Sağlık sektöründe tıbbi görüntüleme, tanı ve tedavi teknolojileri alanında çözümler sunan Siemens Healthineers Türkiye, 2022’den beri her iki yılda bir Sağlık Okuryazarlığı Araştırması yaptırıyor ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşıyor.
2026 yılı araştırması FutureBright Group tarafından, Türkiye genelinde 18-65 yaş aralığında, farklı sosyoekonomik gruplardan 600 kişiyle Nisan-Mayıs 2026’da yüz yüze görüşülerek gerçekleştirildi. Elde edilen sonuçlar ve içgörüler şirketin toplumda sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik projelerini bir araya getirdiği ‘Bilmende Fayda Var’ platformu çatısı altında geçtiğimiz hafta İstanbul’da FutureBright Group Kurucusu Akan Abdula moderatörlüğünde gerçekleşen panelde basınla paylaşıldı.
Panelde İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Mehmet Ertürk ve aynı fakülteden Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Aydın araştırma sonuçlarını hekim gözüyle değerlendirirdi. Siemens Healthineers Türkiye Görüntülemeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ertan Cömert ve Laboratuvar Diagnostiği ve İnovasyon Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gürdal Şahin sağlık teknolojilerinin hastalara, hekimlere ve sağlık kurumlarına sunduğu imkânlar üzerinde durdu.
Araştırma her yıl olduğu gibi ülkemizde algı ve gerçeklik arasındaki uçurumu bir kez daha ortaya koydu. Araştırmaya göre kendini sağlıklı görenlerin oranı bu yıl yüzde 76’ya yükselmiş durumda. Bu oran 2022’de yüzde 71, 2024’te ise yüzde 64 seviyesindeydi. Görüleceği gibi 6 yıl içinde kişisel olumlu algıda yüzde 12’lik kayda değer bir artış gerçekleşmiş.
Ancak, öte yandan sağlık verilerine bakılacak olursa kronik hastalık sahipliği yüzde 23’e ulaşmış. Tansiyon rahatsızlıkların görülme sıklığı yüzde 4’ten yüzde 10,3’e çıkmış. Şeker hastalığında da oran yüzde 4’ten yüzde 8’e yükselmiş.
Bu verilere paralel bir biçimde sağlıksız yaşam alışkanlıklarında da olumsuz bir tablo gözlemleniyor. Örneğin, sigara kullanımı yıllardır yüzde 46,5 ile çok yüksek bir oranda seyrediyor. Her iki kişiden birisi kendini stresli olarak tanımlıyor. Hiç spor yapmadığını söyleyenlerin oranının yüzde 21’den yüzde 39’a çıkmış olması bir diğer endişe verici bilgi olarak dikkat çekiyor.
Toplumun yarısı doktora gitmek için şikâyet bekliyor
Araştırma sonuçlarına göre, halkımızın yüzde 52,7’si ancak bir şikâyet ortaya çıktığında sağlık kontrolüne gidiyor. Rutin kontrol amacıyla doktora başvuranların oranı ise sadece yüzde 23,5. Kontrolünü erteleyenlerin yüzde 32’si bunun gerekçesini ‘Hastalık çıkar’ korkusuyla açıklıyor.
Prof. Dr. Şükrü Mehmet Ertürk, araştırmanın hekim gözünden okunması gereken en kritik bulgusuna dikkati çekiyor: “Bu araştırma bize çok net bir mesaj veriyor: Kendimizi iyi hissetmemiz, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmiyor. Toplumun yarısından fazlası hala bir şikâyet ortaya çıkmadan doktora gitmiyor; bu da erken tanı şansını en başından kaçırdığımız anlamına geliyor. Özellikle inme ve kalp krizi gibi zamanla yarıştığımız hastalıklarda belirtileri tanımak hayat kurtarıyor. Sağlık okuryazarlığı dediğimiz şey aslında tam da burada başlıyor: Vücudumuzun bize verdiği sinyalleri doğru okuyabilmek.”
Check-up oranları artıyor
Araştırmanın ortaya koyduğu olumlu trendlerin başında, düzenli check-up yaptıranların oranının son iki yılda yüzde 22’den yüzde 35’e yükselmesi geliyor. Aynı şekilde, kontrol sıklığı da ortalama 3,5 yıldan 2,2 yıla inmiş durumda.
Kadın sağlığında umut veren sıçrama
Bir başka olumlu trend de 30 yaş üstü kadınlarda mamografi yaptırma oranında gözlemleniyor. Verilere göre, son iki yılda bu oran yüzde 23’ten yüzde 54’e yükselmiş. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 70’i kendi kendine meme muayenesi yöntemini bildiğini, bilenlerin yüzde 80’i ise bunu uyguladığını ifade etmiş.
Öte yandan, mamografi çektirmeyen kadınların yüzde 54’ü bunun gerekçesini yalnızca ‘Şikayetim olmadı’ şeklinde açıklamış. Bu veri tarama testlerinin şikayetten bağımsız, düzenli bir alışkanlık olarak yapılması gerektiği konusundaki bilgilendirme çalışmalarının devam etmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Hastalıkların belirtileri hakkında bilgi zayıf
Hastalıkların belirtilerini anlamak bir başka deyişle “Sinyal okuryazarlığı” yapabilmek erken teşhis açısından büyük önem taşıyor. Maalesef, ülkemizde bu alanda da kırılgan bir tablo mevcut. Örneğin, araştırmaya katılan kişilerin yüzde 66’sı inme belirtilerini bilmediğini, yüzde 45’i Alzheimer’ın erken teşhis edilebileceğinden habersiz olduğunu belirtmiş. Kalp krizi belirtilerini ayırt edebildiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 59’da kalmış. .
Sağlık kurumu tercihinde belirleyici kriter hekim deneyimi ve doğru teşhis
Araştırmaya göre halkın sağlık kurumu tercihinde en temel beklentiler hekim deneyimi ve doğru teşhis. Araştırmaya katılanların sağlık kurumu seçiminde yüzde 58’i hekim deneyimini, yüzde 48'i ise doğru tanıyı önemsediğini belirtiyor. Bu bulgular, görüntüleme ve laboratuvar teknolojilerinin yalnızca ileri cihazlardan ibaret olmadığını; hekimlerin karar süreçlerini destekleyen, tanı süreçlerini güçlendiren ve hastaların doğru sağlık hizmetine güvenle ulaşmasını sağlayan kritik bir unsur olduğunu gösteriyor.
‘Yapay zekâ doktora yardım etsin’
Araştırma bireylerin yapay zekâyla kurduğu ilişkinin boyutları hakkında da önemli içgörüler ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 40’ı tahlil sonuçlarını yapay zekâya yorumlattığını belirtmiş. Bu grubun yüzde 76’sı sağlıkları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olduklarını düşünüyor. Ancak aynı grubun yüzde 67’si bu deneyimin kafa karışıklığı, yüzde 62’si ise endişe yarattığını ifade ediyor.
Buna karşılık toplum, yapay zekâyı doktorun yanında konumlandırdığında güven duyuyor. Doktorun kararını destekleyen yapay zekâya olumlu yaklaşanların oranı yüzde 64, tanı süresini kısaltan teknolojilerin hayat kurtarabileceğine inananların oranı yüzde 69, yapay zekanın görüntülemede hata payını azaltabileceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 55
Sürdürülebilirlik beklentisi yüksek, erişim eşitliği güçlü
Araştırmaya katılanların yüzde 88’i sağlık hizmeti ve tıbbi ürün tercihinde sürdürülebilirliğe önem verdiğini belirtirken, ‘longevity’ (uzun ve sağlıklı yaşam) kavramını duymuş olanların oranı yalnızca yüzde 20’de kalmış. Bu da toplumun sürdürülebilir sağlığı bir kavram olarak değil, bir beklenti olarak sahiplendiğini gösteriyor. Erişim tarafında ise olumlu bir tablo var; katılımcıların yüzde 76’sı görüntüleme veya tahlil için başka bir şehre ya da ilçeye gitmek zorunda kalmadığını belirtmiş.
Evcil hayvan sağlığında farkındalık yüksek, ancak takip zayıf
Siemens Healthineers’ın görüntüleme çözümleri insan sağlığının yanı sıra veteriner hekimliğinde de kullanılıyor. Dolayısıyla, araştırmada hayvan sağlığı ile de sorular bulunuyor. 2026 araştırmasına katılanlarının yaklaşık 10’da 1’i evcil hayvanı olduğunu ifade etmiş. Verilere göre, veteriner ziyaretleri ağırlıklı olarak yılda bir kez gerçekleşiyor. Evcil hayvan sahiplerinin yüzde 17’si hayvanının ciddi bir hastalık geçmişi olduğunu belirtiyor. Görüntüleme teknolojilerinden yararlanma oranı yüzde 29’da kalıyor (en yaygın yöntem röntgen, yüzde 16). Buna karşın sahiplerin yüzde 80’i ileri görüntüleme teknolojilerini hayvan sağlığı için hayati buluyor.