Bayer Tarım Ürünleri Doğu Akdeniz Bölgesi Ülke Müdürü Andreas Knupp, Türkiye’nin Bayer için stratejik önemini vurgularken; Gebze’den 17 ülkeye ihracat yaptıklarını, Mustafakemalpaşa’daki tohum üretim kapasitesini yüzde 50 artırmayı hedeflediklerini ve 2025’te dijital çözümlerle yaklaşık 70 bin çiftçiye ulaştıklarını söylüyor.
Tarım artık sadece toprağın, suyun ve emeğin konusu değil. İklim krizi, artan girdi maliyetleri, su stresi, kalıntı yönetimi, ihracat standartları ve verim baskısı aynı anda çiftçinin kapısında. Sektörde art “ne üreteceğiz?” kadar, “nasıl daha dayanıklı, daha verimli ve daha izlenebilir üreteceğiz?” sorusu da gündemde.
Bayer Tarım Ürünleri Doğu Akdeniz Bölgesi Ülke Müdürü Andreas Knupp’un değerlendirmeleri de bu dönüşümün Türkiye açısından neden kritik olduğunu gösteriyor.
Türkiye, Bayer için yalnızca önemli bir pazar değil; üretim, Ar-Ge, ihracat ve dijital tarım uygulamaları açısından bölgesel bir merkez konumunda. Şirketin Türkiye’deki 72 yıllık varlığı bugün Gebze, Mustafakemalpaşa ve Antalya üzerinden güçlü bir üretim ve inovasyon ağına dönüşmüş durumda.
Bayer Tarım Ürünleri Doğu Akdeniz Bölgesi Ülke Müdürü Andreas Knupp ile Türkiye’nin potansiyelini konuştuk:
Bayer, Türkiye’den 17 ülkeye ihracat yapıyor
“Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında köprü görevi gören benzersiz konumu; yaklaşık 24 milyon hektarlık ekilebilir tarım arazisi, zengin ürün çeşitliliği ve yenilikçi tarım teknolojileri ekosistemiyle birleştiğinde, Türkiye’yi hem bölgesel hem de uluslararası ihtiyaçları karşılayabilecek önemli bir oyuncu konumuna taşıyor. 1966’dan bu yana bitki koruma ürünleri üreten Gebze fabrikamız, hem Türkiye’deki faaliyetlerimizi hem de uluslararası pazarları desteklemeye devam ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye pazarı için sunulan ürünlerimizin yüzde 80’i Gebze’de üretildi veya dolumu burada gerçekleştirildi. Fabrikamız, 17 ülkeye yaptığı ihracatın yanı sıra yıllık yaklaşık 1 milyon Euro’luk yatırımla ülke ekonomisine değer katmayı sürdürüyor. Bursa Mustafakemalpaşa’daki fabrikamız 1990’dan bu yana faaliyet gösteriyor ve Avrupa’daki altı büyük tesisten biri. Türkiye’de satılan mısır tohumlarının yüzde 90’ı bu tesisten sağlanıyor. 2025’te mısır ve ayçiçeği tohumlarında yaklaşık 500 milyon TL’lik ihracat gerçekleştirdik. Tesis alanımızı 54 bin metrekareden 87 bin metrekareye genişlettik. Yatırımlarımız 2028’e kadar 20 milyon Euro’ya ulaşacak. Bu yatırımlar sayesinde kısa ve orta vadede tohum üretim kapasitemizi yüzde 50 artırmayı, Türkiye’den Avrupa ve Orta Asya pazarlarına daha fazla tohum tedarik etmeyi hedefliyoruz. Antalya’daki Ar-Ge merkezimizde ise 1999’dan bu yana 70 dönümlük bir alanda tohum ıslah çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle domates ve hıyar gibi ürünlerde yerel iklim koşullarına uyumlu, hastalıklara dayanıklı ve yenilikçi sebze çeşitleri geliştiriyoruz.”
Dijital çözümlerle 70 bin çiftçiye ulaştı
“Bugün en büyük zorluk teknolojiye erişim değil. Türkiye’de dijital çözümler giderek daha ulaşılabilir hale geliyor. Ancak farkı yaratan, bu teknolojilerin sahada nasıl kullanıldığı ve verinin ne kadar doğru karara dönüştürülebildiği. Dijital inovasyonlarımızın öne çıkan iki örneği olan
FieldView ve ResiYou ile üreticilerimizi destekliyoruz. FieldView, ekimden hasada kadar üreticileri desteklemek üzere tasarlanmış bir dijital tarım platformu. Uydu görüntüleri, tarla sağlığı ve su kullanımı haritaları, lokasyon bazlı hava durumu tahminleri ve akıllı bildirimler sayesinde sezon boyunca tarlaların uzaktan ve kesintisiz şekilde izlenmesine imkân tanıyor.
ResiYou ise akıllı bir kalıntı yönetim sistemi. Sezon boyunca uygulanan tüm bitki koruma ürünlerini takip ediyor ve uyumsuzluk risklerini henüz bir soruna dönüşmeden önce tespit ediyor. 2025’te dijital çözümlerle entegre ettiğimiz ziyaret, eğitim ve tarla günleri aracılığıyla yaklaşık 70 bin çiftçiye ulaştık. Bu dönüşümün hızlanmasında tarım girişimciliğinin ve inovasyon ekosistemini desteklemenin de büyük önem taşıdığına inanıyoruz. G4A programı ile tarımın dijital dönüşümüne katkı sağlayan yenilikçi girişimlerin gelişimini destekleyerek sektördeki dönüşümün yaygınlaşmasına katkı sunuyoruz. Bugüne kadar sağlık ve tarım alanlarında toplam 53 girişimi; hibe, eğitim, mentorluk ve iş birliği fırsatlarıyla destekledik. Girişimcilik ekosistemine toplamda 13 milyon TL’nin üzerinde katkı sağladık.”
Hedef 2030’a kadar tarımsal faaliyetler kaynaklı emisyonları %30 azaltmak
“Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilirlik hedefl eriyle uyumlu şekilde 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı hedeflerken, 2030’a kadar tarımsal faaliyetlerimizden kaynaklanan emisyonları yüzde 30 oranında azaltmayı amaçlıyoruz. Mevcut kaynakların daha sürdürülebilir şekilde kullanılması, küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazanan bir konu haline geliyor. Türkiye’de ise azalan toprak organik maddesi, su kıtlığı ve iklim değişkenliğinin artması gibi zorluklar artık somut bir gerçeklik. Bu çerçevede rejeneratif tarım, doğal kaynaklarımızı korurken verimliliği sürdürülebilir şekilde artırmak açısından büyük önem taşıyor. Bayer olarak çiftçilere yönelik eğitimlerimizde tek bir ürün kullanımının ötesine geçerek bütüncül tarım yönetimi uygulamalarına odaklanıyoruz.”
■ Bayer, mısır üretiminde devrime hazırlanıyor
“İklim riskleri gibi belirsizlikleri yönetmek, kaynakları verimli ve sürdürülebilir şekilde kullanmak ve teknolojiyi benimsemek, başarının temel unsurları olacak. Bayer olarak biz de ‘Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık’ misyonumuz doğrultusunda çiftçilerin bu zorluklarla mücadele etmesine destek oluyoruz. En ileri teknolojileri Türkiye pazarına sunmaya devam edeceğiz. Planlarımızdaki en önemli tohum alanındaki yeniliklerden biri, mısır üretiminde devrim yaratma potansiyeline sahip akıllı bir mısır sistemi olan Preceon. Yeni nesil hibrit tohum teknolojisi olan Preceon, daha kısa boylu hibritler sayesinde daha yüksek verim sunuyor. Bitki boyunun daha kısa olması, rüzgâr ve yağmur kaynaklı yatma riskini azaltarak dane kayıplarını düşürüyor. Bunun yanı sıra, bu hibritlerin “stay-green” özelliği, uzun süre yeşil kalabilen yapısıyla yüksek kaliteli silaj üretimini destekleyerek hem yem verimini hem de yem kalitesini artırıyor. Yerel denemeler, Preceon mısırından elde edilen silajla beslenen ineklerin, geleneksel daha uzun mısır çeşitlerinden elde edilen silajla beslenenlere kıyasla günlük süt üretimlerini inek başına iki litreye kadar artırabildiğini gösteriyor. Bu yıl da denemelere devam etmeyi ve 2027 yılı gibi Preceon’u üreticilerle buluşturmayı planlıyoruz.”
