunları yakından tanımaları.
Bu uzmanlığı giderek daha erişilebilir hâle gelen yapay zekâ olanaklarıyla birleştirmek, önemli fırsatlar sunuyor. Ancak bu sürecin temelinde güven olmalı. Verinin kalitesi, amaca uygunluğu, güvenliği ve sorumlu kullanımı, yapay zekâdan yararlanan işletmelerin başarısı ve güvenilirliği üzerinde giderek daha belirleyici olacak.
GITEX Ai Türkiye’de bu konular, tartışmanın ötesine geçerek uygulamaya taşınıyor. KOBİ’ler, konuya özel oturumlar ve atölyeler aracılığıyla yapay zekâ alanının önde gelen isimleri, veri uzmanları ve politika yapıcılarla doğrudan bir araya gelebilecek. Böylece yapay zekâyı sorumlu biçimde kullanma, yetkinliklerini geliştirme ve yeni teknolojilerden uzun vadeli ticari fayda ve rekabet avantajı sağlama konusunda uygulamaya dönük bilgiler edinebilecekler.
Kerem Özdemir: Son olarak, GITEX Ai’ın katılımcı firma ve ziyaretçi profilini paylaşabilir misiniz?
Bilal Alrais: GITEX Ai Türkiye, teknoloji ekosisteminin tüm paydaşlarını İstanbul’da buluşturmak üzere tasarlandı. Etkinlikte 350’den fazla teknoloji şirketi ve girişim stant açacak; 100’ü aşkın konuşmacı ve toplamda 100 milyar ABD dolarının üzerinde varlığı yöneten 100’den fazla yatırımcı yer alacak. Teknoloji yöneticileri, şirketlerde karar alma yetkisine sahip profesyoneller, girişim kurucuları, yazılım geliştiriciler, kamu temsilcileri ve ekosistemin önde gelen isimleri de etkinliğe katılacak.
Etkinlik; yapay zekâ, bulut bilişim, veri merkezleri, siber güvenlik, finansal teknolojiler, akıllı üretim, e-ticaret, mobilite, sağlık teknolojileri, oyun ve kuantum teknolojileri gibi pek çok alanı kapsıyor.
Ancak etkinliğin asıl gücü, bu farklı kesimleri bir araya getirmesinden kaynaklanıyor. İnovasyonun gelişmesi için teknoloji şirketlerinin, yatırımcıların, sanayi kuruluşlarının ve politika yapıcıların birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bu paydaşları Türkiye’de buluşturarak görüşmelerin iş birliklerine dönüştüğü, yenilikçi fikirlerin yatırımla buluştuğu ve teknolojinin ticari ve ekonomik fırsatlar yarattığı bir ortam oluşturmayı hedefliyoruz.