TÜSİAD’ın çiçeği burnunda Başkanı Ozan Diren’in EKONOMİ’ye verdiği ilk röportajında öne çıkan en kritik mesaj, küresel gerilimler ve artan korumacılık ortamında sektörlerin yapısal dönüşümü için kamunun rehberliğine duyulan ihtiyaç oldu. Diren, iş dünyasının önümüzdeki 5-10-15 yılda hangi sektörlerin öne çıkacağını öngörebilmek için devletin yol göstericiliğine ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.
Aslında bu ihtiyaç yeni değil. 2011’e kadar hem kamuya hem özel sektöre yön veren Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), kapatıldıktan sonra görevleri önce Kalkınma Bakanlığı’na, ardından Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na devredildi. Ancak zaman içinde sahada aktif, paydaşlarla sürekli temas halinde olan yol gösterici rolündeki eski yapının eksikliği daha fazla hissedilmeye başlandı. Bunun üzerine de DPT’nin yeniden açılması gerektiği dillendirilmeye başladı.
Bu talebin arkasında birkaç önemli neden var. Öncelikle şirketler uzun vadeli plan yapmakta zorlanıyor. Kur ve faiz politikalarının sık değişmesi, öngörülebilirliği azaltıyor. İş dünyasının bir kesimi, devletin net ve uzun vadeli bir ekonomik yol haritası sunmadığını düşünüyor. Ayrıca mevcut kurumların, eski DPT kadar bağımsız ve güçlü bir planlama kapasitesine sahip olmadığı yönünde bir algı var.
En önemli kırılma ise küresel ölçekte yaşanıyor. ABD ve Avrupa Birliği’nde serbest piyasa yaklaşımının yerini giderek daha müdahaleci sanayi politikaları alırken, Çin’de devletin yönlendirici rolü zaten güçlü. Bu tablo, Türk iş dünyasında “plansız kalıyoruz” endişesini artırıyor. Yüksek enfl asyon ve deprem sonrası yeniden yapılanma ihtiyacı da merkezi koordinasyon beklentisini güçlendiriyor.
2023’te kapalı kapılar ardında dile getirilen “DPT yeniden açılsın” görüşü, 2024’te kamuoyuna yansıdı, 2025’te ise daha geniş bir kesim tarafından açıkça tartışılmaya başlandı. Dikkat çekici olan ise, zamanında DPT’nin kapatılmasını “planlama kurumu gerekli, işlevi korunmalı” şeklinde temkinli açıklamalarla geçiştiren iş dünyasının bugün devletin yön göstericiliğini daha yüksek sesle talep etmesi.
Önümüzdeki dönemde asıl soru, DPT’nin yeniden kurulup kurulmayacağından çok, Türkiye’nin planlı bir ekonomik modele ne ölçüde geri döneceği olacak.