Küçük iş yerlerini sorgulamalıyız (5)
“Kültürümüz ortak çalışmaya uygun değil” açıklaması, “biz dünya genelinde yarıştan çekiliyoruz” anlamına gelecek edilgen tavra sürükler.
Büyük dönüşüm süreci kritik eşiğe ulaştı; şimdi de “kırılmaya” tanıklık ediyoruz.
Büyük dönüşümler yaşanırken “geçiş sürecinin yönetimi” hayati önemdedir; asıl önemli olanı ise “kırılma aşamasını” uygun dengelerle savuşturma becerisidir” Kırılma aşamasının bir başka özelliği, “Toplumların daha akıllısı, daha beceriklisi yoktur; iyi eğitileni ve kaliteli yönetileni vardır” genellemesinin de test edildiği laboratuvar olmasıdır.
Kırsalda değişen varlık nedenleri
Küçük ölçekli iş yerleri üstüne söylemlerin büyük bir bölümünü “imalat işletmeleri” kapsar. İyi hazırlanmış bir envanter elimizin menzilinde olsa, hep birlikte görürüz ki tarım ve hayvancılık işletmeleri niceliksel olarak da, niteliksel olarak da küçük iş yerlerinin önemli bir bölümünü oluşturur.
Beş haftadır “küçük iş yerlerini sorgulamalıyız” çağışını yapıyor, birikimimizin yettiği kadar sorunlar ve çözümleri paylaşmaya gayret ediyoruz. Yazdıklarımızın merkez düşüncesi ilk yazıda bir soru olarak paylaştık: Küçük iş yerlerinin varlık nedenleri değişiyor mu?
Tarım ve hayvancılık alanında küçük ölçekli iş yerlerinin varlık nedenlerindeki değişmelere bakalım:
- Endüstrileşmiş ülkelerde kırsal kesimde nüfusun yüzde 5’in altına inmesi temel bir eğilim.
- Ülkeler sanayileşirken nüfus hızla kırsaldan kentlere kayıyor; Türkiye bu kayışın çok hızlı olduğu ülkelerden biri.
- Genç nüfusun göçündeki hızlanma, kırsalda yaşlı nüfus oranını artırıyor; son baharını yaşayan yaşlı nüfus da toprağa yatırım yapma umudunu terk ediyor.
- İç göçteki hızlanmayı, dışardan gelen göçlerle ikame etmenin mümkün olmadığını, tarihinin büyük dış göçlerinden birini son 20 yılda yaşayan ülkemiz kanıtlıyor.
- Mülkiyet ve tapu algısı nedeniyle aşırı derecede küçülmüş arazilerde verimliliği artıracak yasal düzenlemeler ve yatırımlar için uygun koşullar yaratılamıyor.
- Tarım teknolojilerinin ürettiği araç-gereçlerin teknik olanakları ve kapasiteleri daha büyük ölçekte iş yerleri gerektiriyor. Toprağın ve yetiştirilecek ürününün etkileşimini dikkate alan ölçeklendirme konusunda adımlar atılamıyor.
- Tarım ve hayvancılığa hükümetlerin bakış araçlarının değişmesi, ürettikleri politikaları da değiştiriyor. Bakış açılarının aşağıdan yukarıya, sahadan başlayarak olgunlaştırılması gerekiyor.
- Mülkiyet algısı ve tapu anlayışı, teknolojik gelişmelere uygun ölçekte işletmelerin çoğaltılmasını engelliyor.
- Kurumların yerel ölçeklerde ürettikleri verilerin eksik ve yetersizliği, “olsa olsa” yaklaşımıyla kararlar verilmesine ve kaynaklar tahsis edilmesine yol açıyor.
Elverişli topraklarda, dünyanın başka yerlerindeki rakiplerle rekabet edebilecek verimde tarım ve hayvancılık iş yerleri yaratmak, olgunlaştırmak ve çoğaltmak varlıklı olmanın değil, var olmanın gerek şartı olarak karşımıza çıkıyor. Gıda arzı, güvenlikçi yaklaşımla değerlendirmeyi gerektiriyor.
Tarım ve hayvancılık iş yerleri, geçmişin ihmalleri, bir sonraki seçimi düşünenin siyasi irade örgütlenmelerinin popülist ve pragmatist tutumu nedeniyle çığ etkisiyle büyüyen sorunlar üretiyor.
Sorunların büyüklüğü, çözümü zorlaştırsa da, çözümsüzlük algılarına kendimizi tutsak etmemeliyiz. Öncelikle toprağı tanımak, toprak ürün bağlamında doğru ölçeklendirmelere dayalı iş yerleri oluşturmak için ulusal ölçekte irade koymalıyız. Bu, masa başında yazı yazmak kadar kolay bir iş değil. Tarım ve hayvancılıkta, hiç olmazsa kendimize yeterli üretim yapabilmek için sahada çok ciddi analizler yaparak veri oluşturmayı görev ve sorumluluk olarak içselleştirmeliyiz. Sağlıklı verilere ulaşıp analiz edilerek rekabet edebilir ölçekte iş yerleri oluşturmak için siyasi iradenin kararlılığını sağlayacak yol ve yöntemler bulmalıyız. Alana yönelik bürokrasinin donanımı, atama ve yer değiştirme güvencesi, inisiyatif kullanma gücü çok temel bileşenlerden bir başkası. Sahanının sesini doğru yansıtacak sivil inisiyatiflerin varlığı, tarım ve hayvancılıkta yaratmak istediğimiz sonuca bizi taşıyacak önemli bir güç kaynağı.
Şimdi sormanın zamanıdır: Kırsal kesimde tarım ve hayvancılıkta rekabet edebilir ölçek, rekabet edebilir teknoloji ve rekabet edebilir yönetişim kalitesi yaratarak “gıda arzını” güven altına almak için ne yapmalı?
Toplumsal uzlaşma sağlayarak, sistemin kurulması konusunda önyargılardan, yerleşik doğrulardan, kalıp düşüncelerden, kör inançlardan, ezberlerden uzak kararlar almak için, ciddi bir “güvenlik sorunu” haline gelen gıda arzını “ciddi politikalar” üzerine inşa edilmeli, “günlük politika aracı” olmaktan uzaklaştırmalıyız.
Tedarik zinciri etkileşimi
Değinmemiz gereken son konu, yarı iletken teknolojinin yarattığı dijital uygulamaların dayanıklı tedarik zincirindeki “ ana sanayi ve yan sanayi bağlantı, iletişim, rekabet ve işbirliklerini” yeniden tanımlama ve yapılandırma ihtiyacı yaratması.
“Kültürümüz ortak çalışmaya uygun değil” açıklaması, “biz dünya genelinde yarıştan çekiliyoruz” anlamına gelecek edilgen tavra sürükler.
İş süreçleri ve işgücü profillerinin kökten değişeceği artık çok net.
“Yapısal reform” dediğimiz şey, kurumsal yapıları ve işleyişleri yeni koşullara uyumlandıracak kapsam ve içerikleri oluşturma.
Çin’de oluşan, giderek Hindistan, Vietnam gibi ülkelerin dahil olduğu, orta dönemde bazı Afrika ülkelerinin de katılacağı “yeni rekabet koşulları” dayanıklı tedarik zincirleri yaratmak için, ekonominin en küçük teknik birimleri olan “iş yerlerini” sorgulamayı gerektiriyor. Sorgulama bir ilk adım. Gelişmeleri sürekli izleyen kurumsal yapılar, örneğin enstitüler, araştırma kurumları, ihtisas üniversiteleri gibi kişiden bağımsız, net bilgi üreten, etkin koordinasyonun önünü açan, odaklanarak yaratılmak istenen sonuca götüren işleri ciddiye almak gerekiyor.
Son söz: Beş yazıda anlattıklarımız bizim deneyim ve birikimlerimizin özeti. Virgülüne kadar sorgulamaya açık. Eksiklerinin tamamlanması, yanlışlarının düzeltilmesi, onayladıklarınızın belirtilmesi hepimizin bilgiye dayalı fikir üretme alanını genişletir. Hep birlikte yanılabilme özgürlüğünü kullanarak küçük iş yerlerinin yeni koşullarını, yapılarını, işlevlerini, oluşturmaları ve çoğaltmaları gereken kültürlerinin ne olması gerektiği üzerine kafa yoralım.