Ember’in son analizine göre 2025 yılında rüzgâr ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payının artması, elektrik piyasasında fiyatları aşağı çekti ve Türkiye’de hanelerin yıllık elektrik faturasında ortalama yüzde 9 tasarruf sağladı. Türkiye’de milyonlarca hane, Birleşmiş Milletler(BM)İnsan Hakla- yenilenebilir enerji sayesinde 12 ay yerine 11 aylık elektrik faturası ödedi.
Türkiye’de enerji dönüşümü artık sadece iklim politikalarının konusu değil, doğrudan hane bütçesine dokunan bir ekonomik gerçekliğe dönüşüyor.
Ember’in son analizine göre 2025 yılında rüzgâr ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payının artması, elektrik piyasasında fiyatları aşağı çekti ve Türkiye’de hanelerin yıllık elektrik faturasında ortalama yüzde 9 tasarruf sağladı. Başka bir ifadeyle Türkiye’de milyonlarca hane, yenilenebilir enerji sayesinde 12 ay yerine 11 aylık elektrik faturası ödedi.
Temiz enerji üretiminin özellikle bahar ve yaz aylarında zirveye çıkması, bu etkinin daha da belirgin hissedilmesine yol açtı. Elektrik talebinin görece düşük olduğu bu dönemlerde rüzgâr ve güneşin sisteme sağladığı düşük maliyetli üretim, toptan elektrik fiyatlarını yüzde 45’e kadar düşürürken, hane faturalarındaki indirim oranı bazı aylarda yüzde 17’ye kadar ulaştı. Bu düşüşün arkasındaki temel neden ise rüzgar ve güneşin, fosil yakıtlara kıyasla çok daha düşük maliyetle elektrik üretmesi ve piyasa toptan satış fiyatlarını yüzde 45’e varan oranda aşağı çekmesi.
Sanayide tasarruf ortalama 250 bin dolar
Temiz enerjinin sağladığı maliyet avantajı sadece hanelerle sınırlı kalmadı. Yüksek elektrik tüketimi olan ticari ve sanayi kuruluşları da bu düşüşten büyük fayda sağladı. Söz konusu analize göre, her bir sanayi tüketicisi yenilenebilir enerji sayesinde yılda ortalama 250 bin dolarlık bir maliyetten kurtulurken, ticarethanelerde bu tasarruf 30 bin doları buldu.
Ember Analist Bahadır Sercan Gümüş, "Yenilenebilir enerjinin toplam elektrik üretimi içerisindeki artan payı, fosil yakıtlara kıyasla daha düşük maliyetli üretim sağlayarak elektrik piyasası fiyatlarını aşağı çekiyor. Bu avantaj, nihai tüketici faturalarına da doğrudan yansıyor" yorumunu yapıyor.


Tasarruf iki katına çıkabilir
Analiz, mevcut sistemde yapılacak küçük düzenlemelerle hanelerin tasarrufunun iki katına çıkabileceğini de ortaya koyuyor. Şu anki faturalandırma sistemi, hanelerin elektriği ucuz olduğu saatlerde kullanmasına teşvik edecek bir yapı sunmuyor. Ancak tüketicilerin kullanım alışkanlıklarını fiyatların düştüğü öğle saatlerine kaydırmasına imkan tanıyacak sayaçlar ile yıllık tasarruf oranı yüzde 15’in üzerine çıkabilir. Bu da haneler için bir yılda "iki aylık bedava elektrik" anlamına geliyor.
Diğer yandan, 2026'da 2,5 milyon mesken abonesinin Son Kaynak Tedarik Tarifesi (SKTT) kapsamına girmesi bekleniyor. Bu durum söz konusu haneler için elektrik faturalarının en az iki katına çıkması anlamına geliyor.
Ember, bu artışın etkisini azaltmak için iki önemli çözüm öneriyor: Meskenlerde talep yönetiminin önünün açılması ve çatı üstü güneş santrallerinin yaygınlaştırılması. Türkiye’de elektrik üretiminde doğalgazın önemli bir paya sahip olduğunu hatırlatan Gümüş, doğalgazın büyük ölçüde ithal edilmesi nedeniyle son günlerde yaşanan küresel fosil yakıt fiyatlarındaki artışın enerji ithalat maliyetlerini artırabileceğini belirtiyor.
Fosil yakıtlardaki artışın son tüketicinin elektrik faturalarını da artırabileceğine dikkat çeken Ember Analist Bahadır Sercan Gümüş, şu bilgileri veriyor: "Son dönemde küresel piyasalarda yükselen doğalgaz fiyatları, elektrik üretim maliyetlerimizi doğrudan etkiliyor. Türkiye, meskenlerde talep tarafı yönetiminin önünü açarak ve çatı üstü güneş enerjisi yatırımlarında izin süreçlerini sadeleştirerek, hanehalkını fosil yakıt kaynaklı fiyat şoklarına karşı koruyabilir. Yenilenebilir enerjiye yapılacak bu yatırımlar, ekonomik kazanımların faturalara daha güçlü ve kalıcı şekilde yansımasını sağlayacak."