ABD ve İsrail’in İran’a saldırarak başlattıkları savaşın öyle birkaç haftada sona ermeyeceğini artık herkes kabul etmişe benziyor. İran’a kısa sürede diz çöktürebileceklerini sanan ABD ve İsrail fena yanıldı. ABD, Hürmüz boğazının kontrolünü bile ele geçiremedi. Dini liderini ve çok sayıda üst düzey yetkilisini daha savaşın ilk günlerinde kaybeden İran, buna rağmen tahminlerin ötesinde bir direnç sergiliyor ve bu da savaşın öyle kolay kolay bitmeyeceğini ortaya koyuyor. Kaldı ki İran yalnızca kendini savunma pozisyonunda da değil, zaman zaman çok sert karşılık da veriyor.
Türkiye’de de ekonomi yönetimi savaşın uzayacağı gerçeği karşısında yeni bir tutum takınmışa benziyor.
En yalın şekilde ifade etmek gerekirse yapılmak istenen sanki şu:
“Savaşın uzayacağı ve bunun ekonomi üzerinde çok yıkıcı bir etkide bulunacağı görüldü, bu kabullenildi ve şimdi vatandaşı bu duruma hazırlama faaliyetine girişildi.”
Örnek mi, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in iktidara yakınlığıyla bilinen Akit Tv’de yaptığı açıklamalar…
Ne diyor Maliye Bakanı Mehmet Şimşek:
● Petrol fiyatları yüksek seyrettiği sürece eşel mobili uygulamaya devam etmek mümkün olmayabilir.
Yani bir süre sonra eşel mobile veda edilebilir. Ne zaman mı, işte o meçhul. Ne kadar vergi kaybından sonra eşel mobile son verileceği belirlenmiştir belirlenmeye de bunu henüz kamuoyu bilmiyor. Ama bir yerde dur denilecek. Yeri gelmişken hatırlatayım. Bu yıl bütçede petrol ürünleri ve doğalgazdan 656,5 milyar lira ÖTV geliri elde edilmesi öngörülüyor. İlk iki aydaki gelir 49,4 milyarı ocakta, 44,3 milyarı şubatta olmak üzere 93,7 milyar lira. Marttaki tutarın eşel mobilden dolayı çok daha düşük olması beklenmeli. Şu durumda ÖTV’de marttan itibaren yıl sonuna kadar 562,8 milyar lira tahsil edilmesi gerekiyor. Bakan Şimşek’in “Vazgeçemeyiz” dediği tutar bir anlamda bu. Ya da bu tutarın ne kadarından daha vazgeçilebileceği öngörülüyordur, onu bilemiyoruz. Belli ki o düzeye gelindiğinde eşel mobil sona erdirilecek, öyle anlaşılıyor.
● İran dahil bölgeye ihracatımız 30 milyar dolar.
Mehmet Şimşek daha açık ne söylesin! Şimşek, çok açık biçimde ihracatın savaş yüzünden sekteye uğrayabileceğini dile getiriyor. Böyle bir olumsuzluk yaşanmasından daha doğal bir şey de olamaz. Kaldı ki ihracattaki daralma yalnızca bölge ülkeleriyle sınırlı olmayacak. Tüm dünya ekonomilerinde yaşanacak daralma yüzünden diğer ülkelere dönük ihracat da daha düşük gerçekleşebilecek.
● İran dahil bölgeden gelen turist sayısı 10 milyon.
Turizmde işler genel olarak kötü gidiyor. “Turizmde Körfez ülkelerini ve Mısır’ı tercih edenler savaş yüzünden Türkiye’ye yönelir mi” umudu boşa çıktı. Savaşın etkisiyle Türkiye’ye daha fazla turist gelir mi, diye düşünürken tersi oldu. Avrupalı turistlerin Türkiye rezervasyonlarını iptal ettirerek Akdeniz çanağındaki diğer ülkeleri tercih ettikleri yönünde bilgiler yoğunlaşmaya başladı. OVP’de bu yılki turizm geliri 62 milyar dolar olarak öngörülüyordu. Hem savaş bölgesinden neredeyse gelen olmayacağı, hem de diğer ülkelerden gelenlerin bir miktar azalacağı gerçeği karşısında bu yılki turizm gelirinde öngörülenin altında kalınması söz konusu. Turizm gelirindeki örneğin 10 milyar dolarlık bir kayıp bile cari açığın bu miktarda fazla oluşması demek.
Cari açık 50 milyarda tutulabilir mi?
Bu yılın cari açığı başlangıçta 22,3 milyar dolar olarak öngörüldü. Ancak bu öngörüde bulunulmasından sonra köprülerin altından çok sular aktı.
Bir kere 2025 yılı açığı ilk açıklamada 25,2 milyar dolar olarak duyuruldu ama Merkez Bankası’nın yurt dışı yerleşiklere yapılan ödemeleri izlemede yeni bir yönteme geçmesi verilerin revize edilmesi sonucunu doğurdu ve 2025’in açığı 30,1 milyar dolar olarak değişti. Bu yılın ocak ayı sonundaki yıllık açık da 32,9 milyar dolar oldu.
Dolayısıyla bu yıl için öngörülen 22,3 milyar dolarlık açığın artık hiç önemi kalmadı.
● Bir kere revizyon kaynaklı en az 5 milyar dolarlık artış var; açık bu durumda en az 27 milyar.
● Turizmde 10 milyar dolar kayıp oluşması durumunda açık 37 milyar.
● İhracattan da yine 10 milyar kayıp oluştuğunda açık 47 milyar.
● Enerji fiyatlarına bağlı olarak ithalatta ortaya çıkacak bir 10 milyar dolarlık ek yükle birlikte açık 57 milyar dolar.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in dikkat çektiği en belirgin sorunlardan biri de zaten cari açıkta ortaya çıkabilecek hızlı büyüme.
İşte o yüzden 2026 yılı cari açığını 50 milyar dolarda tutmak başarı olacak gibi. Tabii ki savaşın kısa sürede sona ermesi ve başta enerji fiyatları olmak üzere fiyatların normale dönme eğilimine girmesi bu olumsuzluğu biraz olsun giderebilir. Ama ne olursa olsun bu yılki cari açık en iyi olasılıkla 40 milyar dolar civarında oluşacak gibi görünüyor.
Bakla ağızdan yavaş yavaş çıkıyor
● Enerji fiyatları çok yüksek ve bunun bir maliyeti olacak, hazırlığınızı ona göre yapın.
● Eşel mobili şimdilik uyguluyoruz ama savaş çok uzarsa ÖTV’den daha fazla vazgeçemeyiz ve akaryakıta yüklü zamlar kaçınılmaz olabilir, ayağınızı denk alın.
● Cari açık öngörülenin çok üstüne çıkabilir, haberiniz olsun.
● Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de bir yavaşlama görülebilir, bunun olumsuz sonuçları olur.
● Bütün bunların sonucu olarak fiyatlar öngörülenin üstüne çıkabilir. Amacımız enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürmek ama bu özellikle bu yıl mümkün olmayabilir. Bunu açık açık söyleyemiyoruz ama yolunu yapıyoruz işte, anlayın!
