Mobilya Kayseri için yalnızca bir üretim kolu değil; kumaşçısından süngercisine, metalcisinden nakliyecisine, ambalajcısından mağazacısına kadar geniş bir ekonomik ekosistemi besleyen lokomotif sektörlerden biridir.
Bugün sahaya baktığımızda ciddi bir soru sormamız gerekiyor: Kayseri, yıllarca emek vererek oluşturduğu mobilya üretim gücünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya mı? Sektörün ilk büyük problemi iç talepteki daralma. 2026 yılında net asgari ücret 28.075 TL. Buna karşılık orta kalitede bir oturma grubunun fiyatı, artan hammadde ve üretim maliyetleriyle birlikte yaklaşık 60 bin TL'den başlayıp 100 bin TL'ye kadar çıkabiliyor.
Bu tablo tüketicinin mobilya ihtiyacını ortadan kaldırmıyor; fakat satın alma kararını erteliyor. Koltuk bir yıl daha kullanılıyor, yeni ev kuranlar daha düşük fiyatlı ürünlere yöneliyor, orta gelir grubu ise uygun finansman imkânı bulamadığında alışverişten vazgeçiyor.
Üreticinin çıkmazı tam burada başlıyor: Maliyetler yükseliyor; ancak üretici maliyet artışını fiyatına yansıttığında müşterisini kaybediyor. İç pazar daralırken ihracatta da rekabet giderek ağırlaşıyor. Türkiye mobilyada önemli bir üretici ve ihracatçı olmasına rağmen Polonya başta olmak üzere Avrupa'daki rakiplerimiz; finansmana erişim, otomasyon, lojistik, tasarım ve Avrupa pazarına yakınlık gibi avantajlarla önümüze çıkıyor. Asıl soru artık: “Bu maliyetle dünya pazarında rekabet edebilir miyim?” Çünkü ihracatta kaybedilen bir müşterinin veya pazarın geri kazanılması kolay değil.
Sanayicinin gündemi yatırım değil, ay sonunu getirmek
Sektörün belki de en ağır problemi finansmana erişim. Mobilya üreticisine sürekli olarak “otomasyona geç, dijitalleş, tasarım yap, markalaş, yeni ürün geliştir ve yeni pazarlara açıl” diyoruz. Bunların tamamı doğru. Ancak hepsinin ortak bir ihtiyacı var: sermaye. Bugün bazı işletmeler yeni makine yatırımını değil; personel ücretini, SGK'yı, vergiyi, enerjiyi ve tedarikçi ödemesini nasıl karşılayacağını düşünüyor. Hatta hacizli banka hesaplarıyla ticari faaliyetini sürdürmeye çalışan şirketlerle karşılaşıyoruz. Bu durum birkaç işletmede görülüyorsa şirket sorunudur. Fakat aynı sektörde onlarca işletme benzer problemi yaşamaya başlamışsa artık bunun adı sektörel sorundur.
KDV alacağı da sanayicinin sermayesidir
Mobilya sektöründe önemli sorunlardan biri de KDV yapısıdır. Üretici birçok girdisini %20 KDV ile temin ederken, mobilya teslimlerinde %10 KDV uygulanması nedeniyle işletmelerde sürekli devreden veya iade edilecek KDV oluşabilmektedir. Muhasebe açısından bu bir vergi alacağıdır. Ancak sanayici açısından bunun daha basit bir karşılığı vardır: Kasasında olmayan para. Finansmanın bu kadar pahalı olduğu bir dönemde işletmenin KDV alacağının uzun süre sistemde beklemesi, üreticinin işletme sermayesini daha da daraltmaktadır. Bu nedenle KDV iadesini yalnızca vergisel bir işlem olarak görmemek gerekir. KDV iadesi aynı zamanda sanayicinin finansman meselesidir.
Asıl mesele yeni ürünü üretebilmek
Sektörün uzun vadeli problemlerinden biri de inovasyon. Dün ürettiğimiz ürünü bugün farklı bir kumaşla üretip yarın aynı pazara satmaya devam edemeyiz. Dünya mobilyada değişiyor. Modüler ürünler, küçük yaşam alanlarına uygun tasarımlar, sürdürülebilir malzemeler, fonksiyonel mobilyalar ve e-ticarete uygun ürünler hızla yaygınlaşıyor. Kayseri'nin üretim kabiliyeti güçlü. Ancak bundan sonraki hedefimiz yalnızca daha fazla mobilya üretmek değil, daha yüksek katma değerli mobilya üretmek olmalıdır. Bunun yolu tasarımdan, markalaşmadan, Ar-Ge'den ve dünya pazarını doğru okumaktan geçiyor.
Bugün gerekli tedbirleri almazsak birkaç yıl sonra “Kayseri neden mobilyadaki gücünü kaybetti?” diye uzun uzun raporlar yazabiliriz. Kayseri mobilyayı bir günde kazanmadı. Ama gerekli tedbirleri zamanında almazsak, yılların emeğini düşündüğümüzden çok daha kısa sürede kaybedebiliriz.