Bazen en büyük etkiyi, aynı hedef için bir araya gelen farklı kurumlar yaratır. Boyner Vakfı ve UNICEF Türkiye ortaklığında hayata geçirilen “Zamanında Yanında” projesi de, çocukların geleceğini güçlendirmek için iş birliğinin nasıl somut ve dönüştürücü bir etkiye dönüşebileceğini gösteren güçlü bir örnek.
Bir çocuğun hayatını değiştirmek için bazen bir öğretmen yeterlidir. Bazen bir ebeveyn. Bazen de doğru zamanda uzanan bir el. Ama milyonlarca çocuğun daha güvenli, daha eşit ve daha umutlu bir geleceğe ulaşması söz konusu olduğunda, tek bir kurumun çabası yeterli olmaz.
Bugün dünyada sosyal sorunlar giderek daha karmaşık hale geliyor. Çocuk yoksulluğu, dijital riskler, akran zorbalığı, eğitim eşitsizlikleri ve afetlerin yarattığı kırılganlıklar artık tek bir kurumun çözebileceği meseleler değil.
İşte bu nedenle Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 17’nci maddesi, listenin sonunda yer alsa da aslında hepsinin başlangıç noktası.
“Amaçlar için Ortaklıklar” başlığını taşıyan SKA 17, yoksullukla mücadeleden eğitime, toplumsal cinsiyet eşitliğinden iklim krizine kadar tüm hedeflerin ancak iş birliğiyle başarılabileceğini söylüyor.
Boyner Vakfı ile UNICEF Türkiye’nin hayata geçirdiği “Zamanında Yanında” projesi de bu anlayışın sahadaki karşılığı niteliğinde.
Çocukların güvenli, besleyici ve koruyucu ortamlarda büyümesini desteklemek amacıyla başlatılan proje; Adana, Ankara, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Mardin ve Şanlıurfa’da binlerce ebeveyne, bakım verene ve çocuğa ulaşmayı hedefliyor.
UNICEF tarafından desteklenen 18 merkez ve 16 mobil ekip, sahadaki sivil toplum kuruluşlarıyla eşgüdüm içinde çalışarak ailelere doğrudan destek verecek. Proje kapsamında ailelere ebeveynlik becerileri, çocuk gelişimi, akran zorbalığının önlenmesi, dijital güvenlik ve çocuk koruma konularında rehberlik ve danışmanlık desteği sunulacak. Aynı zamanda uzun vadeli bir Sosyal Etki Platformu oluşturularak farklı paydaşların ortak üretim yapabileceği bir yapı kurulması hedefleniyor. Projenin çıkış noktası ise aslında oldukça basit bir gerçeğe dayanıyor: Çocukları güçlendirmek istiyorsak önce aileleri güçlendirmemiz gerekiyor.
Daha güvenli ve eşitlikçi yarınlar için daha çok ortak akla ihtiyacımız var
Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, projenin yalnızca bir sosyal sorumluluk çalışması değil, çocuklar için kurulan yeni bir dayanışma modeli olduğunu söylüyor. “Biz bugün buraya sadece bir projeyi duyurmaya değil, çocuklarımızın elini vaktinde tutacak bir güvenlik ağını, yani ‘Zamanında Yanında’ modelini kurmaya geldik” diyen Boyner, iş dünyasını ve sivil toplumu da bu ortak sorumluluğun parçası olmaya davet ediyor. Şöyle diyor Boyner: “İş dünyası ve STK’ları da bu masanın etrafında, daha güvenli ve eşitlikçi yarınlar için sorumluluk almaya, destek olmaya çağırıyoruz. Bu yüzden daha çok ortak akla ihtiyacımız var. Bu proje aynı zamanda ev içindeki cinsiyet eşitsizliğini kırmak iletişim ve destek mekanizmalarını güçlendirmek açısından da önem taşıyor. Ebeveynlik bir ekip işidir. Bu program ev içindeki sorumluluğu paylaşan, ortak ebeveynlik yapan babaları da o ekibe dahil etmek için tasarlandı. Çünkü biliyoruz ki, her iki ebeveyn sürece aynı güçle dahil olduğunda çocuklarımız hayata çok daha güçlü hazırlanıyor."
Etki birlikte üretildiğinde büyüyor
UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, çocukların sağlıklı gelişiminin temelinin ailede atıldığına dikkat çekerek ebeveynlerin ve bakım verenlerin desteklenmesinin çocukların potansiyellerini gerçekleştirmeleri açısından kritik önem taşıdığını söylüyor. Marchi’ye göre çocuklara yapılan en güçlü yatırım, onları büyüten yetişkinleri desteklemekten geçiyor.
UNICEF Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki ise çocuklar için kalıcı değişimin ancak toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla mümkün olabileceğini vurguladı. Haseki’nin sözleri aslında projenin temel felsefesini de özetliyor: Etki, tek başına değil birlikte üretildiğinde büyüyor.
Sivil toplumdan destek ağı
Çocukların güvenli ve destekleyici ortamlarda büyümesi için kurulan bu ağ, sahadaki sivil toplum kuruluşlarının bilgi, deneyim ve temas gücünü aynı hedef etrafında buluşturuyor.
Erken Çocukluk Gelişimi Platformu’ndan Dr. Demet Gülaldı, güçlü toplumların temelinin güçlü çocuklar ve güçlü ailelerden geçtiğini söylerken, Türkiye Kalkınma Vakfı’ndan Ayşe Belgin Açıkgöz çocukların potansiyellerine ulaşmasının yolunun onları yetiştiren yetişkinleri güçlendirmekten geçtiğini ifade ediyor. Suna’nın Kızları Genel Koordinatörü Burcu Gündüz Maşalacı ise farklı kurumların bir puzzle’ın parçaları gibi birbirini tamamlaması gerektiğini belirterek iş birliğinin önemine dikkat çekiyor. Maya Vakfı Genel Müdürü Emre Ünsal da ailelere yapılan her yatırımın aynı zamanda çocukların ruh sağlığına, güvenliğine ve geleceğine yapılan yatırım olduğunu söylüyor.