Evet; aynen başlıktaki gibi, kötü günler geride kaldı! Artık o kötü günleri bir daha yaşamayacağız. Çünkü, çok daha kötü günler geliyor!
Türkiye ekonomisi zaten çok ciddi bir darboğazdaydı ama hiç olmazsa “kötüye alışmış” bir durumda yoluna devam ediyordu.
Yoksul daha yoksul, gelir dağılımı daha bozuk; iş aleminin çok büyük bir kesimi özellikle küçük ve orta boy olanları ne yapacağını bilemez halde; esnaf sıkıntılı; gençler işsiz ve umutsuz…
Bütün bu sorunları Türkiye kendi kendine yaratmıştı. Zaten sorun yaratma konusunda kimseye ihtiyacımız da yoktu.
Ama şimdi o hep suçlanan “dış güçler” gerçekten devreye girdi! Ancak bu seferki dış güçlerin, adeta “Durun, şu Türkiye ekonomisini bir mahvedip geleyim” dürtüsüyle hareket ettiği ileri sürülen dış güçlerle hiç ilgisi yok, bu seferki farklı.
Hem zaten hedef doğrudan Türkiye değil; değil ama hani metroda tren gelmeden çok sert bir hava akımı yaşanır, bilirsiniz ki tren gelmektedir, ona benzer bir durum ortaya çıktı. ABD ve İsrail İran’a saldırdı, bombalar patladı ve tren metroda yaklaşmaya başladı. O sert hava akımı çoktan istasyona ulaştı bile…
Neleri bozmayacak ki!
TÜİK mart ayının enflasyon oranını 3 Nisan Cuma günü açıklayacak. Tahminler ağırlıkla yüzde 2,5 dolayında bir artış olacağı yönünde. Hatta geçen yılın mart ayındaki yüzde 2,46’dan daha düşük bir artış tahmininde bulunanlar da var. Bu tahminlerin hangi gerekçelere dayandırıldığını, altının nasıl doldurulduğu bilmiyorum.
Ben tahminimi günler önce yaklaşık yüzde 5 olarak yazmıştım. Hâlâ o görüşümü koruyorum.
Tahminimin diğer tahminlerden böylesine ayrışmasının en büyük nedeni akaryakıttaki yüksek zamlar. Akaryakıt fiyatlarının TÜFE’de ay ortalamasındaki fiyatlar üzerinden dikkate alındığını bir kez daha vurgulayıp oranları aktarayım.
Benzin şubatta yüzde 4,8, bu ay yüzde 6,5 zam gördü.
Şubatta motorine de yüzde 4,8 zam geldi. Ancak motorin zammı bu ay yüzde 15’i buldu.
Yine altını çizmek gerekir; bu zamların TÜFE’ye doğrudan etkisi pek de önemli değil. Ama ya dolaylı etki?
Dolaylı etki de iki türlü. Bir, gerçek olan dolaylı etki. İkinci ve daha kötü olan ise bahane etkisi.
Özellikle meyve sebze fiyatlarında inanılmaz artışlar yaşanmasında motorin fiyatındaki artışın elbette etkisi var. Ancak meyve sebzedeki bu artışta gerçek etkiden çok bahane etkisi daha fazla.
Fırsat bu fırsattır diyenler zammı yapıştırıyor!
O zam haksızlıkmış, etik değilmiş, ne gam!
Kaldı ki herkes zam yapınca, yani “bireysel anonim düşünce” devreye girince her türlü mal ve hizmetin fiyatı yükseliyormuş, olsun!
Güneşli, güzel havada kırmızı ışığa uyanların yağmurlu, göz gözü görmeyen havalarda her gün durduğu kırmızı ışıkta “Kimse görmeden geçerim” diye arabasını kavşağa sürmesi gibi.
Herkes birbirinden akıllı ya! O aklı(!) yüzünden bir kaos yaratıyor, farkında değil.
Yalnızca bahane ile açıklanamaz
Yaşanan, özellikle de ağırlıkla nisan ayında yaşanması muhtemel olan zamların tümü tabii ki bahane zamları olarak açıklanamaz. Hatta bahane zamlarının çoğunun martta yapıldığını söylemek bile mümkün.
Maliyetlere yansıyacak etkiyle nisanda ortaya çıkacak akaryakıt zammı kaynaklı TÜFE artışı çok daha yüksek olabilir. Hatta öyle ki özellikle motorine nisanda hiç zam yapılmasa bile TÜFE’ye bir yansıma olacak. Bunun nedeni motorinde mart sonundaki fiyatın, ay ortalamasından yüzde 10 kadar yukarıda bulunması. Mart sonundaki fiyat hiç değişmese bile bu fiyat nisan ortalaması olacak.
Cari açık 50 milyar doları bulabilir
Sorun yalnızca fiyat artış hızının yükselmesi olsa yine iyi.
Cari işlemler dengesi açısından üç ayaklı bir sorun var.
İhracat, özellikle savaş bölgesine dönük olmak üzere sekteye uğrayacak. Kayıp 1!
İthalat başta petrol olmak üzere ara mal ithalatından dolayı pahalanacak. Kayıp 2!
Turizm sezonu hiç parlak geçmeyecek; ya doluluk oranı düşecek ya ciddi ölçüde fiyat kırmak gerekecek. Kayıp 3!
Bütün bunlar bir araya gelince 2026 yılı cari açığı 50 milyar doları zorlayacak.
Bütçede sıkıntı büyüyecek
Akaryakıttaki ÖTV geliri, eşel mobil uygulamasından dolayı öngörülenden daha düşük kalacak. “Akaryakıttan zaten niye ÖTV alınıyor” tartışması ayrı bir konu. Alınıyor ve bütçe ona göre yapılıyor, bu yıl ise öngörülen gelir elde edilemeyecek. Bu durum bütçeyi olumsuz etkileyecek.
Yalnızca ÖTV değil ki, daha düşük gerçekleşmesi beklenen büyüme yüzünden diğer vergi gelirleri de öngörülen düzeye ulaşmayabilecek.
Olumsuz bütçe sonuçları da dönüp dolaşıp vatandaşı etkileyecek.
İşte o yüzden kötü günler aranacak!
Temel başlıklarda toplamaya çalıştığım önümüzdeki dönemin olumsuzlukları geride kalan dönemin kötü günlerini unutturacak, aratacak gibi.
Daha kötüsü de galiba şu dönem olan bitenlerin ve ekonomide yaşanan olumsuzlukların, bundan en çok kaygı duyup bu konulara odaklanması gerekenler tarafından pek de umursanmıyor olması…


