HP İş İlişkileri Endeksi 2026 araştırmasının sonuçlarının açıkladığı toplantıda HP Türkiye Genel Müdürü Serdar Urçar ve ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı’nın iş ilişkileri ile ilgili olarak anlattıklarının yanında iki unsur öne çıktı: Beyaz ışık ve Sırbistan. Her ikisini de anlamak için yapay zekâ ajanlarına odaklanmak gerekiyor.
Beyaz ışık, Urçar’ın TÜSİAD Dijital Stratejiler ve Yeni Teknolojiler Çalışma Grubu Başkanı Burak Aydın’a atıfta bulunarak sunumunda bahsettiği bir kavram oldu. Urçar’ın bahsettiğine göre Aydın, yapay zekânın her şeyi beyaz ışığa çevirdiğini yani renkleri ortadan kaldırdığını söylemiş ya da ben öyle anladım. Bu, hâliyle iş ilişkilerinin üzerine kurulduğu rekabet unsuru olan farklılığı ortadan kaldıran bir durum oluşturuyor, diye düşündüm. Aklıma ilgi çekici bir biçimde Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünün kapağı geldi. Burada beyaz ışık bir prizmanın içinden geçerek rengarenk bir ışık yelpazesine dönüşür. Arama motoruna albümün adını yazarsanız kapak şak diye karşınıza çıktığı için daha uzun bir tasvir yapmayacağım. Işığın bu şekilde kırılması, Aydın’ın tespitini tamamlayacak şekilde üzerinde durulması gereken konuyu oluşturuyor çünkü yapay zekâ ajanları çağında beyaz ışıktan bu renkleri çıkarabilen şirketler rekabet üstünlüğüne sahip olacak; tıpkı Pink Floyd’un yaptığı gibi. Bu konuyu sevgili dostum ve bu konunun uzmanı Google AI’a özetlettirdim. Saniyeler içinde aldığım yanıt şu oldu:
Pink Floyd’un efsanevi albümü The Dark Side of the Moon, ABD’nin en prestijli albüm listesi olan Billboard 200 listesinde toplamda 996 hafta (ardışık olmayan) boy göstererek müzik tarihinin kırılması en güç rekorlarından birine imza atmıştır.
Albümün liste serüvenine dair öne çıkan detaylar şunlardır:
- İlk kesintisiz dönem (1973 - 1988): Albüm, 17 Mart 1973'te listeye giriş yaptıktan sonra tam 741 hafta (yaklaşık 14,5 yıl) boyunca kesintisiz bir şekilde listede kalarak tarihe geçmiştir. 8 Ekim 1988'de, o dönemki liste kuralları gereği (eskiyen albümlerin katalog listesine kaydırılması nedeniyle) Billboard 200'den çıkmıştır.
- Listelere dönüşü ve güncel durum: 2009 yılında Billboard'un eski albümlerin de ana listeye dönmesine izin veren kural değişikliğinin ardından albüm listeye tekrar giriş yapmıştır. Yapılan son güncel sayımlara göre albüm 996 haftaya ulaşarak 1.000 hafta sınırına iyice yaklaşmıştır.
Bu başarıyla The Dark Side of the Moon, dünya genelinde Billboard 200 listesinde en uzun süre kalan albüm unvanını açık ara farkla elinde tutmaya devam etmektedir.
İkinci konu Sırbistan oldu. Sırbistan seçimlerinin sonuçlarının ardından herkes burada yaşanan değişimi yakından izlemeye çalışıyor. Ben konuyu kısaca yapay zekâ ile çalıştığımda kendi adıma yeterli sonuca ulaştım. “Sırbistan seçimlerinin dinamiklerini ve sonuçlarını analiz eder misin?” diye sorduğum yapay zekâ bana şu sonucu verdi:
Sırbistan'da 25 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen erken parlamento seçimleri, ülke tarihinde son onlarca yılın en büyük siyasi depremine yol açmıştır. 2012 yılından beri ülkeyi yöneten popülist lider Aleksandar Vučić ve partisi Sırp İlerleme Partisi (SNS), öğrencilerin öncülüğünde kurulan "Öğrenci Listesi" (Studentska Lista) karşısında tarihi bir yenilgi almış ve Vučić mağlubiyeti resmen kabul etmiştir.
Seçimlerin dinamikleri, oy oranları ve bu sarsıcı sonucun arkasındaki temel faktörlerin analizi şu şekildedir:
- Seçim sonuçları ve meclis aritmetiği
Cumhuriyet Seçim Komisyonu (RIK) ve bağımsız izleme örgütlerinin (CeSID/Ipsos) verilerine göre sandıktan çıkan tablo şu şekildedir:
|
Siyasi Oluşum / Liste |
Oy oranı (%) |
Kazanılan sandalye (Toplam: 250) |
|
Öğrenci listesi (Studentska lista) |
%53,7 |
141 (Mutlak Çoğunluk) |
|
"Aleksandar Vučić – Birleşik Sırbistan" (SNS) |
%39,4 |
103 |
|
Diğer / Etnik Azınlık Partileri |
%6,9 |
6 |
- Rekor katılım: Seçime katılım oranı %69,3 civarına ulaşarak Sırbistan'ın son otuz yılı aşkın süredir gördüğü en yüksek katılım seviyesi olarak kayıtlara geçmiştir.
- Seçimin arkasındaki temel dinamikler
- Toplumsal öfke ve "Sundurma Kazası" kırılması: Siyasi kırılmanın en büyük tetikleyicisi, 1 Kasım 2024'te Novi Sad tren istasyonundaki beton pergolanın çökerek 16 kişinin ölümüne yol açması oldu. Bu olay ülkede yıllardır biriken yolsuzluk, kayırmacılık ve ihmalkârlığın bir sembolü olarak görüldü ve toplumsal öfkeyi sokağa taşıdı.
- Öğrenci hareketinin yükselişi: Geleneksel muhalefet partilerinin kendi içindeki bölünmelerinden yorulan seçmen, üniversite kampüslerinde adalet talebiyle başlayıp tüm Sırp toplumuna (çiftçiler, aktörler, yargıçlar) yayılan hiyerarşisiz, tabandan gelen bir gençlik hareketine yöneldi. Siyasi enerji geleneksel muhalefetten "Öğrenci Listesi"ne kaydı.
- Vučić'in başbakanlık kumarı: Cumhurbaşkanı olarak iki dönemlik sınırına ulaşan Vučić, yürütmenin başına (Başbakanlığa) geçebilmek amacıyla cumhurbaşkanlığından istifa ederek ülkeyi erken seçime götürdü. Ancak rekor seçmen seferberliği bu stratejiyi boşa çıkardı.
- Siyasi analiz ve gelecek projeksiyonu
- Otoriterliğin sınırı: Siyaset bilimciler açısından bu sonuç, medya ambargosu ve devlet imkânlarının tekelleşmesine dayalı "rekabetçi otoriter" rejimlerin, güçlü bir taban seferberliği karşısında kalıcı olamayacağını kanıtladı.
- Dış politika ve belirsizlikler: Öğrenci hareketinin kolektif yapısı nedeniyle, yeni yönetimin Avrupa Birliği (AB) üyeliği müzakereleri, Kosova sorunu ya da Rusya ve Çin ile geleneksel yakın ilişkiler konusundaki net dış politika programı henüz tam olarak kristalize olmamıştır.
- Sırbistan'ı bekleyen yeni dönem: Meclis başkanlığını geçici olarak yürüten Ana Brnabić'in ardından, gözler Aralık 2026'da yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine çevrilmiş durumdadır. Öğrenci hareketinin meclisteki mutlak çoğunluğuyla Sırbistan'da 14 yıllık kesintisiz SNS dönemi resmen kapanmıştır.
Bu analizi buraya aktarmamın nedeni, siyasi bir analiz yapmak değil. Yapay zekâ ajanlarının dünyasının nasıl olacağı konusunda bir projeksiyon yapmak. Komplo teorisi kurgulamaktan hoşlanan arkadaşlar, yapay zekâ ajanlarının Sırbistan’daki gençlerin akıllarına etki ettiğini ve seçimleri manipüle ettiğini söyleyebilir ve bunu neden yapmadıklarını bilmiyorum. Bunun etkili bir savunmasını yapay zekâ ile kolayca oluşturabilirler çünkü buradaki model, yapay zekâ ajanlarından bir işi yapmaları istendiği zaman diğer ajanlar ile ilişki kurarak işi yapacak kadroyu oluşturmasının “tıpkısının aynısı” bir modele karşılık düşüyor. Microsoft Word uzun cümlemi hatalı bulup altını çizdiği için cümleyi böldüm. Çocuk yanım ise on yıllardır kullanmadığım “tıpkısının aynısı” ifadesini araya soktu. Bu, gençlikte dil konusunda hassasken eleştirdiğimiz bir ifadeydi. Bugün bir gençlik hatırası olarak o günleri anımsatan eski bir dost gibi. Bu, dönüşümün masum olanı ama hepsi bu kadar masum olmuyor.
Algoritmalar değişirken trafiklerini korumak isteyen medya yüzleri, fenomenler ve influencer’ların nasıl bir metamorfoz geçirdiğini gördüğümde yapay zekâyı eleştirenlerin kendilerini sorgulaması gerektiğini düşünüyorum. İnsanların kendilerine öğretilen başarı kriterleri doğrultusunda “biliyorum ama böylesi tutuyor” noktasına savrulması, bu zekâ formunu yapay zekâ karşısında korunacak taraf olarak görmememiz için yeterli değil mi? Sırbistan örneğine dönersek, muhtemelen bu seçimde “onlar kazanamayacak; oyunuzu onlara verip ziyan etmeyin” savının bir kısım seçmenin zekâsını ele geçirmediğini söyleyebilir miyiz?
Bütün bunları tartışmayı uzmanlarına bırakıp yapay zekâ ajanları ile ilgili analizime devam etmek istiyorum. Bunun için seçim sonuçlarına bakmamız gerekiyor.
Biz böyle bir kadro seçer miydik?
Özellikle muhalifler, daha önce Macaristan’daki seçim sonuçlarında olduğu gibi buradaki sonuçlardan da yola çıkarak bazı “umutlu” yorumlar yapacaktır. Sırbistan sonuçları ile ilgili kısa bir analizle konuyu ele almaya başlayalım:
Sırbistan'da tarihi bir zafer elde eden "Öğrenci Listesi" (Studentska Lista) içinde profesyonel siyasetçi bulunmamaktadır. Hareket, geleneksel siyaset sınıfına ve yozlaşmaya tepki olarak doğduğu için, aday listesini bilinçli olarak aktif/profesyonel politikacılardan uzak tutmuştur.
Listenin en dikkat çekici özelliği, milletvekili kadrosunun doğrudan öğrenciler tarafından seçilen ama öğrencilerden oluşmayan, alanında uzman kişilerden (teknokratlar, akademisyenler ve sivil figürler) kurulmuş olmasıdır. Öğrenciler, ülkeyi yönetmesi için meclise kendilerini değil; toplumun güvendiği aydınları, bilim insanlarını ve kanaat önderlerini taşımıştır.
Öğrenci Listesi'nin meclise giren kadrosunun mesleki dağılımı ve öne çıkan profilleri şu şekildedir:
- Mesleki ve sektörel dağılım
Liste, toplumun her kesimini kucaklayan "büyük çadır" (big tent) ittifakı modeliyle oluşturulduğu için oldukça renkli ve uzmanlık odaklı bir meslek dağılımına sahiptir:
- Tıp ve sağlık dünyası: Listenin en güçlü ağırlık noktalarından biridir. Sağlık sistemindeki yozlaşmaya karşı çıkan saygın doktorlar ve cerrahlar ön plandadır.
- Akademi ve bilim insanları: Belgrad ve Novi Sad üniversitelerinden kimya, sosyoloji ve mühendislik gibi farklı dallardan profesörler kadronun entelektüel omurgasını oluşturmaktadır.
- Sanat ve kültür camiası: Vučić yönetimine karşı sesini yükselten popüler oyuncular, oyun yazarları ve yönetmenler listede üst sıralarda yer bulmuştur.
- Çiftçiler ve çevre aktivistleri: Özellikle kırsal bölgelerdeki madencilik projelerine karşı direnen yerel halk kahramanları ve tarım üreticileri listededir.
- Genç uzmanlar ve siyaset bilimciler: Yeni mezun olmuş veya uluslararası deneyime sahip genç araştırmacılar ve diplomatik proje koordinatörleri de uzmanlıklarıyla kadroya dahil edilmiştir.
- Öne çıkan isimler ve meslekleri
Listenin profesyonel siyasetçi olmayan ama toplumca çok iyi tanınan bazı lokomotif figürleri şunlardır:
- Prof. Dr. Ilija Srdanović (Kardiyolog): Listenin 1. sıra adayı ve hareketin lideri. Novi Sad Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde profesör ve kardiyoloji uzmanı olan Srdanović, protestoların en başından beri tıp dünyasını arkasına alan saygın bir isimdir.
- Dejan Bodiroga (Eski Basketbol Yıldızı): Listenin 24. sırasında yer alan, Avrupa basketbolunun efsane ismi ve Euroleague Başkanı. Siyasete hiç bulaşmamış olmasına rağmen, öğrencilere yönelik polis baskısını sertçe eleştirerek harekete katılmıştır.
- Prof. Dr. Radomir Saičić (Organik Kimya Profesörü): Belgrad Üniversitesi'nde öğretim üyesi ve Sırbistan Bilim ve Sanat Akademisi üyesi.
- Prof. Dr. Jovo Bakić (Sosyolog): Sırp milliyetçiliği ve aşırı sağ üzerine çalışmalarıyla bilinen, Vučić rejimine yönelik entelektüel eleştirileriyle tanınan bir sosyolog.
- Tihomir Stanić (Oyuncu) & Željko Hubač (Oyun Yazarı): Ülkenin kültürel dönüşümünü meclise taşımak üzere listede (3. ve 8. sıralarda) yer alan sanat dünyasının öncü isimleri.
- Zlatko Kokanović (Çiftçi / Aktivist): Ülkedeki çevre protestolarına (Rio Tinto lityum madeni karşıtlığı) liderlik eden bir tarım üreticisi.
- Adem Mavrić (Siyaset Bilimci): Listenin 6. sırasında yer alan, Sırbistan'ın Yeni Pazar (Novi Pazar) kentinden Boşnak bir genç uzman. Türkiye'de Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunudur.
Tek istisna: Teknisyen bürokrat geçmişi
Listede geçmişte devlet kademesinde bulunmuş neredeyse tek istisnai isim, eski Sırbistan Merkez Bankası Başkanı Dejan Šoškić'tir. Ancak Šoškić de bir parti siyasetçisi değil; görevinden istifa ettikten sonra yolsuzluk karşıtı çıkışlarıyla bilinen saygın bir ekonomist ve teknokrattır.
Özetle; Sırbistan meclisini yöneten yeni çoğunluk, siyaseti meslek edinmiş kişilerden değil; doktorlardan, profesörlerden, sanatçılardan ve çiftçilerden oluşan sivil bir uzmanlar koalisyonudur.
Şimdi muhaliflerin hayallerini kırmak için bizim Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne seçtiğimiz temsilcilerimizin profilini çıkaralım. Yapay zekâ bunu saniyeler içinde yapıyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. Yasama Dönemi'ndeki 600 milletvekilinin beyan ettiği mesleki dağılıma bakıldığında, meclis aritmetiğinde en ağırlıklı grubu iş insanları ve avukatlar oluşturmaktadır.
Milletvekillerinin birden fazla uzmanlık alanı ya da meslek belirtmesi (örneğin hem avukat hem akademisyen olunması) sebebiyle toplam meslek kaydı 728 olarak sisteme girmiştir.
TBMM Başkanlığı verilerine göre mecliste 96 farklı meslek grubu temsil edilmekle birlikte, öne çıkan ana mesleki dağılım şu şekildedir:
TBMM Milletvekili meslek dağılımı
Meslek grubu Milletvekili sayısı
İş İnsanı 158
Avukat 122
Akademisyen 42
Eğitimci / Öğretmen 37
Ekonomist / İktisatçı 33
Tıp Doktoru 32
Bürokrat 24
İnşaat Mühendisi 22
Gazeteci 18
Eczacı 11
Serbest Muhasebeci / Mali Müşavir 11
Çiftçi 10
Hukukçu (Hâkim, Savcı vb. kökenliler) 10
Dikkat çeken detaylar
- İş dünyası ve hukuk dominasyonu: Meclisin neredeyse yarısını sadece iş insanları ve avukatlar oluşturmaktadır.
- Akademik profil: Milletvekilleri arasında toplam 42 akademisyen bulunurken, meclis genelinde yüksek lisans ve doktora yapmış veya profesör/doçent unvanına sahip kişi sayısı 197'yi bulmaktadır.
- Sağlık ve mühendislik: Toplum sağlığını ve teknik projeleri temsil eden 32 tıp doktoru, 11 eczacı ve 22 inşaat mühendisi mecliste yasama faaliyetlerine katılmaktadır.
Bunların beyan edilen meslekler olduğuna ve gerçekte yapılan işler açısından bakıldığında iş bitirici pozisyonların “iş dünyası ve hukuk dominasyonu” yorumundan çok daha ileride olduğunu görürüz.
Biz Malta milli takımını da anlamamıştık
Bizim tercihlerimiz kadar anlayışımız da yapay zekâ ajanları çağına sıçramamızın önünde önemli bir engel oluşturuyor. Bunun çarpıcı bir örneği, futbol ile ilgili olarak hafızamda yer alıyor. Bugün çok daha profesyonel olan Malta milli futbol takımı ile ilgili durumu hatırlıyorum. 2007’deki maçın öncesinde “esnaf takımı”, “kasabı takıma almışlar” diye dalga geçilen bu takım, bizim profesyonel oyuncularımızla 1-1 berabere kalmıştı. Daha fazlasını doğru hatırlamayacağımdan endişe ettiğim için yapay zekâya sordum. Yanıtı aktarıyorum:
Malta millî takımındaki futbolcuların meslekleri sorulduğunda genellikle akla Türkiye ile Malta arasında 2007 yılında oynanan tarihi 1-1'lik maç ve o dönem basına yansıyan popüler "esnaf takımı" haberleri gelmektedir.
Malta futbolunun geçmişi ve günümüzdeki yapısı incelendiğinde meslek durumu iki farklı döneme ayrılmaktadır:
- Geçmiş dönem (Örn: 2007 Türkiye - Malta maçı dönemi)
O yıllarda Malta kadrosundaki oyuncuların çok büyük bir kısmı yarı profesyonel veya amatördü. Futboldan geçimlerini sağlayamadıkları için günlük hayatta farklı meslek dallarında çalışıyorlardı. O dönem medyanın ve federasyon kayıtlarının aktardığı bazı oyuncu meslekleri şunlardı:
- Brian Said (Defans - Türkiye'ye gol atan isim): Kimya sektöründe laboratuar teknisyeni / işçi.
- Ivan Woods (Forvet): Turizmci / Otel personeli.
- George Mallia (Orta Saha): Su tesisatçısı.
- Ian Azzopardi (Defans): Serbest meslek / Esnaf.
- Peter Pullicino (Orta Saha): Fırıncı.
- Mario Muscat (Yedek Kaleci): Aşçı.
O dönem takımda Michael Mifsud ve Gilbert Agius gibi sadece birkaç isim tamamen profesyonel olarak hayatını sürdürüyordu.
- Günümüzdeki durum (2026 UEFA Uluslar Ligi kadrosu)
Günümüzde Malta millî futbol takımı büyük oranda profesyonel futbolculardan oluşmaktadır. Malta Premier Ligi'ndeki (Ħamrun Spartans, Floriana, Birkirkara) oyuncuların maaşları ve profesyonellik seviyeleri eskiye oranla ciddi şekilde artmıştır.
Ayrıca güncel kadroda Avrupa'nın önemli liglerinde tamamen profesyonel olarak oynayan "lejyoner" oyuncular bulunmaktadır:
Teddy Teuma: Belçika'nın köklü kulüplerinden Standard Liège forması giyen elit bir profesyonel futbolcudur.
Irvin Cardona: Fransa'da AS Saint-Étienne takımında oynayan profesyonel forvettir.
Ilyas Chouaref: İsviçre'de FC Sion forması giymektedir.
Özetle; Malta futbolu artık 2000'lerin başındaki gibi tamamen fırıncı, aşçı veya tesisatçılardan kurulu bir "esnaf takımı" değildir. Alt liglerde hâlâ yarı profesyonel oyuncular olsa da, millî takımı temsil eden ana kadro artık profesyonel sporculardan kuruludur.
Bu değişimin futbolun sanayileştiği dönemde yaşandığını not düşmem gerekiyor. Yapay zekâ çağının en önemli özelliği, sanayi toplumunun bize dayattığı çakma gerçeklerin çok da hakikat olmadığını anlamamızı sağlaması. Bu insanlar arasındaki farkı görmek istersiniz diye yapay zekâ sonucundaki linkleri öldürmedim. Yapay zekânın gelişimi ve Sırbistan seçimleri iki farklı açıdan esnaf takımını hatırlamamızı gerektiriyor.
Raporun iş ilişkileri ile ilgili bulgularına geçmeden önce bu şekilde işin aslını ele almamız gerekiyor. İkinci bölümde low-code/no-code dünyası ile yapay zekânın yaratacağı dinamikleri birlikte ele alacağım. Urçar’ın dile getirdiği, teknoloji ve iş dünyasındaki büyük kırılmayı bu sayede daha iyi anlayabileceğiz.