Fintech, oyun ve e-ticaret alanlarında ortaya çıkan unicorn’lar, Türkiye’nin bölgesel bir teknoloji üretim merkezi olabileceğini gösterdi. Bugün Türkiye’nin bu alanlarda edindiği deneyim ve oluşturduğu girişimcilik kültürü, Batı Balkanlar için önemli bir referans noktası olabilir.
Uluslararası ilişkiler dünyasında son yıllarda “iş diplomasisi” ve “teknoloji diplomasisi” kavramlarını sıklıkla duyuyoruz. “Business diplomacy”, şirketlerin ve özel sektör aktörlerinin ülkeler arası ekonomik ilişkilerde aktif rol almasını ifade ederken; teknoloji diplomasisi ise teknolojinin, inovasyonun ve dijital dönüşümün uluslararası iş birlikleri üzerindeki etkisini merkeze alan yeni bir diplomasi yaklaşımı olarak öne çıkıyor.
Bu iki kavramın kesişim noktasında yeni bir alan daha var: Startup diplomasisi. Startup diplomasisi; girişimcilik ekosistemleri, startup’lar, yatırımcılar, hızlandırma programları ve teknoloji odaklı iş birlikleri üzerinden ülkeler arasında ekonomik, kültürel ve stratejik bağlar kurulmasını ifade ediyor. Artık startup’lar, teknoloji toplulukları ve inovasyon platformları da ülkeler arası ilişkilerin önemli aktörleri haline gelebiliyor.
Genç nüfusun yoğun olduğu bölgelerde startup diplomasisi daha kritik rolde
Geçen hafta Dijitalpark Teknokent ve Üsküp merkezli Innox İnovasyon Merkezi’nin birlikte düzenlediği B2B – Bridge To Balkans programı için Üsküp’te idik. Bu vesile ile Batı Balkanlar startup ekosistemini inceleme şansı bulduk.
Genç nüfusun yoğun olduğu, dijital dönüşümün hızlandığı ve girişimcilik kültürünün gelişmeye başladığı bölgelerde startup diplomasisi çok daha kritik bir rol oynuyor. Batı Balkanlar da bu bölgelerin başında geliyor. Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Sırbistan ve Bosna Hersek gibi ülkeler son yıllarda teknoloji girişimciliği konusunda dikkat çekici bir hareketlilik yaşamaya başladı. Bu ülkelerde fintech, oyun teknolojileri, yapay zeka, SaaS ve e-ticaret alanlarında gelişen bir girişimcilik potansiyeli bulunuyor.
Bu dönüşümün önemli örneklerinden biri de Üsküp merkezli Innox Innovation Center gibi yapılar. Bölgedeki girişimcilik ekosistemini geliştirmeyi hedefleyen merkezler; startup’ları, yatırımcıları, teknoloji profesyonellerini ve kurumsal şirketleri bir araya getirerek Batı Balkanlar’da yeni nesil bir inovasyon kültürü oluşturmaya çalışıyor. Türkiye’den ekosistem oyuncularının bu yapılarla kuracağı ilişkiler, yalnızca ticari değil aynı zamanda stratejik bir bölgesel ağın oluşmasına da katkı sağlayabilir.
Arnavutluk, Kosova, Kuzey Makedonya, hızlı ticari yayılma sahası...
Batı Balkanlar yaklaşık 18 milyon nüfusu, AB’ye kıyasla hızlı dijital dönüşüm yaşayan ve Batı Avrupa’ya kıyasla çok daha düşük mühendislik maliyetleri, Avrupa'nın "erken ama olgunlaşan" startup bölgesi konumunda. Sırbistan ürün geliştirme ve mühendislik üssü olarak öne çıkıyor; Tenderly, Nordeus, FishingBooker gibi global çıkışlar bölgenin kalitesini kanıtladı. Arnavutluk, Kosova, Kuzey Makedonya, hızlı ticari yayılma sahası, Karadağ ise AB üyelik sürecinde en ileri ülkelerden biri olarak dikkat çekiyor. Yetenek kalitesi, maliyet avantajı ve AB uyum sürecinin yarattığı regülasyon penceresi (PSD2’ye uyumlu veya yakınlaşan regülasyon çerçeveleri) bölgeye özgü üç güçlü unsur.
Buna karşılık üç yapısal darboğaz var: Yerel girişim sermayesinin sığlığı (Series A+ neredeyse tamamen yurt dışından geliyor), pazarın parçalı yapısı (6 ülke, 4 para birimi) ve sürmekte olan beyin göçü. Stratejik bir yatırımcı için doğru tutum bölgeyi tek pazar değil portföy olarak konumlandırmak, yerel banka/telekom/holding'lerle ortak yapılar kurmak ve önümüzdeki 24–36 aylık dönemde özellikle ödeme altyapısı, embedded finance, vertical AI ve diaspora odaklı dijital hizmetlere erken pozisyon almak. Bu pencerede pozisyon alanlar bölgenin bir sonraki unicorn dalgasından hem finansal getiri hem stratejik konumlanma açısından yararlanacak.
Türkiye’nin startup ekosistemi son 10 yılda önemli başarı hikayeleri üretti. Özellikle fintech, oyun ve e-ticaret alanlarında ortaya çıkan unicorn’lar, Türkiye’nin bölgesel bir teknoloji üretim merkezi olabileceğini gösterdi. Bugün Türkiye’nin bu alanlarda edindiği deneyim ve oluşturduğu girişimcilik kültürü, Batı Balkanlar için önemli bir referans noktası olabilir. Bu alanlarda kurulacak iş birliği köprüleri; ortak hızlandırma programlarından yatırım ağlarına, teknoloji transferinden bölgesel büyüme stratejilerine kadar çok sayıda fırsat yaratabilir.
Önümüzdeki dönemde özellikle fintech alanında bölgesel etkinlikler organize edilmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye ve Batı Balkanlar’dan bankaları, fintech girişimlerini, regülasyon otoritelerini ve yatırımcıları bir araya getirecek bir bölgesel fintech zirvesi; ortak ürün geliştirme süreçlerinden sınır ötesi ödeme sistemlerine kadar birçok yeni iş birliğinin önünü açabilir. Özellikle Avrupa pazarına yakınlık ve genç dijital kullanıcı kitlesi düşünüldüğünde, Batı Balkanlar fintech alanında önemli bir büyüme potansiyeli taşıyor. Daha somut bir öneri olarak Türk fintech ekosistemi ile bölge fintech ekosistemi arasında köprü olabilmesi için bir fintech zirvesini düzenlemeyi de ülke olarak düşünebiliriz.
Türkiye’nin Batı Balkanlar ile tarihsel, kültürel ve ekonomik bağları zaten güçlü. Ancak yeni dönemde bu bağların teknoloji ve girişimcilik ekseninde yeniden tanımlanması oyun değiştirici bir rol üstlenebilir. Startup diplomasisi tam da bu noktada önemli bir fırsat sunuyor. Çünkü geleceğin ekonomik ilişkilerini yalnızca büyük holdingler değil; hızlı büyüyen teknoloji şirketleri, startup’lar ve inovasyon ekosistemleri de şekillendirecek.