Yatırım fonu krizi (2)
Yatırım fonlarında yaşanan kriz, finansal dolandırıcılığın yeni boyutlarını ve Ponzi benzeri yapıların yaratabileceği riskleri yeniden gündeme taşıdı. Geçmişteki banker ve aracı kurum krizleriyle karşılaştırılan süreçte, yatırımcı mağduriyetinin önlenmesi kadar finansal sistemin bulaşıcı risklere karşı korunması da önem taşıyor.
Son yıllarda ortaya çıkan türlü finansal dolandırıcılık olayları sonrasında fon piyasasında yaşananlar, finansal sahteciliğin birçok açıdan sınıf atladığını ortaya koyuyor. Henüz boyutlarına tam olarak vakıf olamadığımız yatırım fonu krizi 1980 sonrasında sermaye piyasalarında yaşanan üçüncü büyük krizdir. Ortaya çıkan finansal başarısızlığın boyutları Banker Krizi (1982-1985) dönemindeki banker iflaslarıyla karşılaştırılabilecek düzeyde olmasa bile, 1994 Krizi'ndeki aracı kurum iflaslarıyla paralellik kurulabilecek düzeye gelebilir. Umarız mevcut çalışmalar iyi yönde ilerler ve ne yatırımcılarımız, ne de kurumlarımız bu süreçte daha fazla yıpranmaz.
Yatırım fonu krizinde “Ponzi” sözcüğü de yeniden dolaşıma girdi. Financial Times yaşananları “Ponzi benzeri” diye nitelendirmişti.1 Sahtecilikle örülü ponzi finansmanı Türkiye’de pek de yabancısı olmadığımız bir konu aslında. Daha önce de gördük, bugünden sonra da çeşitli formlarda karşımıza çıkabilir.
Ponzi finansmanı neydi?
Klasik Ponzi kurgusunda yatırımcıya sunulan getiri, yatırım faaliyetinin yarattığı gelirle değil, sisteme sonradan giren yeni yatırımcıdan temin edilen kaynaklarla finanse edilir. Bu nedenle düzenin sürekliliği varlıkların ekonomik performansına değil, yeni kaynak girişinin sürmesine bağlıdır. Bakınız, ABD SPK’sı (SEC) Ponzi düzeneği olabilecek olayları nasıl belirlemiş? Düşük riskle yüksek getiri vaadi, piyasa koşullarından bağımsız biçimde sürekli pozitif getiri, mevzuata aykırı yatırım biçimleri, yetkisiz aracılı işlemler, açıklanamayan karmaşık stratejiler, hesap dökümlerindeki tutarsızlıklar ve yatırımcının parasını geri almakta güçlük çekmesi.2
Ponzi “sistemin” başına iş açar mı?
“Efendim, parası olan akıllı olsun, öyle tamahkâr da olmasın”, demeyin. İnsan doğası bu: Beşer şaşar. Bu noktada yatırımcının yatırım konusunda bilgi ve deneyimini geliştirmeyi hedeflemek kadar, sistemin de zarar görmemesini kurgulamak gerekiyor. Zira tekil risk kaynak girişi kesildiğinde yatırımcıların ve ilgili finansal aracının zarara uğramasını gündeme getirirken, sistemik risk ise bulaşıcı karakteri olabilecek tekil risklerin sisteme zarar vermesini gündeme getiriyor. IMF (2022)3 diyor ki; “likiditesi düşük varlıkları portföylerinde tutarken yatırımcılara günlük geri alım imkânı sunan fonlar, yatırımcıların topluca fondan çıkması ve varlıkların zorunlu satışlarla elden çıkarılması olasılığını artırarak olumsuz şokların etkisini büyütebilir. Bu durum, varlık piyasalarındaki oynaklığı artırır ve finansal istikrarı tehdit edebilir.”
Dolayısıyla, bir yapının “Ponzi benzeri” olması, bunun tek başına sistemik krize neden olabileceği anlamına gelmez. Ancak risklerin bulaşıcılığına ve sistem geneline yayılma ihtimaline de bakmak gerekiyor. Bu noktada Türkiye’nin banka odaklı bir ekonomi olmasını ve bankaların sermaye piyasası faaliyetlerinden kaynaklanan risklerinin (sınırlı ve) iyi yönetilmesini de bir şans olarak görmek gerekiyor. En azından şimdilik durum böyle.
Ponzi: Sahtekârlık da emek istiyor
Ponzide sistemi kurtarmak kadar yatırımcı mağduriyetini önlemek de önemli. Yatırımcılar Ponzi finansmanındaki sahtekârın emeği zamanında fark etmelidir. Zira Ponzi düzeni kendiliğinden kurulmuyor. Önce bir ekip toplanıyor, kulağa makul gelen bir yatırım hikâyesi yazılıyor. Başarılı işlemler yapılıyor, ilk ödemeler aksatılmıyor. Rakamlar konuşmaya başlayınca reklamlar devreye giriyor, kazananlar da çevrelerine durumu anlatıyor. Getiri tablosu her yeni yatırımcıyla biraz daha inandırıcı hâle geliyor. Bir süre sonra kimse “Bu getiri nereden geliyor?” diye sormuyor. Olağan dışı performans, beklenen performansa dönüşüyor. Derken sahtekârın emeği de yat-kat olarak karşılık buluyor.
Ne yapmalı?
Ponzi kurbanı yatırımcının önce şüphe etmeyi öğrenmesi gerekiyor. “Denetlenen kurumdur dedim, patronu çok samimi buldum, reklamı aklımı aldı veya pazarlamacı çok tatlı dilliydi” ile yatırım o-la-maz. Yatırımcı, yatırım işine ponzicinin gösterdiği emek kadar emek vermek zorunda. Gerçek olamayacak kadar iyi görünen bir şeyin, muhtemelen gerçek olmadığını akıldan hiç çıkarmamak gerekiyor.
----
[1] Financial Times, 18 Eylül 2026, “Turkey moves to liquidate funds at centre of ‘Ponzi-like scheme’”
2 https://www.investor.gov/protect-your-investments/fraud/types-fraud/ponzi-scheme?utm_source=
3 https://www.elibrary.imf.org/display/book/9798400219672/CH003.xml?utm_source=