Milli Eğitim Bakanlığı’nın karnelerinden birisi daha geçtiğimiz günlerde açıklandı. Yüksek Öğrenim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kronik haldeki başarısızlık tablosunu bir kez daha ortaya koydu. Karşımıza çıkan karne, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) uluslararası düzeyde yaptığı PISA araştırmasının ortaya koyduğu karneden farklı değil. PISA araştırmasında Türkiye OECD ülkeleri arasında en son sıralara demir atmış durumda. YKS sonuçlarında da benzer bir “demir atma hali” var.
2026 yılı YKS sonuçlarının ortaya koyduğu manzara şöyle:
- Nüfus artışı ve yüksek öğrenim önümdeki yığılmaya rağmen üniversite sınavına katılmak için başvuranların sayısı 2023 yılından bu yana azalmaya devam ediyor. YKS’nin birinci ayağı olan Temel Yeterlik Testi (TYT) için başvuru yapan aday öğrenci sayısı 2024 yılında yüzde 11,53, 2025’te yüzde 17,95 ve 2026’da yüzde 5,23 azaldı. Üç yıllık düşüş yüzde 31,24’ü buldu. Alan Yeterlilik Testi (TYT) için başvuranların sayısı 2024’te yüzde 21,51, 2025’te yüzde 14,79 ve 2026’da yüzde 5,41 azaldı. AYT’de başvuru sayısı üç yılda yüzde 36,73 düştü. 2026’da AYT için başvuranların yüzde 9,5’i, Yabancı Dil Testi (YDT) için başvuranların da yüzde 29,6’sı sınava girmedi.
- Yüksek öğrenim sınavına ilginin ciddi bir hızla giderek azalması ile bir yanda yoksulluk artarken diğer yanda eğitim, barınma ve yaşam maliyetlerinin hızla artıyor olmasının doğrudan alakası var. Bir diğer faktör de yine eğitim sistemindeki başarısızlığın bir uzantısı: Yüksek öğrenimden beklentilerin, umutların azalması; yüksek öğrenimin bile bir umut kapısı olmaktan çıkması.
- Sınav başarısı cephesinde de kronik başarısız karne sürüyor. Üstelik bu yılki sınavın öncekilere göre “çok kolay” olduğu ifade ediliyor. Yüksek öğrenim sınavları arasında “tarihin en kolay sınavı” değerlendirmesini yapanlar bile var. Buna rağmen 2026 karnesinin öncekilerden bir farkı yok.
- Eğer doğru yanıtlara toplam soru sayısına oranla 100 üzerinde bir not verecek olsaydık 2026 TYT sonuçlarının notu 33.67 olurdu. Bu not 34.06 olan 2025 notunun bile az da olsa altında. Aynı yaklaşımla AYT sonuçlarının 100 üzerinden alacağı not 21.65 ile çok daha düşük olurdu. Bu not 2025’teki 19.60 notunun çok az üzerinde. Sorular çok daha kolay olmasına rağmen notta sözü edilecek bir artış yok ve not hala çok zayıf kategorisi içinde duruyor.
- Test sonuçlarına konuları itibarıyla baktığımızda notu 100 üzerinden 50 ve üstünde olan alanlar sadece TYT’de Türkçe ve sosyal bilimler, YDT’de ise Fransızca ve Rusça.
- Özellikle matematik ve fen bilimleri alanındaki sonuçlar iç karartıcı. TYT’de temel matematik notu 100 üzerinden sadece 16, fen bilimlerinde ise 19.5. AYT’de matematik notu 100 üzerinden 18.21, fizik notu 18.57, kimya notu 16.15 ve biyoloji notu 23.08. Biyoloji dışında bütün notlar 20’nin altında.
- Sorun sadece ortalama doğru yanıt sayılarının aşırı ölçüde düşük olmasıyla sınırlı da değil. Doğru yanıt sayılarının istatistiksel dağılımı da son derece kötü. Hemen hiçbir dağılımda istatistikçilerin normal dağılım saydığı çan eğrisini göremiyoruz. Çok düşük sayıda doğru yanıt verenlerin sayısında aşırı bir yığılma var ve grafikte hemen keskin bir düşüş başlıyor. Kabul edilebilir doğru yanıt sayılarına gelindiğinde aday öğrenci sayısı son derece azalmış oluyor.
- İstatistiksel dağılımın bozukluğunu standart sapmaların çok yüksek olmasından da görüyoruz. Çoğu test için standart sapma ortalamadan da büyük. Yani sadece düşük notlarda yığılma yok ayna zamanda dağılımda çok büyük dengesizlik var.
Bu veriler eğitim sisteminin hem son derece niteliksiz ve başarısız olduğunu, hem de eşitlikten son derece uzak olduğunu ortaya seriyor. Ailelerin ve gençlerin onca zorluk, çaba ve fedakarlıkla yıllarını verdikleri bir sürecin sonucunda ellerine geçen karne bu. Ancak bu karnenin asıl sahibi onlar değil eğitim sistemini yönetenler. Gençleri umutsuzluğa, karamsarlığa ve geleceksizliğe sürükleyen bu karnenin asıl sorumlusu eğitim sistemi, yani iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı ve bakanları.