✓ İlk olarak 2016 yılında ihraç edilen, son ihracı ise 2021 yılında yapılan 20,2 milyar liralık TÜFE'ye endeksli senet, bu yıl 14 Ocak'ta vadesi dolduğunda 217 milyar liralık bir enflasyon farkına yol açtı.
✓ Peki şu an için TÜFE'ye endeksli ne kadarlık bir senet stoku var dersiniz? Sıkı durun, tam 660,5 milyar liralık! Üstelik bu senetlerin 199 milyarı 2022-2025 döneminin yüksek enflasyon vurgununu yedi bile. Dolayısıyla enflasyon hızla aşağı çekilemezse ne ödeme azalır, ne de borçlanma...
Maliye Bakanlığı ocak ayı bütçe gerçekleşmesini açıkladıktan sonra en çok konuşulan konu bütçe açığı ya da gelir-gider olmadı; en çok 456 milyar liralık faiz ödemesi konuşuldu. Bu tutarın üstünde böylesine fazla durulması gayet normaldi, çünkü Cumhuriyet tarihi boyunca bu boyutta bir faiz ödemesi görülmemişti.
Ocak ayındaki faiz ödemesinin hangi borçlanma kağıdından kaynaklandığı anlaşılınca “Acaba gelecekte yine böylesine büyük dertlere yol açacak başka kağıtlar var mı” diye merak edenler birden arttı.
Son söyleneceği başta söyleyeyim:
“Evet var, hem de ocak ayını mumla aratacak boyutta, tam 660,5 milyar liralık aynı özellikte, yani TÜFE’ye endeksli kağıt var.”
Ama şöyle de bir gerçek var:
“Bu kağıtların bir kısmı, üçte bir kadarı enflasyon vurgununu yedi ve onlar için artık yapılabilecek bir şey kalmadı. Ama gelecek dönemde enflasyon çok yüksek seyretmezse stokun üçte birlik kısmının yaratacağı yük azalır, üçte ikilik kısım da çok büyük bir yük yaratmaz, fazla bir faiz yükü oluşturmaz. Ancak eğer enflasyon aşağı çekilemezse tüm vatandaşlar olarak yandık ki ne yandık!”
“Tüm vatandaşlar” diye özellikle vurgulama gereği duyuyorum; çünkü hâlâ “Hazine yüksek faiz ödüyor” diye yazınca, söyleyince “Madem buna Hazine sebep oldu, varsın cezasını da çeksin” diye yaklaşabilen, Hazine’nin aslında kendi cebi olduğunu idrak edemeyenler var.
Ocakta rekor kırdıran kağıt
Bundan sonra olabilecekleri daha iyi analiz edebilmek için önce ocak ayı ödemesinin rekor düzeye çıkmasına yol açan kağıdın yarattığı sorunlara bakalım.
Önce şunu söyleyeyim. Aslında ocak ayındaki ödemenin bu düzeye ulaşacağı aylar öncesinden belliydi. Maliye Bakanlığı iç borç ödeme projeksiyonunu çok önceden açıklıyordu ve ocak ayının bu rekor ödemesine ilişkin değerlendirme de bu köşede üç ay önce 24 Kasım 2025’te yer almıştı. Ama ödeme tutarı bütçeyle birlikte yeniden gündeme gelince çok daha fazla dikkat çekti.
Ocak ayındaki bu yüklü faiz ödemesi üstünde bu kadar çok durulunca Maliye Bakanlığı da bir açıklama yapma gereği hissetti. Bakanlığın açıklamasında özetle şöyle denildi:
“Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemesi, borçlanma maliyetlerinde ani bir artıştan veya program dönemindeki faiz artışlarından kaynaklanmamaktadır. Ocak ayında yapılan faiz ödemesinin yüzde 53’ü (456 milyarlık ödemenin 409 milyarı iç borç, dolayısıyla bu tutarın yüzde 53’ü de 217 milyar) on yıl önce ilk ihracı yapılan TÜFE’ye endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin vadesinde ödenen enflasyon farkından oluşmaktadır.(…) Dolayısıyla ocak ayındaki artış, mevcut dönemde faiz oranlarında ani bir yükselişe değil, geçmiş enflasyon dinamiklerinin vade yapısı üzerinden bütçeye yansımasına işaret etmektedir.”
Açıklamada kastedilen senet, ilk olarak Mehmet Şimşek’in Hazine’den sorumlu bakan olduğu 27 Ocak 2016 tarihinde ihraç edilen kağıt. Bu kağıt toplamda beş kez Şimşek döneminde, üç kez de Maliye Bakanı Lütfi Elvan döneminde olmak üzere sekiz kez ihraç edildi. Son olarak 6 Ekim 2021’de ihraç edilen söz konusu kağıdın toplam ihraç tutarı 20,2 milyar liraydı.
14 Ocak 2026’ya gelindi ve vade doldu, bu kağıt için toplam 217 milyar lira enflasyon farkı ödendi. TÜFE’ye endeksli kağıtların görece düşük faizli olan kupon ödemesi genellikle altı ayda bir yapılıyor ama enflasyon farkı vade sonunda bir seferde ödeniyor.
Maliye bu açıklamayı yaparken söz konusu kağıdın ilk beş ihraç döneminde ilgili bakanın Mehmet Şimşek olduğunu bilmiyor muydu; tabii ki biliyordu da söylenen bir anlamda şuydu:
“Bu kağıt çıkarıldıktan sonraki dönemde enflasyon rekorlar kırmasaydı böyle bir ödeme gündeme bile gelmeyecekti. Enflasyonun tırmanıp gittiği dönemde de başkaları görevdeydi. Bu rekor ödeme program dönemindeki, yani bizim dönemimizdeki bir olumsuzluktan kaynaklanmıyor.”
Stok tam 660,5 milyar
TÜFE’ye endeksli kağıtlar tabii ki bitmedi ve stok girişte de belirttiğim gibi dudak uçuklatacak cinsten!
13 Şubat 2026 itibarıyla TÜFE’ye endeksli kağıt stoku tam 660,5 milyar lira. Bu konunun detayına inmeden önce yeniden ocak ayında rekor faiz ödemesine yol açan kağıda dönmekte yarar var.
Bu kağıtla ilgili birkaç bilgi aktarayım. 14 Ocak 2026’da vadesi dolan o meşhur 20,2 milyar liralık kağıt için toplam 217 milyar lira enflasyon farkı ödendiğini belirttim. Bakın bu ödeme hangi yılların enflasyonundan kaynaklandı…
Bu kağıdın yaklaşık 5 milyarı için 2016-2025 döneminin, yaklaşık 6,4 milyarı için 2017-2025 döneminin, 8,8 milyarı için de 2021-2025 döneminin enflasyon farkı ödendi.
İşte bu enflasyon farkı neredeyse 1’e 10 oldu.
Şimdi elde 660,5 milyar liralık TÜFE’ye endeksli kağıt stoku var. Bu kağıtlar için enflasyon farkı olarak ne kadar bir ödeme yapılması gerekecektir dersiniz?
1’e 5 mi, 1’e 10 mu, yoksa daha mı yüksek?
Öngörülen enflasyona göre çok düşük olması gerekir ama enflasyon öngörüldüğü gibi gerçekleşiyor mu ki?
199 milyarlık kağıdı yüksek enflasyon vurdu bile
Giriş bölümünde belirttim; 660,5 milyar liralık kağıdın bir kısmı için yapılabilecek pek bir şey kalmadı. Çünkü 199 milyar liralık kağıt enflasyon vurgununu çoktan yedi.
Hemen hemen hepsi 2022'den önce ihraç edilen 199 milyar liralık kağıt 2022, 2023, 2024 ve 2025’in enflasyonundan etkilendi. Dolayısıyla o yılların enflasyonundan kaynaklanan yükü geri alabilmek ya da hafifletebilmek tabii ki mümkün değil.
Kuşkusuz bundan sonraki dönemde enflasyon düşük seyrederse yük dengelenir ve biraz olsun hafifler. Ama ya tersi olur ve enflasyon yine yüksek seyrederse…
“On yıllık ihraca son verildi”
Maliye’nin yaptığı açıklamaya tekrar dönüp bir cümleye dikkatinizi çekmek isterim.
Açıklamanın sonunda kamu borçlanma stratejisinin piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve risk unsurları dikkate alınarak ihtiyatlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmeye devam edildiği belirtilerek şöyle deniliyor:
“Bu kapsamda, program döneminde on yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltılmış ve 2024 yılından itibaren söz konusu senetlerin ihracına son verilmiştir.”
Dikkat edin, “Bu senetlerin ihracına tümüyle son verildi” denilmiyor, “On yıl vadelilere son verildi” deniliyor. Nitekim o rekor ödemenin yapıldığı gün olan 14 Ocak valörlü olarak bu kez beş yıl vadeli TÜFE’ye endeksli 22,6 milyar liralık senet ihraç edilmiş!
On yıl olunca kötü, beş yıl olunca iyi ya da ehvenişer!

