Önce bu köşede dün yer alan “TÜİK bu nasıl enflasyon hesabı” başlıklı yazımı özetlememde yarar var.
Sonra da bu yazıma burun kıvıranlara ama bunu yaparken akılları sıra ders vermeye kalkışanlara bir çift lafım…
Dünkü yazı TÜFE’nin haberleşme ana grubuyla ve bu grubun neredeyse tümünü oluşturan cep telefonu ücreti, cep telefonu görüşme ücreti ve internet ücretiyle ilgiliydi. Söylediğim şuydu. Cep telefonu fiyatları 2003’ün ocak ayından 2022’nin nisan ayına kadar yüzde 2247 artmış ama bu fiyatı temsil eden endeks artmak bir yana yüzde 48 düşmüştü.
Cep telefonu, telefon ekipmanları alt grubunda yer alıyor ve o grupta telefon dışında ağırlığı çok düşük iki harcama kalemi daha var ancak onlar genel eğilimi etkilemekten çok uzak, yani göz ardı edilebilir.
İkincisi, telefon hizmetleri grubunda yer alan cep telefonu görüşme ücretiyle internet ücretindeki artışlar ve endeks uyumsuzluğuydu. Yine aynı tarihler itibarıyla cep telefonu görüşme ücreti yüzde 2987, internet ücreti yüzde 479 artmıştı. Bu grupta yer alan iki kalem daha vardı ama onlar da ağırlıkları çok düşük olduğu için dikkate alınmayabilirdi. Bu grubun endeksinde de fiyat artışlarının çok altında, yüzde 130 düzeyinde yükselme kaydedilmişti.
Cep telefonu fiyatında yüzde 2247 artış yaşanıyor ama bu artışı temsil eden endeks yüzde 48 düşüyor; görüşme ücreti ve internet ücretinde yüzde 2987 ve yüzde 479 artış yaşanırken bu kalemlerin endeksi de ancak yüzde 130 artıyor.
Elbette kalite düzeltmesi var
Yazımın özeti böyleydi ve bu oranlar arasında bir tuhaflık bulunduğuna dikkat çektim.
Ama vurguladığım bir gerçek vardı ve o konuda dün şunları yazdım. En iyisi o bölümü aynen koymak…
Şimdi ben bunu yazmamışım gibi TÜFE’de fiyat değişimiyle endeksin örtüşmemesinin normal olduğu şeklinde eleştiriler geldi.
İyi de, bunu yazmışım zaten. İşte kupür yukarıda. Tabii ki fiyat ve endeksin değişimi aynı oranda olmaz. Ben de bunun aksini söylemiyorum ki…
Ama vurguladığım şu. Fiyat değişimi ile endeks arasında fark olur olmaya da, bu kadar olmaz, olmamalı. Hele hele cep telefonunda fiyat artarken, ki bu gayet normal, endeks de fiyata yakın düzeyde değilse de artmalı. Oysa bir tarafta 22 kat artış, diğer yanda yüzde 48 düşüş.
TÜFE metodolojisi ne diyor?
TÜFE’nin metodolojik dokümanında da kalite değişimi konusunda zaten bilgi veriliyor.
Hadi hesaplama yönteminden tümüyle habersizim diyelim; tüm verileri TÜİK’in veri setinden alırken hesaplama yöntemine ilişkin dokümana göz atmanın hiç aklıma gelmeyeceği sanılıyor galiba!
Bakın TÜİK kalite düzeltmesi konusunda ne diyor:
“İşyerlerinden fiyatı derlenen bazı madde çeşitlerinde zaman zaman tanım ve kalite değişikliği gibi nedenlerle farklılaşma olmaktadır. TÜFE, kalite etkilerinden arındırılmış, saf fiyat değişimlerini tespit etmektedir. Örneğin, fiyatı takip edilen bir otomobilin motor veya iç donanım bölümlerinde teknolojiye bağlı bir değişiklik meydana geldiğinde ürün tanımında da değişiklik yapılmakta, modelde yapılan yeniliklerin hepsi bir kalite değişimi olarak ele alınarak eski ve yeni model arasındaki kalite değişiminden kaynaklı fiyat farkı ortadan kaldırılarak endeks oluşturulmaktadır.”
Aktardığım yukarıdaki bilgi yeni. TÜİK bu konuyu daha önce çok daha ayrıntılı izah ediyordu:
“Örneğin, teknolojinin fazlasıyla motor ve iç donanım bölümlerine girdiği otomotiv sektöründe fiyatı takip edilen otomobilin tanımında bir değişiklik yapılıp otomobil tipi ve özellikleri değiştiğinde fiyat derlenmesi gerekiyorsa, işyerinden derlenen otomobil fiyatı madde fiyatı olarak yer almakla birlikte endeks hesabında yapılan yeniliklerin hepsi bir kalite değişimi olarak ele alınmakta ve iki otomobil arasındaki kalite farkı yok edilerek endeks oluşturulmaktadır.”
Açıklamalarda uygulanan kalite düzeltme yöntemlerinin tüm dünya ülkeleri tarafından kullanılan ve ILO, IMF ve Eurostat tarafından hazırlanan kılavuzlarda yer aldığı da belirtiliyor.
Ben kimin için yazıyorum, niye yazıyorum?
TÜİK’in yaptığı hesaplama teoride dört dörtlük olabilir. Ama bu hesaplama hayatın gerçeğine uyuyor mu, uymuyor mu; ben bir gazeteci olarak buna bakarım.
Dünkü yazımdan sonra “Ama bu böyle hesaplanır; ama kalite düzeltmesi var; ama Avrupa’da da böyle” diye ortaya çıkanların vatandaşı bilgilendirmek, vatandaşın lehine olması gereken değişiklikleri dile getirmek, bazı kesimleri uyarmak gibi bir görevleri yok; çünkü onlar gazeteci değil.
Ben akademik bir çalışma yapmıyorum. Ben ne mi yapıyorum?
Bu köşede 8 Aralık’ta ana sektörlere göre yirmi üç yıllık fiyat artışını yazdığımda ve en düşük artışın yüzde 483 ile haberleşmede olduğunu belirttiğimde bir vatandaştan gelen “Çeyrek asırdaki artış bu kadar mı yani, mümkün değil, benim faturam birkaç yılda bu kadar arttı” şeklindeki yakınmasına ses olmaya çalışıyorum.
Bir de bayılıyorum(!) şu işimize gelen bazı konuları Avrupa’ya, Batı’ya, uluslararası kuruluşlara bağlamaya.
“Ama Avrupa’da da böyle, ama biz Avrupa’ya uyum sağlamak için vs. vs…”
