Rönesans Holding, 8,7 milyar Euro'luk inşaat iş portföyünü ve uluslararası mühendislik deneyimini Rönesans Altyapı çatısı altında yeni bir büyüme modeline taşıyor. Hollanda ve Türkiye'yi iki ana merkez olarak konumlandıran şirket, yenilenebilir enerjiden veri merkezlerine, sağlık yatırımlarından sürdürülebilir kentlere uzanan dört stratejik alana odaklanıyor.
Bir altyapı yatırımının gerçek değeri nasıl ölçülür? İnşa edilen köprülerin uzunluğuyla mı, hastanelerin yatak kapasitesiyle mi, enerji santrallerinin kurulu gücüyle mi ya da yatırımların büyüklüğüyle mi?
Bugün bu göstergelerin yanına başka sorular ekleniyor: Bir yatırım iklim değişikliğine karşı ne kadar dayanıklı? Kaynakları ne kadar verimli kullanıyor? Bulunduğu kentin, ülkenin ve ekonominin geleceğine nasıl katkı sağlıyor?
Altyapı yatırımlarının dünyadaki rolü değişiyor. İklim krizi, enerji dönüşümü, hızlanan kentleşme ve yapay zekânın yarattığı dijital ihtiyaçlar, ülkelerin yatırım önceliklerini yeniden belirliyor. Mühendislik bilgisi, uluslararası finansmana erişim ve uzun vadeli işletme kapasitesi bu dönüşümün temel unsurlarına dönüşüyor. 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasında yer alan Rönesans, inşaat ve mühendislik faaliyetleriyle uzun vadeli yatırımlarını Rönesans Altyapı çatısı altında birleştiriyor. 40 ülkede bini aşkın projeye imza atan, uluslararası projelerinden bugüne kadar 50 milyar dolarlık gelir elde eden grubun yeni yapılanması dört alana odaklanıyor: Sosyal altyapı, ulaştırma altyapısı, yenilenebilir enerji ve dijital altyapı. 30 Haziran 2026 itibarıyla 8,7 milyar euroluk inşaat iş portföyüne sahip Rönesans Altyapı’nın büyüme stratejisinde Türkiye ve Hollanda iki ana merkez olarak öne çıkıyor.
Küresel büyümenin Türkiye’ye dönüşü
Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp’e göre şirketin uluslararası başarısının arkasında mühendislik kabiliyeti kadar sürdürülebilirlik, kurumsal yönetişim ve toplumsal fayda anlayışı bulunuyor. Kayaalp, sürdürülebilirliğin uluslararası faaliyetlerle birlikte gelişen bir iş yapış biçimi olduğunu vurguluyor: “Farklı coğrafyalarda müşterilerimizin, ortaklarımızın ve uluslararası finans kuruluşlarının beklentileriyle gelişen standartları yalnızca belirli projelerde uygulamakla kalmadık, bütün faaliyetlerimize taşıdık. Bugün çevresel ve toplumsal etkileri yatırım kararlarımızın merkezinde değerlendiriyoruz.”
Bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri, 2015 yılında satın alınan yaklaşık 150 yıllık Hollandalı mühendislik şirketi Ballast Nedam. Satın alma sırasında finansal açıdan zor bir dönemden geçen şirket, üç yıl içinde yeniden kârlı hale getirildi. Kayaalp, bu süreçte iki farklı kurumsal kültürün birbirini geliştirdiğine dikkat çekiyor. “Ballast Nedam’ın yaklaşık 150 yıllık mühendislik birikimini, yerel kimliğini ve insan kaynağını korurken risk yönetimi, proje seçimi ve kurumsal karar alma süreçlerini yeniden yapılandırdık.”
Uluslararası büyümenin Türkiye ekonomisine katkısı da dikkat çekici. Rönesans, ortaklarıyla birlikte Türkiye’de bugüne kadar yaklaşık 13 milyar dolarlık özel sektör yatırımını hayata geçirdi. Bu yatırımlar aracılığıyla 2,5 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım girişine ve 7,5 milyar dolarlık uluslararası finansman sağlanmasına katkıda bulundu. Uluslararası projelerde yaklaşık 3 bin Türk üretici ve 500 taşeron firmayla çalışıldı. Son 10 yılda Türkiye’den yurt dışındaki projelere taşınan mal ve hizmetlerin değeri 2 milyar doları aştı.
Kayaalp’in şu sözleri, şirketin büyüme yaklaşımını özetliyor: “Globalleşmek bizim için Türkiye’den uzaklaşmak değil, dünyada kazandığımız deneyimi ve oluşturduğumuz ekonomik değeri Türkiye’ye taşımak anlamına geliyor.”
Altyapıda yeni model: İnşa et, yatırım yap, işlet
Rönesans Altyapı CEO’su Kemal Sağlam ise yeni yapılanmanın temelinde mühendislik gücünü uzun vadeli yatırımlara dönüştürme hedefinin bulunduğunu söylüyor. Sağlam’ın yorumları şöyle: “Rönesans Altyapı olarak bizi farklılaştıran, projeleri yalnızca inşa etmekle kalmayıp geliştirme, finansman, yatırım ve uzun vadeli işletme süreçlerinde de rol üstlenmemiz.”
Bu model, altyapı projelerinin bütün yaşam döngüsünü kapsıyor. Bir projenin çevresel ve ekonomik etkisi, inşaat tamamlandıktan sonra da devam ediyor.
Hollanda önemli bir uygulama alanı
Bu kapsama Ballast Nedam’ın su yönetimi, modüler inşaat ve ulaştırma altyapısındaki deneyimi, sürdürülebilir kentler açısından önemli çözümler sunuyor.
Örneğin, Lahey’de inşa edilen bin 171 konutluk Waldorp Four, Avrupa’nın en büyük modüler konut projeleri arasında yer alıyor. Fabrikada üretilen modüllerin sahada birleştirilmesiyle inşaat süresinin, malzeme atığının ve çevresel etkilerin azaltılması hedefleniyor. Arnhem’deki Rijnkade projesi artan taşkın riskine karşı kentin dayanıklılığını güçlendiriyor. Windplanblauw projesinde ise, 28 eski rüzgâr türbininin yerine daha verimli 24 türbin kurulması, kaynak verimliliğinin enerji altyapısındaki karşılığını gösteriyor.
Kemal Sağlam, Hollanda’da edinilen bu deneyimin Rönesans Altyapı’nın uluslararası büyümesinde önemli rol oynadığını belirtiyor.
Veri merkezlerinde 3 milyar dolarlık yatırım potansiyeli
Rönesans Altyapı’nın yeni büyüme alanlarından bir diğeri dijital altyapı. Yapay zekâ, bulut teknolojileri ve artıan veri ihtiyacı, veri merkezlerini stratejik yatırımlar arasına taşıyor. Rönesans Altyapı, Digital Realty ile kurduğu ortaklık kapsamında ilk veri merkezi kampüsünün inşaatına Ankara Temelli’de başladı. Kemal Sağlam, yatırımın hedeflerini şöyle anlatıyor: “Ankara’daki ilk kampüsümüzün birinci fazında 22 MW’ın üzerinde IT kapasitesi ve 10 bin metrekarenin üzerinde beyaz alan planlıyoruz. İlk fazı 2028 yılında faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz.”
Ankara’nın ardından İstanbul’da da yeni bir veri merkezi kampüsü geliştirilmesi planlanıyor. Tüm fazların hayata geçirilmesi ve nihai yatırım kararlarının alınması halinde, toplam 204 MW IT kapasitesine ve ortak girişim düzeyinde 3 milyar dolara kadar yatırım potansiyeline ulaşılması öngörülüyor. Bu yatırım, Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında bölgesel bir dijital altyapı merkezi olma hedefi açısından da önem taşıyor.
Yenilenebilir enerjide hedef 2 bin MW
Enerji dönüşümü, Rönesans Altyapı’nın büyüme stratejisinin bir diğer önemli ayağı. 2023'te TotalEnergies ile kurulan ortaklığın ardından yenilenebilir enerji yatırımları hız kazandı. Aynı yıl 166 MW olan işletmedeki kurulu güç, 2026’nın ilk yarısında 577 MW’a yükselmiş. Hidroelektrik ağırlıklı portföy, rüzgâr ve güneş yatırımlarıyla çeşitlendirilirken enerji depolama ve hibrit üretim projeleri de geliştiriliyor. Gökçedağ Rüzgâr Enerjisi Santrali’nin 130 MW olan kapasitesinin yenileme yatırımıyla 192,5 MW’a çıkarılması planlanıyor. Sağlam, “Hedefimiz 2028 yılına kadar yaklaşık bin 400 MW, orta vadede ise yaklaşık 2 bin MW işletmedeki kurulu güce ulaşmak” diyor.
Sağlık altyapısında kazanılan deneyim sınırları aşıyor
Rönesans’ın uzun vadeli yatırım ve işletme modelinin önemli örneklerinden biri şehir hastaneleri. Türkiye’de kamu-özel iş birliği modeliyle hayata geçirilen altı şehir hastanesi yaklaşık 9 bin 300 yatak kapasitesine sahip. Kemal Sağlam, sağlık yatırımlarında proje geliştirme, uluslararası finansman ve uzun vadeli işletme hizmetlerini kapsayan bir model uyguladıklarını belirtiyor. Türkiye’de edinilen deneyim Kazakistan’a taşınırken Kökşetau’da 630 yatak kapasiteli yeni hastanenin inşaatı devam ediyor.
ALTYAPI SEKTÖRÜNDE ÖNEMLİ BİR DÖNÜŞÜM
Rönesans'ın yeni yapılanması, altyapı sektöründe yaşanan dönüşümün bir yansıması niteliğinde. Mühendislikten finansmana, yenilenebilir enerjiden dijitalleşmeye, sağlık yatırımlarından iklim değişikliğine uyuma uzanan bu kapsayıcı model, farklı sektörleri ve coğrafyaları ortak bir büyüme anlayışında buluşturuyor. Hollanda'da edinilen deneyimin Türkiye'ye taşınması, uluslararası ortaklıkların yerel üreticilere ve ekonomiye değer yaratması da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Çünkü, geleceğin altyapısını inşa etmek, bugünün ihtiyaçlarına yanıt verirken yarının ekonomik, çevresel ve toplumsal koşullarını da hesaba katmayı gerektiriyor.