Prekarya, günlük dilimize girmeye aday bir kelime daha. Sürekli iş güvencesi olmayan, güvencesiz ve geçici şartlarda çalışan yeni bir sosyal sınıf demek… İngilizce “precarious” yani güvencesiz ve tehlikeli ile “proletariat” proleterya, işçi sınıfı kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor.
Türk gencini tanımlıyor; Türk genci okumuyor, çalışmıyor, meslek öğrenmiyor… kimilerine göre “iş beğenmiyor”!... bu nedenle geleceksiz, güvencesiz, dirençsiz ve prekarya!
NEET nedir?
NEET, İngilizce Not in Education, Employment or Training ifadesinin kısaltması. Ne eğitimde, ne istihdamda ne de mesleki eğitimde bulunan gençleri tanımlıyor. Türkiye’de 15–24 yaş grubunda NEET oranı 2025’te yüzde 23,3 (TÜİK). Kabaca her dört gençten biri…
NEET gençler nasıl geçiniyor?
NEET’in arkasında milyonlarca farklı hayat var. Türkiye'nin en NET sorunu bu NEET. Tek tip değiller; iş arayan da var; iş bulamayınca aramaktan vazgeçen de. Üniversite mezunu da var içinde… eğitimini yarıda bırakan da. Evde aile bireylerinin bakım sorumluluğunu üstlenen de gruba dahil. Düşük ücret ve kötü çalışma koşullarını kabul etmeyerek ailesinin yanında yaşamayı sürdüren genç de bu grupta…
Kimileri onlara “ev gençleri” diyor… Türlü türlü isim veriyoruz. Bundan sonra isim takmaya değil, çözüm bulmaya çalışmalıyız. Çünkü dışarıda kaldıkları süre uzadıkça içeri dönmeleri zorlaşıyor. Hayata normal birey olarak katılım gösteremiyorlar. Gelir kaybı yoksulluk riskine, ekonomik bağımlılık direnç kaybına, güvencesizlik geleceksizliğe dönüşüyor.
Kaldı ki, önemli olan kritik soru da şu: Bu gençler nasıl geçiniyorlar? Kiralarını kim ödüyor? Masraflarını kim karşılıyor? Harçlıklarını nereden buluyorlar?
NEET ekonomisini bilmiyoruz.
Sosyal asansör durmuş yukarı çıkmıyor
Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Bahçeşehir Üniversitesi'nin kurucu Sosyoloji Bölüm Başkanı. Gençlik, kadın, toplumsal yapı, kırılgan gruplar, sosyal değişim ve risk alanlarında uzun yıllardır çalışıyor. Bahçeşehir Üniversitesi bünyesindeki Toplum, Sağlık, Davranış ve Önlem Alma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin de kuruluşuna öncülük etti. “NEET bir genç işsizliği hikâyesi değil; Türkiye'de sosyal hareketliliğin tıkanmasının hikâyesi” diyor. Narlı'nın NEET'e bakışı yalnızca iş gücü istatistiği üzerinden değil. Söyleşimiz beni üzdü, aydınlattı, şaşırttı.
Türkiye’de sosyal asansör durmuş. Gençlerin yukarı doğru hareket edemediği, sınıflar arasındaki geçişin zorlaştığı “ katı bir sosyal tabakalaşma” yaşıyoruz. Aynen böyle ifade ediyor sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı. Söyleşiden bende kalan en rahatsız edici boşluk bu oldu. Sosyal asansörde sıkışan GELECEKSİZ, GÜVENSİZ, DİRENÇSİZ GENÇLER, YARININ KALICI YOKSULU VE KATI SOSYAL TABAKALAŞMA… Büyük harflerle yazarsam daha çok dikkat çeker mi? Asansörde sıkışan bu grubun alt damarları da var: kadın, bakım ekonomisi, “ev genci”, mobbing, üniversite–meslek uyumsuzluğu, aile sığınağı ve yapay zekâyla gelen teknoloji devrimi!
İş yok, umut da yok
İş bulamayan genç, zaman içinde özgüvenini kaybediyor, iş aramaktan vazgeçebiliyor. Bu bir tip. Bunun karşısında başka bir genç profili daha var; önüne çıkan işi ücretini ya da çalışma koşullarını yeterli bulmadığı için kabul etmiyor o da… İki genç de NEET.
Kadrolu ve öngörülebilir çalışma düzeninden esnek, parçalı ve güvencesiz çalışmaya geçiş; gencin önündeki hayatı planlayabilme kapasitesini değiştiriyor. Bir işiniz olabilir ama o işin altı ay sonra devam edip etmeyeceğini bilmiyorsunuz. Geliriniz olabilir ama onunla bağımsız bir hayat kurup kuramayacağınızı bilmiyorsunuz. Diplomanız olabilir ama mesleğinizin sizi nereye taşıyacağını öngöremiyorsunuz. Geleceksizlik tam da burada başlıyor.
Narlı'nın anlattığı yeni çalışma rejiminde uzun kontratlar geriliyor; yerine esnek çalışma ve belirsizlik geliyor. Onun kelimeleriyle: prekarya, geleceksizlik, güvensizlik.
Diploma var, karşılığı yok
NEET'in bir başka yüzü; gençlerin sahip oldukları yetkinliklerle iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu yetkinlikler birbirine uymuyor. Diploma ile iş arasında otomatik bir geçiş yok.
Üniversite mezunu olmak yeterli değil. İşveren deneyim istiyor. Genç deneyim kazanmak için işe ihtiyaç duyuyor. İşe girmek için ise deneyime...
Narlı, stajın, uygulamalı eğitimin ve eğitim sırasında iş dünyasıyla temasın önemini söyleşide özellikle ifade etti. Staj ve uygulama neden önemli? Genç teorik bilgisini kullanıyor, iş dünyasını tanıyor ve istihdama geçiş ihtimali güçleniyor. Narlı bu nedenle üniversite–iş dünyası köprüsünü özellikle vurguluyor. Sorun yalnızca kaç yıl eğitim aldığımız değil. Ne öğrendiğimiz, öğrendiğimiz şeyin hangi meslekle eşleştiği ve eğitimden işe geçişi sağlayacak köprünün bulunup bulunmadığı.
Üniversite sayımız çok, her yerde bir, birden fazla üniversite. Beton binalarla ne kadar övünsek azdır… gelin görün ki, sundukları eğitim, piyasanın ihtiyaç duyduğu beceriyle eşleşmiyor.
Narlı, NEET oranının yüksekliğinin ve özellikle NEET statüsünde uzun süre kalmanın sosyal mobiliteyi zorlaştırdığını “Daha katı bir sosyal tabakalaşma” yarattığını söyledi.
Bir zamanlar yoksulluğu açıklamak için “nöbetleşe yoksulluk” kavramını konuşurduk. Yoksulluk şehir içinde, aileler, kuşaklar ve yeni gelenlerle eskiler arasında el değiştiriyor; bazıları aşağıda kalırken bazıları yukarı çıkabiliyordu.
Nöbetleşe yoksulluktan kalıcı yoksulluğa
Narlı'nın NEET üzerinden çizdiği bugünkü tablo hareket alanının daraldığını gösteriyor. Uzun süre NEET kalmak, gencin iş deneyimi kazanmasını engelliyor. İş bağlantıları oluşmuyor. Mesleki becerileri gelişmiyor. Eğitimden uzaklaşıyor. Ekonomik bağımsızlık gecikiyor.
Sonunda geçici olması beklenen durum kalıcılaşıyor. Narlı “nöbetleşe yoksulluk” tanımının “kalıcı yoksulluk” riskine dönüştüğünü söyledi; nöbet değişmiyor. Yoksulluk kemikleşiyor. Sosyal tabakalar arasındaki geçiş zorlaşıyor.
Her NEET yoksul değil
NEET olmak otomatik olarak yoksul olmak anlamına gelmiyor. Ailesi ekonomik olarak güçlü bir genç de bir süre eğitim ve istihdam dışında kalabilir. Üç ay NEET kalmakla yıllarca NEET kalmak aynı şey değil.
Süre uzadıkça eğitimden ve iş gücü piyasasından kopuş derinleşiyor. Özgüven kaybı, geleceğe ilişkin belirsizlik ve aileye ekonomik bağımlılık birbirini beslemeye başlıyor. Bu noktada NEET çalışma hayatının değil, sosyal hareketliliğin konusu oluyor.
Türkiye’de kadınların NEET oranı neden daha yüksek?
Türkiye'deki NEET tablosunun en çarpıcı öğesi kadınlar. 15–24 yaş grubunda 2025 NEET oranı erkeklerde yüzde 16,3 iken kadınlarda yüzde 30,9. Neredeyse iki katı!
“Çalışmıyor” dediğimiz genç kadının gerçekten çalışmadığından emin miyiz? Çocuk ya da yaşlı bakıyor olabilir. Evi çekip çeviriyor, aile işletmesinde ücretsiz çalışıyor olabilir. İstatistik onu istihdam dışında görüyor. Oysa gününün önemli bölümü emekle geçiyor.
Prof. Dr. İpek İlkkaracan'la söyleşimde kısa bir süre önce ele aldığım “bakım ekonomisi” işte yeniden karşımızda. Bakım ekonomisinin tuhaf bir kaderi var: Ekonominin devam edebilmesi için vazgeçilmez; ekonomik tartışmanın içinde ise görünmez. Narlı da Türkiye'de kurumsallaşmış bakım hizmetlerinin yetersizliğine dikkat çekiyor.
Bakım ekonomisinin görünmeyen yükü
Kadının iş gücüne katılmasını istiyoruz ama çocuğa, yaşlıya, hastaya kimin bakacağı sorusunu aynı kuvvetle sormuyoruz. Bakım aileye kalıyor. Aile içinde de çoğunlukla kadına. Sonra o kadını istatistikte “iş gücüne katılmıyor” diye görüyoruz. Bu görünmez ekonomiyi görünür hale getirmenin yolunu da bulmaya niyetimiz yok. İstatistikler inşaat sektörünün yarattığı istihdamdan daha fazlasını, daha hızlı yaratabileceğini gösteriyor. Olsun biz, bakıma muhtaç nüfusumuza meziyetmiş gibi çalışma çağında ve gücünde olan bir aile üyesini mahkum ediyoruz.
Türkiye'nin kadın NEET oranının erkeklerin neredeyse iki katı olması yalnız istihdam politikasıyla açıklanabilecek bir veri değil. Aile, toplumsal cinsiyet rolleri, bakım sorumluluğu ve çalışma hayatı birbirine bağlanıyor. Türkiye'yi kadın olmadan ayağa kaldırmaktan söz ediyoruz.
“NEET neden kalıcı yoksulluk riski yaratıyor?”
Aile, NEET meselesinin en bilinmeyen konusu. Genç çalışmıyor, geliri yok ama yaşamaya devam ediyor. Nasıl? Araştırılması gereken nokta burası. Aile, genci koruyan son güvenlik ağı mı? Yoksa bazı koşullarda NEET statüsünün uzamasını mümkün kılan yapı mı?
Genç ailesinin yanında barınabiliyor, temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyor, düşük ücretli bir işi kabul etmek zorunda kalmayabiliyor. Bu koruma bir yandan gencin mutlak yoksulluğa düşmesini engelliyor, diğer yandan ekonomik bağımsızlığa geçişi erteleyebiliyor…
Bugün bile sahip olduğu yetkinlikleri iş gücü piyasasının ihtiyaçlarıyla eşleştiremeyen gençler, mesleklerin daha hızlı değiştiği bir döneme giriyor. Eğitim–meslek uyumsuzluğu geleceğin problemi. NEET'in uzun süre eğitimden ve işten uzak kalması, bu değişime uyum kapasitesini zayıflatıyor. Gencin zaten okuduğu bölüm ihtiyacı karşılamıyor, teknoloji bu arada toplumun ve iş dünyasının beklentisini çoktan değiştirmiş görünüyor.
NEET Türkiye – Kısa Bakış
- NEET: Ne eğitimde, ne istihdamda ne de mesleki eğitimde.
- Türkiye (15–24 yaş, 2025, TÜİK): %23,3.
- Erkek: %16,3.
- Kadın: %30,9.
- Temel sorunlar: Eğitim–meslek uyumsuzluğu, deneyim açığı, düşük ücret ve güvencesizlik, bakım sorumlulukları, aileye ekonomik bağımlılık.
- Uzun dönem risk: Kalıcı yoksulluk ve sosyal hareketliliğin zayıflaması.
Prof. Dr. Nilüfer Narlı kimdir?
Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Bahçeşehir Üniversitesi’nin kurucu Sosyoloji Bölüm Başkanıdır. Gençlik, kadın, toplumsal yapı, kırılgan gruplar, sosyal değişim ve risk alanlarında çalışmaktadır.