ABD ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerinde kaydedilen ilerleme sonrasında Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının yeniden hızlanması, Brent petrol fiyatını savaş dönemindeki zirve seviyelerinden yaklaşık 70 dolar seviyesine kadar geri çekti. Enerji fiyatlarındaki düşüş, Fed'in ilave faiz artırımı ihtiyacını azaltabilecek önemli bir gelişme olarak öne çıktı.
Altın fiyatlarının 6.000 dolara kadar yükselebileceği beklentileriyle başladığımız 2026 yılının ilk yarısında tam tersi bir tabloyla karşılaştık. Altın, sert değer kayıpları yaşayarak 4.000 dolar seviyelerine kadar geriledi.
Bugün altın yatırımcısının önünde önemli bir soru var: Mevcut zararını sınırlamak için satış mı yapmalı, yoksa bu seviyeler yeni bir yükseliş trendi için alım fırsatı mı sunuyor? Bu sorunun cevabı, altın fiyatlarını aşağı ve yukarı yönlü etkileyen temel dinamiklerde saklı.
Altın neden sert düştü?
Öncelikle altının temel özelliğini hatırlamakta fayda var. Altın, faiz veya temettü gibi düzenli bir getiri sağlamaz. Yatırımcısına yalnızca fiyat artışı yoluyla kazanç sunar. Bu nedenle faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde altın cazibesini kaybetmeye başlar.
ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş küresel enflasyon beklentilerini bozdu. Artan enflasyon ise merkez bankalarını yeniden faiz artırımı ihtimaliyle karşı karşıya bıraktı. Nitekim bu süreçte hem Avrupa Merkez Bankası hem de Japonya Merkez Bankası faiz artırımlarına gitti.
Faiz oranlarının yükselmesi, yatırımcısına düzenli gelir sağlamayan altını elde tutmanın fırsat maliyetini artırdı. Bunun sonucunda altın fiyatlarında sert bir geri çekilme yaşandı.
Kurumsal yatırımcılar altından çıktı
Fiyatlardaki düşüşü hızlandıran en önemli unsur ise büyük yatırım fonlarının pozisyon değişikliği oldu. Kurumsal yatırımcılar, büyük merkez bankalarından yeni faiz artışlarının geleceği beklentisiyle altın pozisyonlarını azaltarak faiz getirisi sunan finansal ürünlere yöneldi. Bu güçlü satış dalgası altındaki düşüşü daha da hızlandırdı.
Buna ek olarak, Türkiye başta olmak üzere bazı merkez bankalarının yerel para birimlerini desteklemek amacıyla altın rezervlerinin bir bölümünü satmaları da fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu.
Kritik belirleyici, Fed olacak
Bundan sonraki süreçte en önemli belirleyici ise ABD Merkez Bankası (Fed) olacak. Fed'in yakından takip ettiği çekirdek enflasyon göstergesi, beklentilere paralel, mayıs ayında aylık yüzde 0,3 arttı. Normal şartlarda bu veri, Fed'in faiz artırımı ihtimalini güçlendiren ve altın açısından olumsuz değerlendirilebilecek bir gelişmeydi. Ancak aynı dönemde petrol fiyatlarında yaşanan hızlı düşüş bu tabloyu değiştirdi.
ABD ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerinde kaydedilen ilerleme sonrasında Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının yeniden hızlanması, Brent petrol fiyatını savaş dönemindeki zirve seviyelerinden yaklaşık 70 dolar seviyesine kadar geri çekti. Enerji fiyatlarındaki düşüş, Fed'in ilave faiz artırımı ihtiyacını azaltabilecek önemli bir gelişme olarak öne çıktı.
Petrol fiyatları nasıl seyredecek?
Piyasaların yakından izlediği temel konu ise ABD-İran barış görüşmeleri, Hürmüz Boğazı’nın kaderi ve petrol arzı. Bu görüşmelerde gündeme gelen önemli bir konu, ABD’nin 1979 sonrasında ilk defa İran’a yönelik uyguladığı yaptırımları kaldıracak olması. Böyle bir adım küresel petrol arzını artırabilir ve enerji fiyatlarını daha da aşağı çekebilir. Petrol fiyatlarındaki kalıcı düşüş ise enflasyon baskısını azaltarak Fed'in faiz artırımı ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırabilir.
Bu senaryo, altın fiyatlarındaki düşüşün durması ve yeniden toparlanması açısından önemli bir destek unsuru olabilir. Başkan Trump'ın yaklaşan yerel seçimler öncesinde en önemli ekonomik hedeflerinden birinin petrol fiyatlarını düşük tutmak olması, bu unsuru destekliyor.
Ancak bölgedeki jeopolitik riskler hâlâ yüksek. İran ile Batı arasındaki sorunların onlarca yıldır çözülememiş olması ve İsrail'in bölgedeki önceliklerinin zaman zaman ABD'den farklılaşması, kalıcı bir uzlaşının önünde önemli engeller oluşturuyor.
Son söz
Özetle, önümüzdeki aylarda altının yönünü belirleyecek en önemli unsur jeopolitik gelişmeler olacak.
Fed'in faiz politikası, petrol fiyatlarının seyri, ABD-İran ilişkilerinin alacağı yön ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, altın piyasasında belirsizlik devam edecek görünüyor. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca fiyat hareketlerine değil, küresel jeopolitik gelişmelere ve merkez bankalarının vereceği mesajlara da en az altın fiyatları kadar dikkat etmeleri gerekiyor.
